• Reklam
  • Reklam
İnkişaf
Reklam
Mavi Çınar

Mavi Çınar

POTKAL

İnkişaf

03 Ekim 2017 - 09:54 - Güncelleme: 03 Ekim 2017 - 09:57

Aynı gökyüzü altında,

Babamın şehir efsanelerini dinledikten sonra,

Gülmekten yorgun yüzümü,

o baktığın yıldıza dönüp okumanın kudretli ile,

“Atların tek kıblesi yollardır”

Der, adamın biri bir satırda..

Üstüme çiğ, aklıma mavi bir hırkayla içi düşmeye başlamıştır ilerleyen saatle beraber,

biraz soğuktan, biraz bilmediğim başka sebeplerden..

Orhan Veli’nin “edebiyat tarihçisi” bulsun bu başka sebepleri de;)

……………………………………………………………………….

Akılla bağdaşmayan toplum düzenini reddedip,

sınırların dışında yaşamaya çalışan akılları var sevdiğim kim varsa bu arenada!

Yada yeni sevmeye başlayacağım…

Bu yüzden kendi sesinden ,

kalabalıkların sesine düzenlemeler yapmaya erinenler;

Ne biliyorsa söylemek,

Bildiğinden çok söylemek,

Bilmediğini biliyor gibi söylemek,

Bilmediğini bile bilmeyecek kadar derin bir boşlukta,

Kafa tasından gelen boşluğun yankılanmalarını,

içinde bilge adamlar konuşuyor zannedip söylemek, 

 

Oysa

Tarihi meyhanede fasıl; şeb-i aruzda asılda olsan;

Özde kendine doğru seyretmedikçe hikaye,

Çıkma niyetini edindiğin sahil,

ruhunun Misak-ı Milli’sinde değilse,

Kim, nereden vurursa vursun  demini;

İster kadim medeniyet okumaları, ister astral seyahat…

Olmuyor!

Yerleşmiyor!

Güdük kalıyor hikaye!

 

Sigorta poliçelerinin güvenilirliğinin “mutlak” bilinmediği,

Mutlak olanın sadece bir “Kitap”ta arandığı,

yaratıcıya güvende mutabık olunan yıllarda,

kapılarda “ya hafız” yazan medeniyetlerde doğup,

Bugün;

ahlak mı dinin içinde din mi ahlakın çözemeyip;

ısrarla insan “eğitmek” ile çalışan öğretisizleriz biz!

 

Kendi dilinin bataklığında hemhal!

 

Cemil Meriç,

bilgi sosyolojisinin de, sosyolojinin de, en büyük müjdecisinin ibn-i Haldun olduğunun altını çizerken;

Saint Simon’u, kendisinin, kendisini tanıdığından daha hallice tanıyorken;

Balzac ile, hemen bunların arkasından, toplum sosyolojisine, eğitimi, ilmek ilmek dikerken;

Hepsini, şu noktada hemfikir etti ki;

“Sosyoloji”de, “eğitim”de endüstri toplumunun çocuklarıydı!

demystification’du;

yani insan düşüncesine hürriyet getirir, kutsal tanımazdı.

 

Bilgi ise; toplanarak ilerlerken yeni “sen”ler yaratarak,  kutsallarında gelişir,

kutsallar bilgi içinde derinleşir,

İnsan kendini bilmek üzere meraklanıp,

Kendini bilmek, Erdem’e dönüştükçe,

Tanrı şekillenir,

Tanrı isimlenir,

“Elhamdülillah” diye seslenen aklın dili,

reddetme hürriyetinde sahiptir artık, batılların tiyatral akıntılarını!

 

Ama yazık ki; gerçek aydınımız siyasete küs olunca;

ikinci Meşrutiyet’ten bu yana başımıza dert aydıncıklar,

Bu hangi meselemize aydınlık getirdi bilinmez aydıncıklar,

Cemil Meriç’in de altını çize çize anlattığı gibi,

Başka bir düşüncenin başka bir medeniyetin çocuğuydular!!!

 

Büyük bir aceleyle ithal edilen bu “sahte bilim” tek işe yaramış:

Nesillerin uyanmasını önlemek (Meriç, 2010: 185)!

Gerçekte hiçbirinin kendi davası ile ilgisi yoktur!

Ve bu bize ait olmayan davalardan doğan toplumbilim okumalarından çıkan hazin sonuç;

 

Kutup yıldızının yerini bilmeyenlerin pusulayı Tanrı icadı zannetmesi gibi birşeydir!

 

Aşka iman ettim zannederken;

mucizeleri mekanik,

çiçekleri parfümlü beyler…

 

Ayak tabanları toprak kokmayan;

taşları mücevher zannedip,

çocuklarını, kocalarının kazandığı para ile

başkasına baktıran kadınlar…

 

Sözde gelecekleri hazırlanan,

bügünleri çalınmış çocuklar...

 

Sonra eğ-mek kökünden türettiğimiz eğitimin çocuklarını dik-meye çalışan “eğitim”!!!

Tanrı’nın en güzel yazılımla yükleyip gönderdiği,

Bizim EĞ(erek)-İTE(leye)REK kaybettiğimiz yetenekleri,

arama-kurtarma çalışmaları…

 

Her yıl değişsen sistem,

ve hiçbir yıl varılamayan doğru nokta.

Varılmaya çalışılan yere bakıldığı için,

hiç varılamayacak olan doğru nokta.

Çıkılan yerden başlamadıkça, varılamayacak olan doğru nokta.

“İnsan öğrenir hayvan eğitilir” diyememekten başlayan varoluşsal hata!

Tek sınav, üç sınavda aranılan muamma!

Bla bla

Bla bla…

……………………………………………………………….

 

 

Adamın, damarlarında bir salkım üzüm akarak yaptığı şarkıları dinlerken,

Adamın, imkanları yanarken,

Kulakta melankoli,

rasyonel yanlarım yine yaşamANIN amansız saçmalıklarında…

Sen ise;

 

-ne güzelsin böyle bambaşka;)

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar