• Reklam
  • Reklam
BİR DRAGE SATIRARASI;
Reklam
Mavi Çınar

Mavi Çınar

POTKAL

BİR DRAGE SATIRARASI;

10 Ocak 2017 - 15:22

Beyazların yöresinde nasibim kalmadı

yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim

zorbaların arasında tehlikeli bir nifak

uyrukların arasında uygunsuz biriyim

vahşetim

beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı

kendime dünyada bir

acı kök tadı seçtim

yakın yerde soluklanacak gölge bana yok

uzun yola çıkmaya hüküm giydim.”

 

 "Halep'e yol açin" konvoyunu uğurlama gecesi... Ve bu insanı koridor amaçlı, çok  insanca harekette,  Kobani için açılan koridora  humanizmasi depresenlerin  ölü takliti yaptıkları gerçekti...

"Aydın" denen; ülkem için, yazık ki, içi en boş kavramlardan birine dönüşmüş kelimeye karşılık gelen adamların , "İslamcı" paydalarda aynı paya sahip olmamak adına, "İnsancı" olmayi dahi reddettikleri, kendi kulaklarina çalıp söyledikleri türkülerle uyuduklari, gerçekti...

Arkamdaki hatunlarin, bismillah oturmusken, "aaa bak bunlarda geliyor, ya bak hiç öyle demessin dışarıda görsen" derken;  orada olmamam gerektiğinin, altini cizdikleri gerçekti. ..

Kendileri için yapılacak en ufak kisisel eleştiriye dahi, hala 28 şubat mazlum edebiyatından giren bu bayanlarin;  fiilleri ile ilgili bir konuda dahi konuşmak istesen, "başörtüm" diye başlayan cümlelerle cevap verdikleri; kafalarının içini görmemize önce kendilerinin izin vermedikleri; kendileri, baskasının kafasının içine  hala bakamadıkları için, şu ezik edebiyatından bir lavel atlayamadiklari; hep iddia ettiğim gibi, eşitlik değil, pozitif ayrımcılık istedikleri, hiç değişmeden gerçekti !

Görevlilerin, ön görüntüde olmamı istemediklerinden olsa zaar,  "oğlum arkada durmuyor,kusura bakmayin" dememe rağmen, sırayla gelip farklı bahanelerle, farklı usluplarla,  beni arkaya gecirmeye çalışmaları gerçekti...

Kim olduğunu hala bilmediğim bir adamın, nefretle, uzun uzun, bitmeyen ve şiddeti gittikçe artan korku frekansindan bagirirken, salondan koşarak kactigim; ve bu adamın, eylemi umut  içermeyen hiçbir hareketin başarılı olamayacağını göremediği, gerçekti...

Ertesi gun ise ; ne olduğunu bilmediğim bi organizasyonda salonlardan taşan aynı Sakarya  camiası var ki; bu camianin, başkasını istemeyecek kadar sahiplendikleri , ve kamuoyu yaratmak  açısından çok değerli bu yolculukta, o gece,  koltukları boş biraktiklari, gerçekti!

Onlar, "müslüman çocuk" ölümlerinden dolayı; ben, çocuk ölümlerinden dolayı oradaydim,  gerçekti...

Türk bayrağından çok herhangi bi ülkenin bayrağının olduğu topluluklarda ve salonlarda sorun gormedikleri, de dahi Turk bayragini ayrıştırıcı gördükleri ; "sivil toplum" kavramınin basarili olmasi icin, içindeki "toplum" kavramının önce Milli olması gerektigini bilmedikleri gerçekti. ..

"Mevlüt dini" gibi bununda dayatılmış bi kimlik yitimi olduğunu, Milli kavramlardan uzaklaşma hatasından Uzun Adam dahi hızla dönmüşken , Türk kelimesinin birleştirici değil ötekileştirici olduğuna dair sakat düşünceyi hala taşıdıkları, gerçekti...

Türk vurgusunu vermenin, "ummet" olgusu ile celistigini zannettiklerinden; ümmetin, Türk sancagindaki ayricaligini, bugün, sadece Türkler Halep için kanarken bile algilayamayan bir kalabalık olduklari, "Turk" kelimesinden her metinde itinayla kactiklari, gerçekti. ..

Benim niye orada olduğumun cevabi ise; kimliğimi, bu soyut sistemler arasında bana sağlanan seçenekler icinden bulmak zorunda kalmamdi...

Ya bu seçenekler arasında fiil halinde olabilecek; yada en irite olduğum, akademisyen  ve okur yazar tiplere benzeyip; "hicbiryere ait hissetmiyorum kendimi" geyiği ile, insanca tepkiler veren, aktivist yanlarımi yitirecektim...

Ve herseye ramen; "Modernite" denen bu vahşi oyunun diretmesi duruşlar arasından, beni değilse bile belki benden sonrayi onarır umudu ile, doğru ve insanca  fiiller sergileyenlerle ortak paydalarimi görmek için direndigim de gerçek..

Uyumadan önceki standart bir drage okuma arasında, Anthony Giddens'in Modernliğin Sonuçları sayfalarındaki satırların, beni ögütlemesinin, muhtemel ki, yukarıdan lutfedilmis  olduğu gerçeği gibi ;)

İslam cografyasinin, islamin  sahipliğini  paylasamadigi için o sahipligi edinememdigi gerçeği gibi!!!

“Uzak nedir?

Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için

gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

Başım açık, saçlarımı ikiye

ortadan ayırdım

kimin ülkesinden geçsem

şakaklarımda dövmeler beni ele verecek

cesur ve onurlu diyecekler

halbuki suskun ve kederliyim

 

* Gri saçlarına düşen yagmur ve çıplak ayaklarıyla kendi ateşinin dumaninda  gizlenene...

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • AA
    8 ay önce
    Türk kelimesi ve salonda size yönelik bakış açısını genellemenizi yadırgadım. salonda programda ve konvoydo yer alan birisi olarak size katılmıyorum. Belki az yaşanan bir durum olması sebebi ile münferit bakışlar ve konuşmalar olmuş olabilir ancak bunu ordaki herkese maletmeyelim. Allah sayınızı artırsın diyelim bereketli hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin

Son Yazılar