• Reklam
  • Reklam
TARİHİ KÖPRÜNÜN ÜSTÜNDE, YAĞAN YAĞMURUN ALTINDA!
Reklam
ERSİN İBİL

ERSİN İBİL

  • Instagram

TARİHİ KÖPRÜNÜN ÜSTÜNDE, YAĞAN YAĞMURUN ALTINDA!

02 Ekim 2017 - 10:08 - Güncelleme: 02 Ekim 2017 - 10:14

Küçüklüğümüzde bizim evin bahçesinde bir ağaç vardı.

Kah yetişir verir, kah yetişmez vermezdi.

Ama hemen yanı başımızdaki amcamın evinin önünde daha çok ağaç vardı ve neredeyse her yaprağında 2 3 tane meyve yetişirdi.

Henüz yeni yeni kendini gösterdiğinde üzerini grimsi bir tüy bulutu kaplar, olgunlaşmaya başlayıp rengini yeşilden sarıya doğru gösterdikçe o tüylenme geçerdi.

O bahçeden nasibimize düşen kadarını gerek altına düşenlerden gerekse de boyumuz yetişiyorsa ağaçtan seçerek alır, hemen orada başlardık yemeye. Sert bir meyve olmasına rağmen ısırdıkça gelen suyunun neresinde saklandığını bilemeden öylece o eşsiz tada varırdık.

O dönemlerde o meyvenin faydası bunun neye şifalı olduğunu sadece büyüklerimizden öğrenir Google ya da TV fenomeni haline gelen beslenme uzmanlarını bilmezdik.

Kimse de bilmezdi.

Aradan yıllar geçti.

Dalından alarak yediğimiz Ayva’yı artık manavdan pazardan aldığımız günlere geldik.

Sonra…

Faydası zararı hesabı yapılmadan çocukluğumuzda yediğimiz Ayva birden bire meşhur oldu.

Tabi bunun temelinde adamın birinin Ayva’yı meşhur etme sevdası vardı!

Adına GEYVE AYVASI dendi.

Bu deme öyle lafta kalmadı.

Bu adam önce gitti markalaştırdı GEYVE AYVASINI!

Türk patent enstitüsüne tescil ettirerek!

Ayva ‘Geyve Ayvası’ olunca bazı ufak krizlerde çıkmadı değil.

Neden Geyve Ayvası da ne bileyim Pamukova değil, hatta ayvanın çoğu Eşme’de üretiliyorken nerden çıktı bu GEYVE AYVASI tartışmaları ulusallara bile konu oldu.

Olsundu.

Çünkü bu tartışmada nedir yahu denerek bu tarafa bakıldığında sapsarı ayva ayan beyan görünüyordu.

Bir anlamda meşhur olmanın, meşhur etmenin amacına hizmet etti o tartışmalar.

Bu çalışmalar gün ve gün karşılık vermeye başlamıştı.

Şöyle ki oldukça ünlü bir içecek firması bölgeden aldığı Ayvalardan Ayva suyu üreterek markasının altına GEYVE AYVASI’ndan üretilmiştir yazdı.

Nam giderek büyüyordu GEYVE AYVASI’nın!

Bir gün baktık TBMM’de her milletvekilinin masasında odasın sapsarı Ayva’lar.

Üzerlerinde GEYVE BELEDİYESİ logolu kutularla duruyor.

Bir gün baktık ki A Haber’de Ertan Tan ‘ver mehteri veeeer’ diyerek sunduğu haber programında Geyve Ayva’sını dilimleyip izleyiciye sunuyor.

....

Sonra bir de baktık ki, Adına bir Festival düzenleniyor!

30 Kasım – 1 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen “Geyve 1. Ayva Festivali”!

 

Aslına bakarsanız sadece Ayva değildi mesele.

Mesele Ayva sayesinde Geyve’nin gelişmesi tanınması ve dışa açılmasıydı.

O Ayvayı meşhur edeceğim diyen adam biliyordu bunu.

Biliyordu Ayva’nın meşhur olması demek çünkü yöresine katkı sağlamak demekti.

Bir manada ‘Kazan kazan’ metodu işleyecekti burada.

Bir yandan Geyve kazanıyor, Geyveli çiftçi kazanıyor, bir yanda da Ayva ile birlikte Geyve tanınıyordu.

Düne kadar Ali Fuat Paşa’da ki tarihi köprü, müze ve eşsiz dokusu ile meraklısından başka kimsenin bilmediği ancak adını, Üstad Sezai Karakoç’un

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

dizelerinden duyduğu ilçe Ayva ile birlikte artık Twiterlarda Trend Topic olup Facebooklarda beğeni rekoru kırıyor ve yine yeniden Ülke televizyonlarının Ana Haber bültenlerinde konuşuluyordu.

 

Ve ‘O Festival’ de şimdilerde,  ‘o tarihi köprünün üstünde, yağan yağmurun altında İbrahim Sadri’nin şiirin yazılma sebebi Muazzez Akkaya’nın tam da önünde seslendirdiği ölümsüz eser ‘Mona Roza’ şiiri ile anılıyordu!

Sonrası mı?

Geyvelinin yüzü güldü.

Aslında Pamukovalı çiftçinin, Eşmeli üreticin de yüzü güldü.

Kazan kazandı ya maksat.

Her türlüsünden maksat hasıl oldu Sevgili Başkan.

Yören için, yörenin halkı için yaptıkların karşılık buldu.

Tebrikler Murat Kaya,

Tebrikler Geyve

Tebrikler Geyve Halkı

Allah yöresi için, vatanı için, milleti için taş üstüne taş koyan herkesten razı olsun.

 

 

Vesselam.

 

 

 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • faruk pomaker
    4 gün önce
    1. Geçit yanındaki yeşil alan içine verilen küçücük kapalı alanlı cafe, şimdi ne oldu.Tüm sahaya yayıldı. B.Şehir görmüyor mu, görmezden mi geliyor? Ya basınımız nerde?
  • abdollah çeğri
    6 gün önce
    Serdivan belediyesi, halkımızın bin yıldır BEŞKÖPRÜ dediği yere neden justininianuz der* Bir başkan sangarius ismi verir, diğeri justininianuz der, ne bu hal, ne bu Türkçe karşıtlığı? Basınımız nerede?
  • Muhsin
    2 hafta önce
    Güzel yazı Teşekkürler

Son Yazılar