• Reklam
  • Reklam
SAKARYA POLİSİ
Osman Karataş

Osman Karataş

SAKARYA POLİSİ

10 Mart 2018 - 12:28

’’ Devlet Her Daim 18 Yaşında’’

Saygı değer okurlarım, bizi takip eden siz dostlarımız bilir ki, ben yerel meselelerden ziyade ülkem meseleleri ve siyaseti üzerine köşe yazısı yazmaya çalışmaktayım.

Şimdiden peşin peşin ifade edeyim ki, eleştirilerinizde insaf ölçüsünü kaçırmayanız.

15 Temmuz 2016 dan bu güne Emniyet teşkilatın istila edildiği Fetö yapılanmasından hızla kurtulup, aksiyoner bir yapıya bürünmesi takdire şayan bir durumdur.

Elbette bu başarıdan birinci derece sorumlu olan kişi Emniyet Genel Müdürümüz ,Sayın Selami Altınok’un üstün gayret ve cabaları yadsınamaz.

Sakarya’m hep mahzun hep kavgalara bulaşmış müdürlerle idare edilmiş olsa da son dönem gözlemlediğim kadarıyla sadece işinin ehli, kavgası suçlularla olan, devletin rahman sıfatını halka hissettiren il müdürü ile yönetilir olması bizler için büyük şans.

İl emniyet müdürümüz Sayın Fatih Kaya beye bu tavrından dolayı şükranlarımı sunarım, ayrıca bu tavır teşkilatın tüm birimlerine sirayet etmiş, gurur verici.

Zıpkın gibi fişşek gibi görev aşkıyla vicdanı hür müdür yardımcıları, şefler, komiserler baş polisler ve polis kardeşlerim.

Canım Sakarya’m için dertlenen, huzurun, güvenin teminatı, Yüce Türk devletinin yılmaz bekçileri kardeşlerim…

Allah sizleri var etsin…

Saygı değer dostlarım, işletmelerimin bir tanesine bundan on beş gün önce 14 yaşında bir çocuk gelir, iş ister.

İşletme müdürüm, evlat şimdi kış git yazın gel seni işe alayım, şu an iş yok der.

Çocuk döner müdürüme, abi bir ekmek parasına da çalıştıramaz mısınız der?

İşte orada film kopar müdürüm otur evlat Allah ne verdiyse beraber yeriz der.

Akşam üstü iş yerime gittiğimde genç bir çocuğun ortalarda dolaştığını görünce kim diye sordum. Müdürüm ,

Osman bey  o bize Allah’ın emaneti ismi Muhammed, yetim ve Suriyeli deyince hiçbir şey diyecek halim kalmamıştı…

Sadece bu çocuk, hukuken bunu çalıştıramayız diyebildim… Müdürümse efendim çalıştırmayacağız ki, kollayacağız emanet dedi.

Artık Muhammed bizim çocuğumuz gibi soframızda 4. Tabakla yer tutmuştu, bense bir taraftan Muhammed’i tanımaya çalışıyor nasıl faideli olabilirim diye uğraş veriyordum.

İlkokul 3. Sınıfa kadar Urfa’da ablasının yanında okumuş bu sene Sakarya’da yaşayan annesinin yanına gelmiş, ikametgahı Urfa’da olduğu için okula yazılamamış olduğunu öğrenince içim parçalandı.

İlk iş ikametgahını Sakarya’ya aldırmakla işe koyuldum….

Sonrasında okul işiyle uğraşmaya karar verdim, bu arada Muhammed bize alıştı sanırım bizde ki sıcaklığı samimiyeti çok önemsedi.

Bir gün bana abi, beni yurda yerleştirir misin diye sordu, bende hayırdır evlat sorun ne? Diye sorduğumda, bana 14 yaşında ki Suriyeli Muhammed’in verdiği cevap taktire şayan nitelikte idi.

Abi beş yıldır biz bu ülkedeyiz, bizden ziyade Suriyelilere kendi vatandaşından iyi bakan bu ülkeye yetişip hizmet etmek soydaşlarım adına borcumuzu ödemek istemekteyim dedi.

Ben kendisine teşekkür ettim ve evlat asıl sorun ne? Diye sorduğumda bana abi ben yetimim ismim Muhammed lakin anam uygunsuz yaşıyor bu benim kanıma dokunuyor, bir şey yapamıyorum.

Deyince, evlat annenle konuş bu pis yaşamı terk ederse Türkiye Cumhuriyeti sizlere her türlü yardımı yapacaktır, yeter ki siz samimi olun dedim.

Çocuk haliyle çok mutlu olan Muhammed o gece evine gitti ve kayboldu.

3 gün boyunca kendisinden haber alamadık, annesini çağırdım maalesef kapı duvar, güya Muhammed uzaklara gitmişti.

Elbette inanmadım,

İkinci gün, o muhteşem teşkilatın muhteşem polisleri iş yerimi ziyarete geldiği sırada Muhammed’in annesi yanında birisiyle iş yerime geldi.

Yanında ki kişiye sen kimsin kardeşim diye sorduğumda, ben hanımın tercümanıyım dedi.

Fakat bizim acar polisimiz yutar mı?

Sakarya Asayiş Şubesi’nin cevval polisleri ayaküstü anneyi ve sözde tercümanı sorguladıklarında, maalesef bizim Muhammed’in annesinin tercümanı sevgilisi çıktı. Her ikisi de güya Muhammed’den bi haber olduklarını utanmadan söylediler.

Onlara Muhammed’i ortaya çıkarmaları için akşama kadar müsaade verdik…

Bizleri oyalamak için her saat başı bizi aradılar.

Diğer taraftan da bizim acar polisimiz Muhammed’i aramaya devam ediyordu.

O akşam maalesef sonuca ulaşamadık, bizde ise durum uykusuz gecelere, acaba lara, yok canım onun ismi Muhammed Allah cc ona yardım ederlere kalmıştı.

Yar’ın ki gün yine araştırmalara devam ettik.

Annesi o gün iş yerimize Muhammed’in resimlerini getirip müdürüme ’’yeter ki Muhammed bulunsun ben o ne derse öyle yaşayacağım ‘’ diye timsah gözyaşları dökmesine rağmen inanmadık.

Asayiş şube müdürlüğüne gittik.

Şube müdürümüz o an yoğun olduğu için kendisi ile görüşemedik, malum bu hafta sonu,  Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey il kongremize katılmak için ilimize geliyor. Güvenlik, Huzur onların sırtında….

Ama sağ olsun kalem müdürü sayesinde konuyla bire bir alakadar oldu, bizleri cinayet masası komiseri muhteşem insana yönlendirdi.

Tabi bizler halk olarak duygusalız, lakin adamlar işin profesyoneli, komiser bey bana kötüyü düşünüp çıkan iyiye razı olacağız lütfen buna hazırlıklı olunuz dedi.

Dedi de benim içimde kopan fırtınaları bilmiyor ki; bu çocuk daha beş gün önce sevgi evine yerleştirilmek istediğini söylemiş ben savsaklamıştım.

Yok, başına bir şey geldiyse ben kendimi ömür boyu nasıl af ederdim.

Bu karmaşık duygularla yoğrulurken, realist bir o kadarda insan olan komiser beyefendi sakin olun şimdi arkadaşları çağıracağım, onlar bu işlerde çok profesyoneldir iki saate varmaz ölü yada diri Muhammed’i buluruz dedi.

Gasp bürodan iki polis geldi, ikisi de insan ikisi de baba…

Hikayeye üzüldüler beni teskin ettiler, emin olun biz çocuğu buluruz, o bize, devletimize emanet canınızı sıkmayın inşallah ölmemiştir dediler. Ben gerekli girişimlerden sonra işyerime geldim heyecan dorukta, gözüm telefonda haber bekliyorum, telefon çalıyor tamam cinayet büronun komiseri arıyor, elim telefonu açmaktan imtina eder bir şekilde, korkuyorum…

Ya Muhammed öldü, ölüsünü bulduk der ise ben ne yaparım, ömür boyu bu vicdan azabıyla nasıl yaşarım duyguları arasında telefonu açtım.

Asayiş Şube’nin bıçkın, hümanist, devletin rahman yüzlü komiser kardeşim, abi gözün aydın Muhammed’i sağ bulduk gelebilirmisin dediğinde, inanın sanki dünyalar bana verilmişçesine mutlu oldum.

Yaklaşık iki kilometre yolu, yağan yağmura inat koşarak gittim.

Tüm Asayiş Şube sanki benim hissiyatım oranında hislenmiş, muhacir Muhammed benden çok onların çocuğu misali herkes samimi bir telaşla işini yapmaya çalışıyordu.

Gerekli işlemler ardında Muhammed’le kavuştuk.

Ama ne kavuşma, detaylar bende kalsın.

Anladık ki, anne ve sevgilisinin Muhammed’in ortadan yok olmasından haberi varmış.

Bizim acar polisimiz yutar mı, elbette yutmaz ama kanunlar ah kanunlar hepsinin elini kolunu bağlar nitelikte maalesef.

Takdir edersiniz ki Avrupa birliği uyum yasaları kapsamında nikahsız yaşamak suç değil, poliste bir şey yapamıyor. Dolayısıyla annesi sınır dışı edilemiyor.

Muhammed ‘ polisler soruyor bu devletten ne istiyorsun? O da ben bu devletin okullarında okumak faideli insan olmak istiyorum diyor.

Usul gereği Muhammed’in işlemleri yapılıp çocuk şubeye teslim edilip orada psikolog ve avukat eşiğinde ifadesi alınması gerekiyor.

Çocuk şubeye beraber iniyoruz, şimdi okurların bir kısmı sayın yazar amma da teşkilatı övdün yoksa yağ mı yakıyorsun dediklerini duyar gibi olurken, insan faktörü hemen devreye giriyor.

Çocuk şubedeki polis memuru dakika bir siz kimsiniz burada ne işiniz var dışarı çıkın diye bizlere 15 Temmuz öncesi ceberut devletin yüzüyle muhatap bırakıyor. Şok oluyoruz.

Sanki, ortada bizim çocuğa karşı istismar yapan bir suçluymuş gibi muamele görmemiz bizi ziyadesiyle üzmüş olsa da, çocuk Şube’nin baş polisinin olgunluğu işi tatlıya bağlamamıza vesile oldu, kendisine sonsuz teşekkür ederim.

Sonuç; sevgili okurlarım Muhammed o çok istediği şanlı devletimizin sıcak kollarına kavuştu, ben eminim ki okuyup bu ülkeye ziyadesiyle borcunu ödeyen samimi bir muhacir olarak yaşayacaktır.

Buradan tüm polis teşkilatımıza genel müdüründen bizi suçlu gibi öteleyen çocuk şubede ki polis kardeşimize de teşekkür ve şükranlarımı sunarım…

Selam ve Dua İle..

Ne Zaman İnsan Oluruz

‘’Hz. İnsan Olarak Yaratıldığımızı Unutmadığımızda’’  

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • geyveli düşünür
    3 ay önce
    siyasi hayal kurmak, kolay değil gereğini bu şekilde yerine getirince, yani bu şekilde duyarlı olunca siyasetçi olunuyor geyveli hemşerim... allah yolunu acık etsin. biz sana güveniyoruz geleceğin hayrla yad edilen başkanlarından olacaksın!!!

Son Yazılar