Kaşıkçı Cinayetinin Bize Anlattıkları
Osman Karataş

Osman Karataş

Kaşıkçı Cinayetinin Bize Anlattıkları

26 Ekim 2018 - 09:07

Orta doğuda ve Türkiye’de sallanan her taşın altından bu güne kadar, İngilizler çıkmıştır.

Her daim sinsice ve ustaca plan kurup taşeronlarına havale etmeyi layıkıyla bilen  İngilizler, anlaşılıyor ki bu olayda ruhlarını ciddi çıkarlar karşılı Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’a satmışlar/sessizler.

Barbarca işlenen bu cinayetin işbirlikçisi belli oldu ki beyaz adam ve derin pentagon.

Cemal Kaşıkçının İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmesinin üzerinden 22 gün geçti. Dünya’nın olaya ilgisi azalacağına giderek büyüyor.

Bu ilgi, gelişen Dünya’da artık böylesine infazların kolay kolay örtbas edilemeyeceği, yapanın yaptığının yanına kar kalmadığı, Dünya devletleri tarafından sorgulanır olmasıdır.

Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan rejimi üzerinde çok büyük uluslararası bir baskı yarattığı ortada.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’ın bu olay sonrasında ülkeyi yönetmeye devam edip edemeyeceği sorusu bile gündeme gelmiş durumda.

Bu aşamada dahi, ABD’de MBS olarak adlandırılan, Veliaht Prensin Suudi Arabistan’ı yönetme kabiliyetinin ciddi şekilde sakatlandığına, siyasi geleceğinin önemli ölçüde karanlık bir döneme girdiğine inananlar bulunuyor.

ABD Başkanı Trump’ın MBS’ı desteklemek amacıyla kullandığı sözlerin de Veliaht Prens’e çok yardımcı olduğunu söylemek imkanı yok.

Başkan Trump’ın MBS’ı Suudi Arabistan’daki İsrail “savunucusu” olarak tanıtmasının hem Suudi toplumu hem de Arap Dünyasında Veliaht Prensin durumunu güçlendirme değil zayıflatma yönünde etkiler yapacağı söylenebilir.

Kaşıkçı olayının Suudi Arabistan üzerinde yarattığı olumsuz yansımaların İsrail’de “üzüntü” ve “tedirginlik”, İran’da ise “memnuniyet” yarattığını tahmin etmek zor değildir.

Başkan Trump bile MBS yönetimindeki Suudi Arabistan’ı İsrail’in bölgedeki “ortağı” olarak gördüğünü ifade etmiştir.

İsrail ve Suudi Arabistan birlikte bölgede İran’a karşı bir mücadele yürütmekte, bölgede İsrail tarafından “körüklenen” ve İsrail’in Suudi Arabistan’ın yanında yer aldığı bir Suudi Arabistan-İran “çatışması” yaşanmaktadır.

Başkan Trump yönetimindeki ABD’nin de Suudi Arabistan-İran çatışmasından “memnun olduğu” ortaya çıkmakta, Trump Yönetimi Riyad’a sağladığı desteği de Suudi Arabistan’ın İran’a karşı sürdürülen mücadelenin “bölgesel liderliğini yapmasına“ bağlamaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Salı günü Meclis parti grubunda yaptığı konuşmaya gösterilen uluslararası dikkat, konuşmanın Kaşıkçı ile ilgili bölümünün uluslararası televizyon kanalları tarafından canlı yayınlanması uluslararası kamuoyunun Kaşıkçı cinayetine artan ilgisini ortaya koymaktadır.

Konuşmanın Riyad, Vaşington gibi başkentlerde de büyük bir dikkatle izlendiği açıktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin Suudi Arabistan’la ilişkilerine önem verdiğini ve Suudi Arabistan Kralı Salman’ın tutumunun samimi olduğuna inandığını ortaya koymakla beraber, Türkiye’nin ülkesinde meydana gelen Kaşıkçı cinayetini bütün yönleriyle aydınlatmak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğini, Suudi Arabistan’dan bu konuda işbirliği beklediğini de açık bir şekilde vurgulamıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a yönelttiği 6 soru esasen tüm Dünya’nın da cevaplarını merakla beklediği sorulardır.

Doğal olarak Suudi Arabistan’a yöneltilen soruların en önemlisi Kaşıkçıyı öldürme emrinin Suudi Arabistan yönetimi içinde kimin tarafından verildiği hususudur.

Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan iç siyasetini, Suudi Arabistan-Türkiye, Suudi-Arabistan-ABD ve Suudi Arabistan’ın bütün Dünya ile ilişkilerini ilgilendiren yönleri olduğu ve bütün bu alanları ilgilendiren sonuçlar vereceği açıktır.

Kaşıkçı cinayetinin en sıradan anlaşılır derecede izahı, beyaz adam ve Suudilerin Türkiye’yi itibarsızlaştırma ve İstanbul’un güvensiz bir yer olduğu algısını oluşturmak için ortak kurdukları planın, Allah’ın yardımıyla başlarına çevrilmesi, Dünya arenasında itibar ve güvensizliklerinin tescili niteliğine bürünmesidir.

Türk kirimin al polisinin üstün başarısı sayesinde, önleyici istihbarat ve karşı koyma beceresi, Suudilerin yaptıklarını eline yüzüne bulaştırmasına sebep olmuştur.

Ayrıca Kaşıkçı olayının uluslararası bir operasyon olduğunu görmek de mümkündür, olay Suudi Arabistan’ı köşeye sıkıştırarak kaynaklarına el koymak amacıyla organize edilmiştir. Kaşıkçı’nın kendisi için gelen istihbarat ekibinin içinde eski danışmanı olduğunu Dünya basınından anlamaktayız, bu durumda Kaşıkçı ABD’deki istihbarat faaliyetlerinden bağımsız bir kişilik olmadığı aşikardır.

Bu durum bize ortada yüklü miktarda bir para hesaplaşmasının olduğu izlenimini vermektedir.

Bu menfur olay gelen 15 kişilik ekip de cia ye çalışanların işlediği hunhar cinayetten başka bir şey değildir.

Özetle beyaz adam Kaşıkçıyı öldürerek Prens Selman’a sözümden çıkma, dediğimizi yap, petrol ve para desteğine devam et, şayet etmez isen senin gibi birçok prens var, bu işi üzerine yıkarız mesajı vermektedir.

Bir gece saray darbesiyle seni alaşağı ederim demektedir.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’beyaz adamın oyunlarına aldanmadığımızda’’

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 4424 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar