Fırsatçılık Kanımızda Var

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıkladı.

Elazığ’da yükseltilen nakliye fiyatlarına karşı, Unimog tipi askeri kamyonetler Elazığlı vatandaşların hizmetine sunuldu.

Hiç mi Allah’dan korkmaz, başınızda ki, beladan ibret almazsın ey insanoğlu!..

Bu Dünyevilik nereye kadar?

Hele hele muhtaç insanların, düşkünlüğü üzerinden bu emele ulaşmaya çalışmak, sanırım tamamıyla ahlak ve edep yoksunu olmanın açığa çıkmış pervasız hali olsa gerek.

Tüm Türk halkı, afat diye nitelendirdiğimiz deprem sonrası, Elazığ için yek yürek olup, bir şeyler yapabilmenin derdine düşmüşken,

Yurdun dört bir köşesinde yardım kampanyaları tertip edip, depremzedeler ve yöre halkının yaralarını sarmaya cabalarken, gelin görün ki, bir takım kişilik yoksunu zevatların yaptığına ne demek lazım.

Tüm bu yaşananlar nüfusunun %99 Müslüman diye nitelenen ülkede olması da ayrı bir rezilliktir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) 'Bizi aldatan bizden değil' buyuruyor.

Yine Peygamber Efendimiz karaborsacılığı da (ihtikâr) “7 büyük günah ”tan biri saymış ve “Allah; fiyatları yükseltmek maksadıyla Müslümanların koyduğu fiyatlara olumsuz tesir eden kişiyi büyük bir ateş azabına uğratmaya and içmiştir” buyurmuştu.

‘Hz. Ali’ ise fiyat yükselsin de satayım diye gıda maddesini kırk gün saklayıp öyle satanın kalbi kararır demiştir.

İşte bu kalbi kararmış kişiler sadece kendi çıkarlarını düşündükleri içinde her şeyi mubah saymaktan çekinmemektedirler.

Neden fırsatçı bir toplum olduk? Öyle bir toplum olduk ki birbirimizi tanımaya önce maddiyattan başladık.

Her şeye şahsi çıkar gözüyle bakmaktan imtina etmez olduk!..

Şahsi menfaatlere dayalı bir toplum modeli oluşturduk. Kimse kimsenin iyiliğini istemez oldu.

Birine bir iyiliğimiz dokunduğunda hemen ondan bir çıkar beklemeye başlamak, üç kuruş kazancına göz diken olmak, sorsan arkadaş, dost gibi görünerek bunu yapmak, sanırım ne insanlık, ne adamlık, ne hemşeri olmakla izahı mümkün değildir.

Tersi olduğunda, sorsan dost görünenlerin gidip birilerine, çıkar elde edemediği insanları yalan yanlış beyanatlarla karalaması da cabası.

Toplumda herkes birbirlerinin açığını arar hale geldi. Birileri hakkında kötü şeyler duymak istiyor, çünkü onun menfaati başkalarının başına gelen olumsuz olaylarla odaklanmış.

Bunun için kötü haberler prim yapıyor.

Dedikodu ile işler yürüyor. Hep başkasının hayatına gözlerimizi dikiyoruz. Yardımlaşma yerine kazık atmayı, birbirimizi kandırmayı, fırsatçılığı daha ön plana almışız!

Yani kötülüğü kendimize düstur edinmişiz. İnsanlar kendi çıkarları için istedikleri gerçekleşsin de gerisi hiç önemli değil diye düşünüyor.

Her türlü olayı, kendi menfaatimize yönelik bir fırsatçılık anlayışı içerisinde değerlendirmeye büyük özen gösteren bir toplum olmuşuz.

Bir fırsat çıktığı zaman hemen değerlendirir, boşluklardan yararlanır, işleri kılıfına uydururuz.

Sonuçta birileri günün sonunda haksız kazancı ile mutluyken, geniş bir kesim kaybetmenin ve adaletsizliğe uğramanın öfkesi içinde ortada kalır

Siyaseten de baktığınızda işler farklı işlemiyor!..

Bir birinin ümüğünü sıkmaya hazır bir güruh, fırsat kollar, rakip gördüğü kişinin ayağının tökezlemesini dilek tutarcasına bekler olmuştur.

Bu işler öylesine pespaye hal almış ki; bırakın ayağının tökezlemesini beklemek, yalan yanlış söylemlerle genel merkeze dosyalar hazırlayıp bir birlerini jurnalleme yarışına girmişler adeta.

Gerçi geçmişte bu tip ayak oyunlarını oynayanlar sonuç almamışlar mıydı?

Elbette almamış olsalar idi bu tarz eylemler pirim yapmazdı.

Makam için bir birinin ayağına çelme takmak, yalan, dolan işleri icat edip bir birini karalamak, iftira atarak saf dışı bırakmak, olsa olsa bizim gibi şark kültürü mensuplarının tercihi olmaktan öteye geçmeyecektir.

Geçmişte bu şekilde bir sürü liyakatli insanların önleri kesilmedi mi?

Sanki hiç ölmeyecek, hesap, mizan olmayacakmış gibi..!

İşte tamda burada şu iddialı cümleyi kurmak istiyorum ’’emin olun mahşerde, hiç hayal bile edemeyeceğiniz ölçüde azap sizi beklemektedir’’

Önüne geçmek istediğiniz insanların, adam gibi karşısına çıkıp mücadele etmek varken, arkadan dolanmak neyin nesidir böyle.

Yalan ve dolanla sadece önüne engel koyduğunuz insanların hakkına girmediniz, aynı zamanda layıkıyla hizmet alacak olan insanlarında hakkına da girmiş oldunuz.

Örneğin liyakat ve hayalleri olmayan bir kişiyi, çeşitli ayak oyunlarıyla bir makama getirdiğinizde,

Emin olun o beldenin tüm insanlarına ihanet etmiş oluyorsunuz!

Birde o insan dönüp, ben zaten buranın adayı değildim! Benden bundan fazlasını beklemeyin, beş yıl bana katlanacaksınız diyorsa, işte en büyük garabet bu olsa gerek.

Emek veren, akıl yoran, proje üreten, realisttik düşünen insanların önü kesildiği ve ötelendiği müddetçe bu işler asla yolunda gitmeyecektir.

Şunu bilin ki, eğitimsiz, olaylardan habersiz bir ülke yok artık.

Herkes, her olayı en kısa sürede, öğrenmektedir.

Kimin ne olduğunu, hangi meşrep mensubu olduğunu ve zihniyetini layıkıyla bilemektedir.

İnsanları enayi yerine koymanın alemi yoktur.

Eminiz ki,

Kısa günün karı gibi görülen bu işler, gün gelir kar yerini bela alarak yapanın ayaklarına dolanacaktır!..

Muhalefet açısından da işler böyle işlemiyor mu?

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bey, canını dişine takmış, ülkemizin geleceği için, diplomasi ismi altında yedi düvelle cebelleşirken, muhalefet mensuplarının yaptıkları, ülkemizi bölmek, parçalamak niyetinde olanlarla girdikleri ilişkiler ortada.

Allah c.c bu ti niyette olanlara fırsat vermesin.

Bu modeller,

Hiçbir ahlaki kaygıyı dert etmeyenler, “ikiyüzlü” damgası yemekten de çekinmezler elbette.

Yeni Türkiye, donanımlı gençlik inanın bu mavralara prim vermeyecektir.

Siyaset, hayatın rotasını belirleyen temel bileşendir ve bu nedenle de hayatın hiçbir alanını siyasetin dışında tutmak mümkün değildir.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

‘’’kış kışlığını, puşt puştluğunu yapacak olduğunu unutmadığımızda’’

YORUM EKLE
YORUMLAR
Necmi Yavuz
Necmi Yavuz - 2 hafta Önce

Sayın yazar, akp lilerin birbirine yaptiklarini rakipleri onlara yapmamıştır.

Necmi Yorulmaz
Necmi Yorulmaz - 2 hafta Önce

Ah Başkan ah, kıymetin bilinmedi. Bırak bu kendi çalan, kendi oynayanları gel bizim partiye :)