Aslansın Başkanım Kaplansın Müdürüm

Yazı yazarken bir konu seçerim kendime. 

Sonra otururum bilgisayarın başına ve aklıma geldiğince basarım tuşlara. 

Bazen ilk düşündüğüm gibi gitmez yazı ve o an daha iyi anlattığımı düşündüğüm bir halde ilerler. 

Alıntı çok yapmam yazılarımda. Hele ki yazının bütünü asla bir alıntıdan ibaret olmaz. 

Tabi ki esinlendiğim yazılar, kitaplar bazen bir şarkı sözü ve de o an dinlediğim müzikten esintiler de düşer satırlara.

Ancak bu yazıda alışılmış tarzımın dışında uzunca bir alıntı paylaşacağım sizlerle.

****

Eski bir bakandan bir konferansta konuşma yapması istenmişti. 

Elinde kağıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve konuşmasına başladı. 

Ama kafasının başka yerde olduğu sanki anlaşılıyordu.

Daha bir iki cümle söylemiş iken durdu, kahve bardağından bir yudum aldı ve sonra bir süre bardağı kaldırıp baktı. Derin bir nefes aldı ve; “Biliyor musunuz ne düşünüyorum?" diye sordu.

“Bu konferansta geçen yıl da, hem de aynı kürsüde konuşmuştum. Tek bir fark vardı; o zaman hala bakanlık görevim sürüyordu. Buraya gelirken bana business class bileti alınmıştı, hava alanında beni bir limuzin ve eskort araba bekliyordu.

Beni önce bir otele götürmüşlerdi. Otel müdürü beni otelin kapısında karşılamış ve kral dairesine çıkarmıştı. Ertesi sabah lobide benim odadan inişimi bekleyen bir heyet vardı. Beni yine aynı limuzinle bu salona getirmişlerdi. Özel bir kapıdan içeri almışlardı.

Çok şık bir bekleme odasında konferansı beklerken porselen bir kapta kahve ikram etmişlerdi. Sonra da beni salona aldılar ve en ön sırada ayrılan yerime geçmiştim."

Eski bakan derin bir nefes aldı, seyircilere gülerek bir süre baktı ve devam etti;

"Fakat bu yıl karşınızda bir bakan olarak bulunmuyorum." 

Bir an durdu ve sonra

 "Dün buraya kendi ödediğim uçak bileti ile uçtum. Beni hava alanında kimse karşılamadı. Otele taksi ile geldim. Kendi odama kendim çıktım. Bu sabah buraya otelden yine taksi ile geldim.

Kapıdan girerken güvenlikten geçtim, hüviyetimi alıp listede olduğuma emin olmadan salona almadılar bile. Sonra da bulabildiğim yerde oturdum. Canım kahve istedi ve görevliye sordum; bana dışarıda kahve makinesi olduğunu söyledi.

Ben de çıktım ve şu gördüğünüz kağıt bardağa kahveyi kendim doldurdum." 

Seyirci gülmeye başlamıştı.

 "Sanıyorum geçen yıl porselen bardak bana sunulmamıştı. Makamıma sunulmuştu. Benim asıl bardağım işte bu."

Konuşmanın bu noktasında gülüp alkışlayan seyircilere kahve bardağını kaldırıp gösterdi. Alkışlar bitince de şunları söyledi;

“Size verebileceğim en iyi ders bu işte. Bütün o övgüler, hizmetler, avantajlar, rütbeniz, rolünüz, makamınız içindir. Size ait değildir. Ve bir gün makamınızı görevinizi bitirdiğinizde porselen bardağınızı halefinize verirler. Çünkü aslında hep layık olduğunuz kağıt bardaktır.”

****

Geçtiğimiz günlerde internette dolaşırken bir sıralı twette karşılaştım bu satırlarla.

Ve aklıma o an bunu yazıya dökmek geldi. 

Lakin araya iki yazılık bir konu girince bu güne kaldı. 

Belirtelim ki yukarıdaki flood Simon Sinek'in "Leaders eat last" (Liderler en son yer) kitabından alıntılanmış. 

Okuyunca benim aklıma ‘belki de şu an herkesin aklına geldiği gibi’ makam sahipleri filan gelmedi. 

Ben biraz daha makam sahiplerinin dibindekilerle ilgileniyorum. 

Hani o makamdakilerin hık deyicileri, aslan başkanım, kaplan vekilim, sen şöylesin amirim sen böylesin valim, hele sen olmasan bu işler olmazdı kaymakamım, daha iyilerini hak ediyorsun müdürümcüler var ya, günde 5 öğün selam çakanlar…

Onlar iyi okusun Simon’un satırlarını. 

Simon tabi denk gelen, böyle hikayeleri günümüzden örneklerle de anlatabiliriz ama … 

Buradaki mesajı isteyen üzerine alınabilir. 

Ha tavus kuşu misali söyleneni duymamak, yazılanı okumamak, gerçekleri görmek istememek tercihiniz olabilir ve kafanızı kuma gömebilirsiniz.

Ancak yarın, mütemadiyen goygoyladığınız makam sahipleri, yaptıkları görev nedeni ile kendilerini saydırır adından söz ettirir de… 

O zaman siz ne yapacaksınız onu düşünün! 

Peşin açıklama;

Yazıdan sonra bir çok okuyucum bunu soracak biliyorum. “Kimler onlar” filan diye. 

Çok merak edecek bir şey yok canım, az etrafa bakın tweet filan karıştırın, onlar ay ışığı gibi parıldıyorlar zaten, hemen göreceksiniz :)

Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ersin İbil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak MedyaRota Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan MedyaRota hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler MedyaRota editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı MedyaRota değil haberi geçen ajanstır.



Sakarya Markaları

MedyaRota, Sakarya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (264) 271 68 68
Reklam bilgi

Anket Sakaryaspor 1.Lig'de Başarılı Olur Mu?