banner28

BELEDİYE SADECE ÇÖP MÜ TOPLAR? 

2014'te gerçekleştirilen yerel seçimleri hatırlarsanız kıran kırana gerçekleşen bir seçim süreciydi. Bir önceki yerel seçimlerde olduğu gibi yine Ak Parti'nin zaferi ile sonuçlanmıştı. 17-25 Aralık olaylarının peşi sıra yapılan aynı zamanda FETÖ'nün Ak Parti'nin kaybetmesi için her türlü siyasi oyunu oynadığı bir seçimdi. Terörist başı Fetö tarafından bünyelerinde bulundurdukları farklı il ve ilçelerde  ikamet eden  seçmenlere Ak Parti'nin yakın rakibi olan partilere oy verme talimatı verilmişti. 
Burası çok önemli oy verilecek parti bebek katili  PKK'nın kravatlı temsilcileri Hdp'de olsa veyahut  FETÖ'nün ortaya çıkma amacının CHP'nin müslümanlara uyguladığı zulümleri engellemek olduğunu iddia ettiği CHP'de olsa her bir ferdinin reylerini söz konusu  partilere verme talimatını vermişti. Bu durum içler acısı tabiri caizse tam bir intihardı!!!
FETÖ'nün böylesine bir çirkin girişim içinde bulunması   yerel seçimlerin  ehemmiyetini gözler önüne serdiği gibi belediye başkanı ve belediyecilik faaliyetlerinin sadece çöp toplama işinden  ibaret olmadığının bir göstergesiydi.


Bir taraftan cennet mekan Sultan  II. Abdülhamid Han'ın siyasetini idame ettiren, son 100 yılda meydana gelen  zulümleri, katliamları yapan firavunların demir tahtalarını çatırdatan, zalimlerin zulüm ateşine su döken mazlumların kor  yüreğine su serpen ve Nemrut'lar karşısında  ''DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR." diye haykıran  bir UMUDUN bir ÜMİDİN bir LİDERİN doğuşunu hazırlamıştır.


Reis-i Cumhur İBB Başkanlığı döneminde rüştünü ispatlayarak devletin başına geçme yolunu açmıştı. Uzun lafın kısası belediyecilik  çöp toplama işinden ibaret değildir. 
Peki bu kadar önemli olan belediyecilik için nasıl başkanlar olmalı?  
Cumhur Başkanı'nın koltuğundan güç alan değil koltuğuna güç veren gücüne güç katmayı düstur etmiş inanmış bir ruha sahip olmalıyız. Bu  söz aslında birçok şeyi ifade ediyor birçok şeyi açıklıyor. Halk tarafından seçilen  başkan bir yada iki dönem başkanlık yaparım sonra çeker giderim mantığıyla değil görevim süresince devletin imkanlarını en güzel şekilde kullanıp yetime, mazluma, vatandaşa nasıl yardım ederim, halkımın hayır duasını nasıl alırım? Sorularına cevap arayacak çözüm üretecek  fikriyat ve zikriyata sahip olmalı. 
Vatandaşın sıkıntılarını, dertlerini bilmekten ziyade hissetmeli onların yüreğine inebilmeli ve gönüllerine dokunabilmeli kendi derdine koşar gibi çalışmalı halkının derdiyle dertlenmeli.
Başkan'ın bir talimatıyla çözülebilen devede kulak misali olan bir problem tebaasından birinin huzurunu kaçıran sabahına işe gidecek olan uykusuna zehir olabiliyor.
Alemlerin Sultanı, Kainatın Efendisi Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif'te şöyle buyuruyor: 
“Bir adam yolda yürürken, yol üzerinde bir diken dalına rastladı; onu alıp dışarı attı. Cenab-ı Hâk bu davranışından memnun kalarak, ona mağfiret etti.” 
(Buhari, Mezalim 28)
Bu Hadisi Şerif'i düstur edinmiş başkan da her yaptığı yolu, kapattığı çukuru veyahut yapacağı herhangi bir hizmeti bu bilinçte bu niyette yaparsa Cenab-ı Hâk'da ona mağfiret eder. Bu duruşa sahip Başkanı ne siyasetin kuru dedikodusu ne de başka bir güç hizmetini engelleyebilir. H.z Ömer radiyallahu anh'ın  geceleri kimsesizlerin, fakirlerin kapılarına erzak bırakması gibi başkanda herkesin derin  uykuda olduğu, kendi derdiyle dertlendiği vakit kimsesizleri, ihtiyaç sahiplerini mutlu ederse İslamın cennet ile müjdelenen adaletin yeryüzündeki timsali olan cennet ile müjdelenen İslam Halife'sinin eylemi gerçekleştirmiş olur. 
Cumhur Başkanı İBB Başkanı iken iftarını gecekondu mahallesinde bir garibin evinde yapar onlarla yemek yerdi.  Yine bir iftardan sonra yardımcısıyla arabaya binerler, yardımcısı başkana dönerek " Başkanım garibanlara yardım ediyorsunuz iyi güzel de illa sofralarına oturup yemek yemek zorunda mıyız?" diye sorar başkana Başkan ise şöyle cevap verir " Benim makam odamda arkada küçük bir çalışma odam var biliyorsun orda çok büyük paralara imza atıyorum, bu fakirlerin sofrasına oturuyorum ki bir gün nefsime yenik düşersem kimlerin hakkından gittiğini göreyim diye cevap verir." İşte böyle tepeden sadaka veren değil bizzat gariplerle diz dize oturup onların derdiyle dertlenen onların yüreğine dokunabilen başkanlar lazım. Allah'ın yarattığı en önemli  nimetlerden biri olan günlük hayatta temel yaşam ihtiyacımız olan suyu dağlardan, taşlardan halkın ayağına taşımanın mükafatı ne ile ölçülebilir ne ile kıyaslananilir? Hangi makama hangi mevkiye  sahip böyle bir fırsat.
Hatırlarsanız 28 Nisan 1993 tarihinde İstanbul'un  Ümraniye ilçesi Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının patlaması sonucu meydana gelen faciada 27 kişi can verdi, 12 kişi kayboldu ve kayıplar hâla bulunamadı. 


Velhasıl kelam millet kendine başkan seçerken sadece çöplerini  toplayacak kişiyi değil yeri geldiğinde ayağına su getiren yeri geldiğinde ise H.z Ömer radiyallahü anh misali gece kapısına erzak getiren yeri gelir bir daha Ümraniye olayları yaşanması diye canını koruyan yani devletin ete kemiğe bürünmüş halini görür.  Bu sebeptendir ki başkanda HALKA HİZMET HAK'KA  HİZMET düsturunu ayak tırnaklarından saç tellerine kadar ilik ilik işlemiş milletin devlete yüklediği algıyı kendinde görebilecek potansiyele sahip olduğunu anlayıp idrak edebilmeli... 
 Rabbim makam odasından önce halkın gönlüne giren ,  makam koltuğundan önce halkın gönül tahtına talip olan bir nebzede olsa H.z. Peygamber Efendimizin şefkatine, H.z Ömer Efendimizin adaletine, H.z Ebu Bekir Efendimizin sadakitene, H.z Ali Efendimizin ilmine sahip olan ismin önündeki sıfatı takılmayan makamın, mevkinin, şânın, şöhretin esiri olmayan her türlü çıkarcılığı esareti altına alan  yöneticilerimizi başımızdan eksik etmesin.

YORUM EKLE