ÖĞRETMENE VERİLEN DEĞER, HERŞEYE DEĞER!

 

Çok değil, geçen senenin başlarında, yine bu sayfadan “Eğitimde ki Başarı Akademisyen Bakışıyla Olmaz” başlıklı bir yazı kaleme almıştım… O dönemde bugün başarı adına cümle kuranların hemen hemen hepsi öğretmenlerimizi, Sakarya’da ki eğitimin başarısızlığı üzerine acımasızca eleştiriyor, eğitim çalışanlarımız üzerine çeşitli senaryolar oluşturuyor, hatta bazıları kollarını sıvazlayarak işe koyulma adına neredeyse alfabede harf bırakmamacasına yok şu proje, yok bu proje diye ortaya çıkıyorlardı.

Tabi, bunların başını da kendi bünyesinde “Eğitim Fakültesi” bulunmasına rağmen şu ana kadar bir kez olsun eğitim müfredatı ile ilgili çalışma yapmamış Sakarya Üniversitesi çekiyordu…

Öğretmeni robotlaştırarak sosyal hayatın içinden koparan ve eğitimin öznesi konumunda ki öğretmenlerimizin üstüne yıkılmak istenen bütün yanlışlıklar…

Evet, bugün LGS de ki yakaladığımız başarı da, mutlaka Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğünden, İlçe Müdürlüklerine, yöneticilerden eğitim çalışanlarımızın her neferine, her kesimin başarısı vardır, var olmasına lakin en büyük özveri ve fedakârlık öğretmenlerimize aittir. Bu sonuçları değerlendirdiğimiz de son sözü öğretmenlerimizin söylediğini görmemek, açıkçası körlük olur.

Bunun yanında yine son dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkezli yeni bir tartışma gündemi meşgul etmekte…

Neymiş efendim…

 

Okul Müdürleri sınava alınacak, sınavda başarılı olanlar liyakat sahibi kabul edilecek ve yönetici olarak devam edeceklermiş. Bence eğer bugün, eğitimin başarısı adına bir şey yapılacaksa öncelikli olarak “Eğitim Politikasını” belirleyen üst yöneticilerle ilgili objektif performans değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bakanın memleketine göre şekil değiştiren bakanlık bürokrasisi alışkanlığı değişmeden, alandan uzak masa başı eğitim politikalarından vazgeçilmeden, bu seferde günah keçisi olarak okul müdürlerimizin ilan edilmesi geleceğe dönük “yine sil baştan” ve “değişen bir şey yok” anlayışının devam ettiğini gösterecektir.

Hâlbuki eski Türkiye’ de ki “kendini kurumun sahibi gibi gören”, “makam odasına velinin ve öğretmenin giremediği”, “iletişime kapalı”, “küçük dağları ben yarattım –haşa-” müdür profilinin yerine, “hizmet odaklı”, “birlikte yöneteceğiz, birlikte başaracağız”, “makam odalarının kapısının her daim herkese açık olduğu” anlayışına olan dönüşüm bugün görev yapan yöneticilerimizle olmuştur. Onlara özelikle FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz İşgal girişimi sonrası büyük sorumluluklarla aldıkları görevlerinde, birçok eksikliğe ve olumsuzluğa rağmen çalışmaya devam etmişlerdir.

Bence, Bakanlığımızın okul müdürlerimizle alakalı olarak bu süreci -eğer daha donanımlı yöneticiler beklentisi varsa- onları üzmeden, motivasyonlarını düşürmeden, muğlak alan bırakmadan tamamlaması gerekiyor.

Lisansüstü eğitimse, lisansüstü eğitim… Seminerse seminer…

Kastedilen her ne ise, mevcut yöneticilerimizi incitmeden, onları da dikkate alarak, istişare ile yapılmalıdır…

Lakin ivedilikle gerek Bakanlığımız gerek Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz hem okul yöneticilerimize hem de başta öğretmenlerimiz olmak üzere bütün eğitim çalışanlarımıza teşekkür mahiyetinde yapacağı bir incelik, gönül alma adına çok güzel jest olur.

YORUM EKLE