YAKIN TARİHTEN DERS ÇIKARTMAK
Osman Karataş

Osman Karataş

YAKIN TARİHTEN DERS ÇIKARTMAK

16 Nisan 2018 - 09:23

’’ lisedeki tarih müfredatı neden Hatay'ın düşman işgalinden kurtuluşu ile bitiyor ?"

Belki de en çok ihtiyacımız olan tarihi gerçeklerin 1940 ve sonrasına, insanlar ancak kendi araştırmaları ve okuyup öğrenmesi durumunda vakıf olabiliyorlar. Aksi takdirde aptal aptal, hangi savaş kaç tarihinde oldu geri zekâlılığınca tarih öğretilmekte bu ülke insanlarına.

Özellikle de yakın tarihi... Tabi ki resmi ezber tarih değil de ağırlıklı olarak Siyasal tarihi iyi okuyup, koşullarıyla birlikte ele alıp günümüzle kıyaslanmalıdır.

Neyse, unutanlara, kısa bir Siyasi tarih dersi daha yazmak gerektiğini yeniden aklıma koydum. Tam da çevremizde hem savaşlar siyasetin sürdürülme şekli olarak yayılırken, krizler çöküntülere doğru evrilirken ve en acısı, tarihi en cılız barış taleplerinin de olduğu günlerden geçmekte oluyoruz.

Bunlar aslında ilkler değildir. Üstelik, Sosyalist devrimci hareketlerin de olmamasının nedenli kirli sayfa yazılımına kolaylık sağlandığı da yeniden tekrarlanıyordu…

Bu gerçeklik, günümüz Ortadoğu’sunda onca savaş felaketine karşın, bölgedeki Sosyal demokratlardan işgalci ayni eksenli partilerin savaşa karşı çıkma çizgisinde olmamalarını görmekteyiz.

Hat ta şoveniz yarışma ile ulusalcılık yapma rekabetinde de hep görüyoruz… Bunlar aslında ne sürpriz nede ilktir. Yakın tarih bu tip örneklerle doludur. Öyle olmasa, birçok işkâl veya savaş tetiğini hem de yalanlar söyleyerek bu partiler rol almazlardı!

1940 lar Türkiye’sini ve sonrasını hatırlayacak olursak,

Amerikan mandasına girmiş, marşhal yardımlarıyla avutulan ülkemiz, yakın tarih zafiyeti ve fukaralıkla karışık kültürel yozlaşmanın en üst düzeyini yaşamakta idi.

İskarpin ayakkabıyı monşerlerin giydiği ,frenk şapkasının elden ele dolaştığı, köylerde insanların şapkasız şehre inemediği dönemler ah o dönemler.

Hele garalastiğin/cizlavet lastiğin lüks olduğu, çarıkların akşamdan suya koyulduğu garip, çaresiz günler…

Şeker çuvallarının iç çamaşırı yapıldığı, bunun farkına varan siyasetçilerin talimatıyla şeker çuvallarına çiçek desenlerinin basıldığı, yani şeker alanın çuvalını rahatlıkla iç çamaşırı yapılmasının yolu açılmış olmuştu.

En garip olanı ise havagazının en zenginlerin evine bağlatılması, oda İstanbul, Ankara, İzmir illerine mahsus  olmak şartıyla.

Anadolu’nun böyle bir şansı yoktu maalesef…

Lütuf olan tüp gazla tanışan masum çocuk Anadolu’mun bu keyfide kısa sürmüştü…

Sosyal demokrat hükümet bir az lükse alıştırılan Anadolu’ma kuyrukları reva görmüştü.

Bu ülke insanının genetiği ile oynamak avrupalı ve amerikalı dostlarımızın hoşuna gittiği için, acil olarak, zeytin  yağımızı ve tere yağımızı yok etmek için bizim genetiğimize sana kimyasal yağını soktular.

Her yeniliğe kısa sürede adapte olan yeniliğe susamış Anadolulum, sana yağsız, vita yağsız yemek yapamaz yiyemez olmuştu.

Hatta balkon ve pencere altlarının masum çiçek saksısı olmayı bile hak eden yapay yağ, bir anda karaborsaya düşüp bulunmaz olmuştu.

Merdiven altlarından nüfuzlu müşterilere satılır, garibanlara ise iki kat fiyat teklif edilirdi. Çok faydalı imiş gibi...

Gariban halkın alıştırıldığı cigara o bile karaborsada, tekelin karne ile sattığı, üstün lütuf günlerin ide gördük.

Ya kısırlık ilacı diye üretilip sonrasında 3. Dünya ülkelerine içecek diye dayatılan cola ya ne demeli.

Masum mütedeyyin halkımın Ramazanda iftarını içinde %5 derece alkol olan içecekle açmasını sağlamak ise tam bir garabet örneği idi.

İlk başlarda paket programlarla haftanın 3 günü yayın yapan tek kanallı televizyon, saat 12 de istiklal marşı ile kapanan televizyon..

Telefonsa hak getire, 3 gün öncesinden numara yazdırıp 3. Gün sonra belirlenen saatte bağlantı kurulan iletişim ağları.

Hastaneler ise hak getire,

Düşünsenize ölülerin bile hastane parası yüzünden rehin kaldığı bir memleket…

Şimdi ise;

Akıllı telefonlarla her şeye her yere anında bağlanan bir gençlik…

İşte tamda burada yakın tarih derslerini iyi izah etmemiz, günümüz gençlerine bu ülke kuruldu kurulalı bu bolluğun bu düzeyde olmadığını detaylı anlatmamız gerek.

Televizyon izlerken bile yozlaştığımızı düşünürken, bu gün akıllı telefonla aynı evin içinde annesinden mesajla su isteyen bir topluma dönmemizin kültürel ve sosyolojik etkilerini araştırmamız ve doğruları öğretmemiz gerekmektedir.

Aksi taktirde bu gençlerin sınırsız istekleri ve bireyselleşmelerinin önüne gecemeyiz.

Bu vatan, bu toprak, bu bayrak bizim…

Selam ve Dua ile

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’Geçmişimizden ders alıp geleceğimizi ona göre dizayn ettiğimizde’’

 

Bu yazı 689 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar