banner28

Şairü’i-ş Şuara Necip Fazıl’a Dair

İki farklı hayatı, yaşadığı büyük dönüşüm ile adeta hissettirdiği iç sesi, Büyük Doğu’nun mimarı Üstad Necip Fazıl’ın hayatına dair en merak edilen detayları yazdık! İşte birbirinden manidar şiirleri, davaları ile Necip Fazıl…

Şairü’i-ş Şuara Necip Fazıl’a Dair
banner3

1904 yılında Kahramanmaraşlı bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet Necip, hukukçu bir baba ve ev hanımı bir anneden dünyaya geldi. Henüz küçük yaşlarında okumayı sökerek zekasını fark ettiren Necip Fazıl, okumaya olan tutkusu ile bilindi. İlk okul çağlarında sıkıntılı bir dönem geçirdi ve bir çok defa okul değiştirdi. Annesinin verem hastalığına yakalanması ile Heybeli’ye taşınmaları onun için “Bahriyeli Yıllar”ın başlaması demekti.

Yayıncılık faaliyetlerinde ilkleri yaşadığı Bahriye Mektebi’nde Mekteb-i Fünun-ı Bahriye-i Şahane imtihanlarına girdi. O sırada Türk Edebiyatının önemli bir şairi olacak Nazım Hikmet ile aynı mektepte eğitim gördü. İlk yayıncılık faaliyetine tek nüsha şeklinde ve el yazısı ile yazılmış olan Nihai dergisi ile başlarken; yabancı dil kabiliyetini de yine bu yıllarda geliştirmiştir. Başlıca Batılı yazarlardan olan Lord Byron, Oscar Wilde, Shakespeare gibi isimlerin eserlerini orijinal dilinde okuma imkanı buldu.

1921 yılında Darulfünun Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kaydolan Necip Fazıl; burada Yakup Kadri, Faruk Nafız, Ahmet Kutsi, Ahmet Haşim gibi dönemin edebiyatçıları ile tanışma fırsatı yakalamıştır. Fazıl’ın ilk şiirleri de Yakup Kadri önderliğinde çıkan Yeni Mecmua’da yayınlanmıştır. Maarif Vekaleti’nin açtığı sınavda başarılı bulunarak Avrupa’ya gönderilecek öğrenciler arasına girdi. Paris’e eğitim almaya gittiği süreçte, Sorbanne Üniversitesi Felsefe bölümüne girdi. Ancak bohem tarzı ile bu bölüme uyum sağlayamadı hatta tam da bu sırada Kaldırımlar’ı yazdı!

Kaldırımlar’dan bir kısım…

“Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.”

necip fazıl

Yayınladığı bu şiir ile beklemediği kadar büyük bir ilgi gören Necip Fazıl, dönemin aydınlarından büyük övgüler almıştır. Meslek tercihini bankacılık yönünde tercih eden Fazıl, Umum Muhasebe Şefi olarak Ankara İş Bankası’nda 9 yıl kadar çalışmıştır. 2 yıl boyunca askerlik görevi yapan Necip Fazıl, bu uzun süre sonunda Ankara’ya dönerek “Ben ve Ötesi” isimli şiir kitabını yayınladı. Onu şöhretin zirvesine taşıyan bu kitap ile ilgi topladı. Hayatının hep iki farklı dönemi olduğunu söyleyen Necip Fazıl, 1934 yılında yani 30 yaşındayken hayatının dönüşümünü yaşamıştır. Bu dönüşümde etkili isim ise Abdülhakim Arvasi olmuştur. Kendisi bir Nakşi Şeyhi olup, Necip Fazıl’a tasavvufi konularda yol göstermiştir. İslamcılık ve Türkçülük kavramlarını ön plana çıkarttığı eseri “Tohum” Şehir Tiyatroları’nda sahnelenmiştir.

Özel hayatındaki gelişmeler ise 1941 yılında Neslihan Balaban ile evlenmesi ile gerçekleşti. Bu evlilikten toplamda 5 çocuk sahibi oldu. 1942’de yeniden askerlik yapması için Erzurum’a gönderilen Necip Fazıl, burada siyasi bir kalem yazıya aldığı için mahkum edilerek ilk kez hapis cezası aldı. 1943 yılından itibaren Türk modernleşmesine yaptığı eleştiriler ve siyasal tavrını net şekilde ortaya koyan faaliyetlere başlamıştır. Yine 1943’te çıkardığı Büyük Doğu dergisi ile büyük ilgi toplamış ancak zaman zaman muhalif yazıları nedeniyle kapanıp açılma durumları yaşamıştır. 1949’da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu, devamında ülkenin bir çok yerinde açtığı şubeler ile cemiyeti büyüten Fazıl, “Adnan Menderes’e gönderdiği açık mektuplar ile partinin İslam ekseninde geliştirilmesini” önermiştir.

Gittikçe İslam’a yakınlaşan ve eserlerini de bu yönde geliştiren şair, Türk Edebiyat Vakfı tarafından, Şairler Sultanı ve Yılın Fikir ve Sanat Adamı seçilmiştir.

Mayıs’ın 25. Günü yaşı 80’e bir kala terk ettiği bu çilehanede, kendinden geriye ölümsüz eserleri kalmıştır. Biz de size onun en anlamlı şiirlerinden biri ile veda etmek istiyoruz:

“Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

.

.

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü,
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün… Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye,
Toprağında bir taş olur, beklerim…”

Güncelleme Tarihi: 20 Ocak 2020, 13:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER