banner28

BAŞÖRTÜME DOKUNMA

28 Şubat dönemini hatırlatan yaklaşımlar, muhafazakar cevrede ancak nefretle karşılanır.

Başörtü yasak geçmişine 1980’buyana bakarsak;

Yıl 1980… 12 Eylül... Askeri Darbe yılları...  1982 yılında YÖK tarafından çıkarılan kıyafet genelgesine göre başörtüsü yasaktır.

1980 darbesi sonrasında çıkarılan ve yaklaşık 31 yıldır yürürlükte kalmış olan 'kamuda kılık kıyafet yönetmeliği' nedeniyle kadınlar kamu kurumlarında başörtüleriyle çalışamadı.

Başörtüsü yasağı, (kamu veya özel) ilk ve orta öğretim okullarında ve (kamu veya özel) üniversitelerde herkes için geçerliydi.

Ancak bu yasağı kaldırmak için 1984'te ilk adım yine YÖK tarafından atılmıştır. YÖK’ten ilk olarak boynu açıkta bırakacak ve kulakların arkasından dolanarak bağlanılan örtülere izin çıkar.

Ancak Cumhurbaşkanı Kenan Evren, "Türkiye’de irtica tehlikesi var" deyince 1987’de başörtüsü yeniden yasaklanarak disiplin suçu sayılmaya başlanır.

1982 yılında YÖK tarafından çıkarılan kıyafet genelgesiyle başörtüsü üniversitelerde yasaklandı.

Bu yasağı kaldıran için ilk adımsa 1984’de atıldı. YÖK’ten ilk olarak boynu açıkta bırakacak ve kulakların arkasından dolanarak bağlanılan örtülere izin çıktı. Ancak Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in, "Türkiye’de irtica tehlikesi" olduğuna ilişkin söylemleri üzerine 1987’de başörtüsü yeniden yasaklanarak disiplin suçu sayılmaya başlandı.

 

YA MAYOLULAR DA GELİRSE

 

1987 genel seçiminin ardından Özal hükümeti YÖK Kanunu’nda bir değişiklik yaparak başörtüsünün yeniden serbest bırakılmasını sağladı. Evren’in "Türbanlılar tamam ama çarşaflı ve mayolular da gelirse ne olacak" diyerek yasayı veto etmesi üzerine Özal, Evren’e çıktı.

 "Yükseköğretim kurumlarında, dershane, laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" hükmünü getiren yasa Aralık 1988’de Meclis’ten geçirildi. Evren yasayı bu defa imzaladı, ancak Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Mahkeme, 26 Mart 1989 yerel seçimlerinden hemen önce yasayı iptal etti.

 

KEMAL GÜRÜZ'E KADAR BAŞÖRTÜ SERBEST

 

ANAP mahkemenin iptal gerekçesini dikkate alarak 25 Ekim 1990’da yükseköğretim kurumlarında başörtüye serbesti getiren üçüncü kanunu çıkardı.

Bu defa SHP iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, ancak talep reddedildi. 2547’nin ek 17. maddesi uyarınca üniversitelerde her türlü kılık ve kıyafet serbest oldu. 1997’de Kemal Gürüz’ün YÖK Başkanı seçilmesine kadar uygulandı.

BAŞÖRTÜ YASAĞINI SAYIN ERDOĞAN KALDIRDI

1960'lı yıllara kadar yok sayılan, 1980'lere kadar tartışılan, 82'den sonra da yasaklanan baş örtüsü artık kamu kurumlarında serbest.

Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta açıkladığı (30.Eylül.2013) Demokratikleşme Paketi'nde yer alan kamuda başörtüsü yasağını bitiren düzenlemeler yapıldı. Kararlar Resmi Gazete'nin bugünkü (7.Ekim.2013)  sayısında yer alacak.

Böylesine sıkıntılı bir sosyolojik geçmişten gelen başörtüsü, bu günlerde sözüm ona üst düzey eğitimcilerin diline dolanmış.

Akılları sıra, arkadan dolaşıp bilinçaltı niyetlerine uygun algı yapma peşindeler.

Geçenlerde;

Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen bir program çerçevesinde eğitimcilere seminer vermek üzere konuşma yapan Prof. Dr Üstün Dökmen skandal sözler sarfetti.

Dökmen başörtülüleri adeta aşağılayarak “Başörtülüler Psikolijik danışman, rehber öğretmen olamaz” dedi.

Dökmen “Nasıl bir pilot sarhoş olmamalı, bir hiristiyan psikolog haç takmamalı ise; Rehberlik Öğretmeni de Başörtülü bir olmaz!”, “Meslek icra edilirken İnşallah, Maşallah, Hayırlısıyla gibi cümleler sarf edilmemelidir!” dedi.

Dökmen’in sözleri karşısında adeta şaşkına dönen eğitimciler bu ifadelere tepki göstererek salonu terk etti.

Çokta iyi yaptılar, Allah hepsinden razı olsun,

Gelen tepkilerin ardından sözlerini yumuşatmaya çalıştığı gözlenen Üstün Dökmen’e program sonunda Başörtülü İl Müdürü tarafından plaket verildi.

Biz bu duruma 28 Şubat hain zihniyetinin, eğitimci kimliğine bulaşmış, tekrar habis ur gibi nüksetmiş hali olarak görmekteyiz.

Buradan yönetici düzeyinde görev ifa edenlere, önemli bir süreçten geçmekte olduğumuz bu günlerde seminer, söyleşi, kalite yönetmenliği artırma vs. vs ismi altında çağırdığınız konuşmacılarla hassas konulara iki kat dikkat etmesini, gerekirse hiç davet etmemenizi tavsiye ediyoruz.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’başörtüme dokunma’’ diyebildiğimizde

 

 

 

 

 

YORUM EKLE