Tehlikenin Ne Zaman Farkına Varacağız?

Bir toplum için en büyük tehlike nedir?

Savaşlar mı?

Yoksa;

Açlık, susuzluk, yoksulluk, hastalık veya kıtlık mı?

İhtiyaçlar hiyerarşisinde önceliğimiz nedir?

Hepsinden öte, hayata ve insanlığa dair beklentilerimiz nelerdir?

Varoluş gayemizin ulviliğini idrak edebilen her fani, bu sorularla yoğurur kendisine lütfedilen hayatı. Soruların cevaplarını aramakla geçirilen bir ömür, elbette ki geceyi gündüzden ayırt edebildiği gibi eğriyi de doğrudan ayırt edebilecek ve olaylar zincirine nedensellik açısından bakabilecek bir bakış açısı sunacaktır insana.

Evet, tehlikenin ne zaman farkına varacağız diye bir soru yöneltmiş ve hayatımızı derinden etkileyebilecek birkaç başlık sıralamıştım. Savaş, açlık, yoksulluk, hastalık ve daha niceleri. Elbette bunlar, toplumun her bir ferdini olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak bütün bunlardan çok daha önemli bir konu var ki o da toplumsal yozlaşmadır.

Toplumsal yozlaşma, vücudumuzdaki dokuların yapıları bozularak, normal fonksiyonlarını yapamayacak hale gelmeleri gibidir. Kanserli bir hücrenin vücut organlarını sinsice sardığı gibi, toplumsal normlarımızı bozmaya yönelik faaliyetler ve eylemler toplumun gözünün içine baka baka gerçekleştiriliyorsa eğer, yozlaşma tehlikeli boyutlara ulaşmış demektir.

Toplumun temel çekirdeği olan ailenin köküne dinamit koyan İstanbul Sözleşmesi, okullarda etkin olmaya başlayan rotary kulübü faaliyetleri, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşcinsellik projesi, Gender fluid (cinsiyet alışkanlığı /cinsiyetsizlik) ideolojisi eylemleri ve daha niceleri toplumumuzda normalleştirilmeye çalışılıyor. Nasıl mı?

Örneğin;

Bir baba, sosyal medya fenomeni olan oğlunun sapık bir davranışı için gençtir yapar diye açıklama yapabiliyor.

Lgbt logosu olan gökkuşağı, çocuklarımıza etkinlik adı altında çizdirilebiliyor.

Bir lgbt savunucusu “sözüm ona sanatçı” YKS de sınav sorusuna konu olabiliyor.

Eşcinsel bir sosyal medya fenomeni salgın döneminde vefa grubunda, hem de Kızılay gibi bir kurumda görev alabiliyor.

Her gün milyonlarca alışveriş yapılan büyük firmalar lgbt görsellerini internet sayfalarına taşıyabiliyor.

Ve daha niceleri…

Bizlere normalleştirilmeye çalışılan toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşcinselliği ile Gender fluid (cinsiyet alışkanlığı /cinsiyetsizlik) ideolojisini normalmiş gibi kabul etmemiz mümkün değildir. Bu sapkın zihniyeti benimsetmeye yönelik tüm eylemlere karşı Devletimizin ilgili kurumları bir an önce tedbirler almalıdır.

Veliler olarak bizler sağır ve kör taklidi yapmayı bırakmalı ve geleceğimizi hedef alan bu sapkın zihniyete karşı hep birlikte çocuklarımızı bilinçlendirmek için çaba göstermeliyiz. Hastalık olarak kabul edilen ve tedaviyle normal yaşantısına dönen binlerce insanın varlığını gizleyerek, özgürlük adı altında taleplerle gündem oluşturmaya çalışanlara kesinlikle prim vermemeliyiz. Aksi halde ne savaşla, ne açlıkla, ne de yoksullukla mücadele edebilecek durumda olamayacağız vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak MedyaRota Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan MedyaRota hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler MedyaRota editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı MedyaRota değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 Asgari Ücret Ne Kadar Olmalı?