• Reklam
  • Reklam
MİLLİ MÜCADELEDE Kİ MEHMET AKİF'İ GÖRMEK İSTEYEN...
Reklam
Murat Mengen

Murat Mengen

MİLLİ MÜCADELEDE Kİ MEHMET AKİF'İ GÖRMEK İSTEYEN TRT'Yİ TAKİP ETSİN

25 Ocak 2018 - 20:39

Mehmet Akif’in yaşadığı döneme ilişkin iki önemli vasfından bahsedilir. Biri inancında ki sağlam duruşunun ve hayata bakışının oluşturduğu kişiliği içinde var olan önceliğini yansıtan “İslâm Şairi” oluşu; diğeri ise, bu yazımızın da fikri temelini oluşturacak olan vatanına ve milletine hem sadık hem de sevdalı “Milli Şair” oluşudur...
Her iki konuda ki düşüncesinde de tavrında da nettir... Tartışmaya ve belirsizliğe meydan bırakmayacak kadar da keskindir... Bunu eserlerinde görmemiz, düşüncelerini yazdığı satırlarda okumamız gayet kolaydır... Hatta bir çok eserinde bu iki düşüncesini harmanladığını da söyleyebiliriz... Örneğin “İstiklâl Marşı” ve “Çanakkale Şehitlerine” yazdığı eserleri bunun en güzel örneklerinden ikisidir...
Şimdi gelelim konumuza...
Biliyorsunuz Mehmet Akif’e Kurtuluş Savaşı’nda verilen görev Anadolu’yu baştan başa gezerek milli mücadeleyi anlatması, milli birlik ve bütünlüğü sağlayacak konuşmalar yapması, milletin inancını, güvenini diri tutması ile belki de en önemli vazifesi ise, yoğun gayretleri ile milli mücadeleye inanan insan kaynağı oluşturmasıydı...
Peki ya, bugün...
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi tam da bugün Kurtuluş Savaşı’nın bir benzeri dönemi 20.yy ilk çeyreğinde yeniden yaşamaktayız... 19.yy başlarından beri yaklaşık yirmi yılı aşkın bir sürede kesintisiz bir biçimde savaşların içinde bulunan bu millet, Mehmet Akif gibi birçok manevi önderin liderliğinde Milli Mücadele’de bir olmuş, bütün olmuş; yine Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Millet, Tek Devlet olmuş sel gibi cepheye akmıştır...
Bugün tarih yeniden tekerrür ediyor gibi... Hiç bir şeyin tesadüfü olmadığı gibi yaşananlar da rastlantı değil... Ülkemiz üzerinde yüz sene evvel ki hesaplarını bitirmemiş olanlar Sevr Anlaşması’nda başaramadıklarını başarmak için yeniden gündemlerine alarak, Gezi Eylemleri ve 17-25 Aralık’la ilk önce ağaç adıyla, yolsuzluk adıyla ülkemizin ekonomisine ve siyasi istikrarına saldırdılar... Bu saldırının amacı, bir sonraki adım için gerekli şartları oluşturmak, ülkemizi yumuşak lokma haline getirebilmekti... Gezi Eylemleri ve 17-25 Aralık da istediklerini alamadılar belki ancak, 15 Temmuz'da ülkemizi işgal etme girişiminden de vazgeçmediler...
Yine içimizden buldukları birilerinin onlara uşaklık yapmalarını -vatanlarını! satarak- sağlayarak amaçlarına ulaşmayı denediler...
Ama olmadı... Bu seferde olmadı...
Yapamadılar... Başaramadılar... Başaramayacaklar da...
Lakin, bende dahil olmak üzere a politik, sorumsuz, bencil ve vatan ne demek millet ne demek bilmeyen bir nesil yetişiyor endişesi taşıyorken 15 Temmuz gecesini aydınlatan kendinde özgüven sahibi, vatan için millet için gerekirse candan canandan geçirebileceğini en az Çanakkale’de Sarıkamış’ta şehit düşen dedeleri kadar bilen bir gençlikle karşılaştık...
Evet, yanılmıştık... Bu bizim farkında dahi olmadığımız değişimin bir nedeni olmalıydı derken, TRT’yi fark ettik... Bu değişimde TRT’nin önemli bir payı vardı... Demek ki birileri reyting peşinde koşarken başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yöneticilerimiz TRT’ye bir vazife vermişler, TRT “Milli Birlik ve Bütünlüğün” peşine düşmüştü...
İste bugün, yüzyıl sonrası...

Nasıl ki, Mehmetçik yüzyıl öncesinde sarsılmaz inancıyla vatan toprağını savunmak için emperyalist Batı'nın karşısına çıkmış ise, bugün Mehmetçik aynı inanç ve azimle tekrar karşılarında...
Yalnız bu sefer Mehmetçiğin arkasından milleti yürütmede zannımca Mehmet Akif'in görevini TRT üstlenmiş gibi... Ben ne Diriliş Ertuğrul dizisinin ne Payitaht Abdülhamid dizisinin ne de Mehmetçik Kut’ul Amare dizisinin Mehmet Akif’in Kurtuluş Mücadelesi’nde yaptığı hizmetlerden bir farkı olduğunu düşünmüyorum...
Hatta TRT’nin bu vazifeyi bilinçli üstlendiğine inanan biriyim... Artık içim rahat, milletin değişik kalemlerle direk TRT’ye ödediği katkı payı ile artık milletine hizmete etmeye başlayan bir TRT var ortada...
Şimdi milletinin değerlerine karşı savaşan değil, oluşturduğu milli projelerle milletçe kardeşliğimizin pekişmesine, milli bilincin artmasına, tarihiyle barışacak bir geleceğin oluşmasına katkı sağlayan bir TRT var.... Belki de en önemlisi yıllardır sözüm ona “biz bir hiçiz anlayışı” yerleştirilmiş bir milletin tekrar özüne dönmesine, özgüven sahibi olmasına, tekrar kendine gelmesine çalışan bir TRT var...
Teşekkürler Milli Şair'in bugünkü varisi... Teşekkürler TRT....

Bu yazı 866 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Şükrü SEVİNÇ
    7 ay önce
    Hayat bilgisi isminde bir TV dizisi yaptırarak Öğretmenleri öğrencilerin gözünde rencide eden, lise öğrencilerinin kravatlarını yarıya kadar indirerek özgürlük adı altında Liselerimizde eğitim kargaşa ve edepsizlik yapmayı hak gösteren, Lise müdürlerimizi aşağılayan ,Abdülhamit döneminin özgürlükçü çiyanlarına 100 yıl sonra torunlarından karşılık olarak PAYİTAHT ABDÜLHAMİT Dizisini hazırlayıp sunan TRT ye benden kesilen vergilerimi kendi adıma helal ediyorum.
  • ferizlili
    7 ay önce
    vay şükrü beye bak sen. hani sendika senin için iyi rüya görmüyor du
  • EBSli
    7 ay önce
    Başkan iftiracı, kumpascı beyt-ül mal yiyen karadeniz pudeden çıkmayanları soruşturmalara müdahil olup adaletsiz karar çıkmasını saglamak isteyen hatta üyesi il disiplinde satmak isteyenler kimi takip etmeli sende bize bir akil ver. Hatta uye hakkiyla umreye gitmek isteyenler kimi takip etmeliyiz bilemiyoz biz.

Son Yazılar