banner28

YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNİN YETERSİZLİĞİ..!

Bakım Nedir?

Yoğun bakım, yoğun bakım uzmanı olan hekimler ile hemşireler, fizyoterapistler ve diğer ilgili sağlık çalışanlarının birlikte sundukları hizmetlerin bir bütünü olup, hastanelerin özel teknoloji ile donatılmış birimlerinde sunulmasıdır.

Bu birimlere yoğun bakım üniteleri adı verilir ve bu birimlerde bir veya birden fazla organ yetmezliği gelişmiş hastalara destek tedavisi sunulur.

Yoğun Bakım Acil Tıp ile Karıştırılmamalıdır

Acil tıp kritik bir hastanın ilk saatlerinde hastanın yaşamsal fonksiyonlarının korunması-düzeltilmesi konuları ile uğraşırken, yoğun bakım bu hastaların ilk stabilizasyon dönemlerinden sonraki saatler ve günlerdeki takip ve tedavilerini içerir. Sadece acil servis hastaları değil, hastanede yatan ancak durumu kötüleşip, yoğun bakımda iyileşmenin mümkün olabileceği hastalar da yoğun bakım ünitelerinde izlenmelidir.

Her Ağır Hasta Yoğun Bakıma Yatırılmamalıdır..!

Ancak, her durumu kötü olan hasta yoğun bakım ünitelerine yatırılmamalıdır.

Kronik hastalıkları veya mevcut durumları nedeniyle yaşam şansı hiç kalmamış, tamamen geri dönüşümsüz bir tıbbi tabloda olan hastalar ile artık sadece bakım ihtiyacı olan hastalar yoğun bakım ünitelerinde izlenmemelidir.

Bu hastaların izlenmeleri için evde bakım teşvik edilmeli veya farklı üniteler oluşturulmalıdır. Gereksiz hasta yatışları hem hastane enfeksiyonları başta olmak üzere hastaların pek çok komplikasyona maruz kalmasına yol açar, hem de ihtiyacı olan diğer kritik hastaların yatışını engeller.

Ülkemizde zaman zaman gündemde olan yoğun bakım yatağı bulunamaması durumunun temel nedenlerinin başında yatak sayısı yetersizliğinden ziyade yoğun bakım yatak dağılımındaki dengesizlik, ünitelerin yönetiminde yaşanan sorunlar ve yatakların uygunsuz kullanımı gelmektedir.

Türkiye'deki yoğun bakım ünitelerinin yatak sayısı bakımından yetersizliği ve hastaların mağduriyeti ile ilgili haberlere zaman zaman tanık oluyoruz.

Ancak ülkemizde 3400 yoğun bakım ünitesi, 42 bin yoğun bakım yatağı bulunduğunu ve 100 bin kişiye 42 yatak düştüğünü söyleyen Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Mehmet Uyar, bu sayıların ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte olduğunu ve sorunun yatak sayısından kaynaklanmadığını söylüyor.

Peki tablo böyle ise neden yoğun bakım servislerinde yer bulamayan, hatta sedye üzerinde bile tedavi edilen hasta haberleri gündeme geliyor?

Yoğun Bakım Üniteleri Akılcı Kullanılmadır

Öngörüsüne başvurduğumuz hekim arkadaşımız;

“Sadece yoğun bakım tedavisinden gerçekten fayda görecek hastaların bu ünitelere kabul edilmesi gerekir.

Yoğun bakımdaki tedavi çok iyi yönetilmeli, gecikme olmaması için diğer klinikler hızlı ve çok ciddi destek vermeli, konsültasyonlar aksatılmamalı.

Hastanın yoğun bakımdaki tedavisi tamamlandıktan sonra taburcu süreci iyi organize edilmeli veya uygun kliniklere sevki sağlanmalı.

Sağlık Bakanlığı’nın, yoğun bakım sonrası palyatif bakım, evde bakım gibi hizmetleri çok iyi ayarlaması gerekir. Ancak böyle davranırsak kaynağımızı en iyi şekilde kullanmış oluruz.” Diye fikir beyan etmektedir.

Ayrıca bazı hekim arkadaşlar ise;

Evde palyatif bakım bakım düzeyine gelmiş hasta sahiplerine, artık hastanızı eve getirin bakımını orada devam ettirin demelerine rağmen hasta sahiplerinin, hastalarına çeşitli sebeplerle bakamayacağını ifade edip, araya torpiller sokup hastaları yoğun bakım ünitelerinde tutmak istemelerini üzülerek ifade etmekteler.

En garip olanı ise, geri dönüşü mümkün olmayan hasta sahiplerinin duyarsızlığı olarak da serzenişte bulunmaktalar.

Bizim örf ve adetlerimizde olmayan davranışlar sergileyen hasta yakınları için, onlar kul hakkına girmekteler, tedavisi mümkün olan ihtiyaç sahibi hastaların yerini, kendi ölüm döşeğinde ki hastaları evlerine getirip, sevgiyle, birbirine olan hasretini gidererek, dualarla ölmesini engelleyip, dört duvar arasında, soğuk odada, tavana bakarak, dua’sız ölmelerine sebep olarak ve ayrıca gerçek ihtiyaç sahibi hastaların yoğun bakımdan istifade etmelerini engelleyerek kul hakkına girmekteler diye ifade etmekteler.

Şimdi bizde buradan soruyoruz?

Türk İslam kültüründen ne ara bu denli uzak kaldık?

Bizim Dünyaya gelmemize vesile olan ebeveynlerimize ne ara bu kadar ahde vefasız bir toplum haline geldik?

Nereden çıktı, ölüm döşeğindeki hastamızı sevgisiz, soğuk bizim şefkatimizden uzak bir odaya terk etmek, bizim göstermemiz gereken ilgiyi sağlık personelinden beklemek.

Düşünsenize,

Bakımından rahatsız olduğunuz ebeveyniniz soğuk, yoğun bakım odasında vefat edip hakkın rahmetine kavuştuktan sonra, cami avlusunda utanmadan sıkılmadan birde timsah gözyaşları döker olmak ne enteresan değil mi?

Bir an önce silkinip kendimize gelmeliyiz, biz bu değiliz, biz büyüklerine şefkat, küçüklerine sevgi gösteren mübarek bir dinin mensuplarıyız.

Lütfen dinimizin gereğini yerine getirelim.

Sorumluluğumuzdan bu denli kaçma halimiz, başka ihtiyaç sahiplerinin haklarını da gasp etmektedir..!

Yaşlılarına hürmet etmeyene, biliniz ki kimse hürmet eylemez..!

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’Kul hakkının sadece maddeden ibaret olmadığını anladığımızda’’

YORUM EKLE
YORUMLAR
tarafsız
tarafsız - 1 ay Önce

Sayın yazar, Yazlık kavşağından Yenikent YOLUNA yani S.Zaim bulvarına girince 100 m. ilerde solda bir derneğimize YEŞİL ALAN-KAMU ALANI ÜZERİNDE lüks bir bina b.şehir tarafından yapıldı. İKİ DÖNÜMDEN FAZLA YEŞİL ALANDA-kamu alanı da tel örgü ile çevrilip, mazı ile çevrelenip bu binaya-derneğe terk edildi. Bu yasa hangi yasadır? Belediye bir derneğe yeşil alan üzerinde bina yapabilir mi? Birkaç dönüm yeşil alanı, kamu alanını bu derneğe verebilir mi? Bir derneğe verdiği zaman, diğer tüm derneklere de hak doğmaz mı? Bütün bunlar yasalmıdır? Bunu basın olarak araştırınız, ilgilileri uyarınız, göreve davet ediniz lütfen.Yetkililer, vilayet makamı nerede?