banner10

banner11

SUBÜ’den İzmir Depremi Raporu

SUBÜ Deprem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından İzmir Depremi’ne yönelik olarak hazırlanan deprem raporu yayımlandı.

GÜNDEM 11.11.2020, 19:17
SUBÜ’den İzmir Depremi Raporu
banner51

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Deprem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAMER) tarafından, merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede gerçekleştirilen gözlem ve incelenmeler neticesinde hazırlanan rapor https://damer.subu.edu.tr/ adresinde yayımlandı. Konuya ilişkin bir basın açıklaması yapan SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naci Çağlar ve DAMER Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Osman Kırtel, merkezin hazırladığı deprem raporunu değerlendirirken, Sakarya için belirledikleri önerileri paylaştı.

2000 YILINDAN SONRA YAPILAN YAPILAR GÜVENLİ SAYILMAZ

Yıkılan ve ağır hasar alan yapıların çoğunun Bayraklı ilçesinde olduğunu vurgulayan SUBÜ Rektör Yardımcısı Çağlar,

“Bu yapıların tasarımında kullanılması gereken en büyük yer ivmesi ise 0.400g civarında iken bölgede ölçülen yer ivmesi 0,108g olarak belirlendi. Bu bize bölgedeki yıkım ve hasarların yapı kalitesi ile ilgili olduğunu gösteriyor. Deprem esnasında tamamen göçerek yıkılan binalar dikkate alındığında, bu binaların 2000 yılı öncesinde inşa edildiğini ve düz donatı ile birlikte çok düşük kalitede beton kullanıldığını gözlemledik. Marmara Bölgesi’nde 2000 öncesi inşa edilmiş olan 3 bin binadan karot alınarak yapılan bir araştırmada beton dayanımı 8-10 MPa (mega paskal) civarında bulunmuştu. 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binaların tamamının riskli olduğu söyleyemeyeceğimiz gibi 2000 yılından sonra yapılan yapıların tamamının da güvenli olduğunu söyleyemeyiz. Genel olarak ise 2000 öncesinde deprem güvenli olmayan yapıların daha yaygın olduğunu, 2000 sonrası yapılan yapılarda ise deprem güvenli yapıların daha yaygın olduğunu ifade edebiliriz. 2000 öncesi yapılarda düz donatı kullanılmış ise beton dayanımı belirleyici olmaktadır. Dolayısıyla beton dayanımı 10 mega paskal ve altında olan binalarda güçlendirme uygulaması yerine bu binaların yıkılarak yeniden yapılması daha doğru bir seçenek olacaktır” ifadelerini kullandı.

CAN KAYIPLARININ TAMAMI HASARLI YAPILARDAN KAYNAKLANIYOR

Herhangi bir deprem sonrası taşıyıcı elemanlarında az ya da çok hasar oluşmuş yapıların detaylı bir şekilde incelenerek mutlaka güçlendirilmesi ya da yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirten Çağlar,

“Çünkü bu hasarlar, yapının depreme karşı yeteri kadar güvenli olmadığının göstergesidir. Hasarların onarılmaması ve yapının güçlendirilmemesi durumunda yapı, olası bir depremi çok daha kötü şartlarda karşılayacaktır. 1967 depremini hasarsız olarak atlatan birçok binanın 1999 depreminde yıkıldığını unutmamalıyız. Ülkemizde mevcut yapı stokumuzun depremlere hazır olmadığı gerçeği geçmiş depremlerde olduğu gibi İzmir Depremi sonrası yapılan incelemelerde de ortaya konuldu. Türkiye’de depremlerde meydana gelen can kayıplarının hemen hemen tamamı yapıların hasar görüp yıkılmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle deprem zararlarını azaltmada en önemli adım, mevcut yapıları depreme karşı güvenli hale getirmek ve yeni yapılacak binaları depreme dayanıklı olarak inşa etmektir” dedi.

GEREKLİ ADIMLARI BİR AN ÖNCE ATMALILAR

 Depreme hazırlık noktasında yetkililerin görev ve sorumluluklarının yanı sıra bina sahiplerinin de sorumlulukları bulunduğunun altını çizen Çağlar,

“Vatandaşlarımız yaşadıkları konutların depreme karşı güvenliğinin belirlenmesi konusunda bireysel olarak da gerekli adımları bir an önce atmalılar. Bu amaçla vatandaşlarımız, öncelikle içinde yaşadıkları binanın projelerini temin ederek işe koyulabilirler. Projelerini temin etmeleri durumunda, binanın kaç yılında yapıldığı, hangi deprem yönetmeliğine göre yapılmış olması gerektiği, çelik sınıfının ne olduğu ve beton sınıfının ne olması gerektiği gibi temel bilgileri öğrenebilirler. Ayrıca başta hazır beton kullanılıp kullanılmadığı olmak üzere yapılarının inşa sürecini bilmeleri ve kullanım süresi boyunca yapıya bir müdahale yapılıp yapılmadığı konusunda da ilgili araştırmaları yapmaları faydalı olacaktır. Bu ön bilgi doğrultusunda en azından ‘bilgi amaçlı’ olarak binalarının mevcut durumunu uzmanlara başvurarak öğrenmeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

DEPREM SENARYOSU ŞART

Marmara Bölgesi’nde ve İstanbul’da yaşanacak şiddetli bir depremin Sakarya’yı derinden etkileyebileceğini söyleyen Çağlar,

“Aktif bir deprem kuşağı üzerinde bulunan şehrimiz için deprem senaryosu çalışmalarını vakit kaybetmeden yapmalıyız. Yerel yönetimlerin planlama yapabilmeleri için deprem tehlikesi ve buna bağlı olarak mevcut yapı stoku, ulaşım yapıları ve altyapılarda oluşabilecek riskleri bilmeleri gerekir. Bunun için de öncelikle bina, ulaşım yapıları ve altyapı envanterini bilmeleri gerekir. Depremler olmadan önce, yerleşim yerlerimizin yaşanması muhtemel bir büyüklükteki depremden ne ölçüde etkilenebileceğini, mevcut yapı stokumuzun ve ulaşım hatlarımızın ne kadarının güvenli olduğunu, oluşabilecek hasarın büyüklüğü ve güvensiz yapıların hangi bölgelerimizde yoğunlaştığını ancak deprem senaryoları ile belirleyebiliriz. Deprem öncesi zorunluluk arz eden iyileştirme çalışmalarının planlanmasında ve bir depremin meydana gelmesi durumunda yapılacak işler ile alınacak önlemlerin planlanmasındaki en etkin araç deprem senaryo çalışmalarıdır.”

Yönetmeliğe uygun yapılar ayakta kalıyor

Marmara Depremi’nin bir milat olduğunu ve bu deprem sonrasında birçok önemli adımın atıldığını kaydeden DAMER Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Osman Kırtel,

“Nervürlü donatı ve hazır beton kullanımının yanı sıra zemin etüdü yapılması ve yapı denetim uygulaması da 1999 sonrasında zorunlu hale getirildi. Bu nedenle genel olarak 2000 öncesi inşa edilmiş olan binaların daha riskli olduğu söylenebilir. Aslında 1975 Deprem Yönetmeliği ve sonrasında yapılan herhangi bir bina inşa edildiği tarihteki deprem yönetmeliklerinin minimum kriterlerine uyularak yapılmış ise o binada toptan göçme beklemiyoruz. Çünkü her ne kadar 1975 Deprem Yönetmeliğinde nervürlü donatı kullanımı zorunlu olmasa da; deprem güvenliği açısından etriye sıklaştırılması yapılması, deprem tehlikesinin yüksek olduğu bölgelerde minimum beton basınç dayanımının 18 MPa (mega paskal) olması gibi tanımlı parametrelere uyulması can ve mal kayıplarını büyük oranda azaltmaktadır. İzmir Depremi ve daha önceki depremlerin etkilediği yapılardan 1975 Deprem Yönetmeliğine uygun yapılan yapıların çoğunluğunun depremleri hasar almadan ya da az hasarlı olarak atlattıklarını görüyoruz. Tanımlanan kriterlere göre yapılan yapıların hasar almadan veya yıkılmadan bu depremleri atlatabileceğini ülkece test etmiş oluyoruz. Bu nedenle depremler sonucu meydana gelen can ve mal kayıplarının çoğunluğu aslında teknik olarak bilinen ve tanımlanmış olan kriterlere tasarım ve/veya inşa aşamasında uyulmaması veya yapının kullanım süresi içerisinde yapıya kontrolsüz müdahalelerde bulunması ile açıklanabilir” diye konuştu.

Kontrolsüz tadilatlar yıkıma neden oldu

Türkiye’de yaşanan birçok deprem sonrası yapılan incelemelerde yıkılan ve ağır hasar alan yapılarda karşılaşılan yetersizliklerin hemen hemen tamamıyla İzmir’de de karşılaştıklarını aktaran Kırtel,

“Karşılaşılan hasar tipleri ve hasar nedenleri açısından yeni bir durum söz konusu değil. Daha önceki depremlerde olduğu gibi bu depremde de taşıyıcı elemanlarda yetersiz donatı detaylandırılması, seyrek etriye kullanımı ve kritik bölgelerde etriye sıklaştırması yapılmaması, kötü kalitede beton kullanımı ve işçilik hataları gibi sorunlar olduğunu belirledik. Dolayısıyla hem tasarım hem de inşaat aşamalarında mühendislik hizmetinin yeterli seviyede alınmadığı ve ayrıca gerekli denetim ve kontrollerin yeterince yapılmadığı sonucu bir kez ortaya çıktı. Deprem bölgesinde incelenen yıkılan ve ağır hasar gören binaları hemen hemen tamamında standart ve yönetmeliklere uygun olmayan beton kullanıldığını gözlemledik. Betonun üretiminde herhangi bir standart gözetilmediğini ve düşük dozajlı olarak üretildiğini tespit ettik. Zemin katlardaki yumuşak/zayıf kat oluşumu ile taşıyıcı elemanlarda yapılan kontrolsüz tahribat ve tadilatlar kısmi göçmelerin ve binaların yıkılmasının sebeplerinden. Ayrıca binalarda çok büyük kapalı çıkmaların olması da dikkat çekici unsurlardan.”

Yorumlar (0)
16°
kapalı
Namaz Vakti 19 Haziran 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30