banner28

TEŞKİLAT VE TEŞKİLATÇININ BAŞARISI I

Uzun bir aradan sonra…

Yeniden kütüphanemde, kitaplarımla birlikteyim…

Şöyle bir göz gezdirirken, beni yirmi yıl öncesine götürecek bir kitap…

“Teşkilatçının Başarı Kılavuzu”…

Yüksek Öğretim yıllarında bir yandan lisans eğitimimizi tamamlamaya çalışırken diğer yandan da MGV Üniversite Teşkilatında görev yaptığımız yıllar… Ve bu görevlerde elimizden düşürmediğimiz, her daim bir başucu ve başvuru kaynağımız olan “Teşkilatçının Başarı Kılavuzu” (Sebahattin UÇAR) kitabı…

Ortaya koyduğu tespitler ile çok değerli bir eser olmasının yanı sıra, ara sıra mutlaka okunması, tatbik edilmesi gereken muazzam bir eser… Eser toplam yirmi beş bölümden oluşuyor. Her bir bölümün içerisinde hem teşkilatın hem de teşkilatçının taşıması gereken özelliklerinden ve kaçınması gereken olumsuzluklardan bahsetmesi bu eseri bir okul, bir öğretici olmasının yanı sıra bir rehber, bir deniz feneri ışığı haline getirmektedir…

Eserin özellikle dördüncü ve beşinci bölümü, kitabın özeti niteliğindedir…

Dördüncü bölümde yazar bir teşkilatın tanımını “Bir gayeyi gerçekleştirmek ve bir davayı hâkim kılmak için hiyerarşik bir yapı içinde bir araya gelerek planlı, programlı ve disiplinli bir şekilde çalışan yeterli sayıdaki vasıflı insan topluluğu” şeklinde ifade etmektedir… 

Sanki her bir kelimesi önemle seçilmiş ve özenle yerleştirilmiş gibi… Teşkilatı tarif ediyor:

Bir amacı, gayesi, hedefi olacak; bir yapı olacak ama sıradan, karmaşık, gelişi güzel değil, hiyerarşik yani düzenli olacak; çalışma yapacak ama aklına estiği şekilde, öteden beriden çekercesine göre değil, bir araya gelerek planlı, programlı bir şekilde çalışacak. Yani, “ben” değil, “biz” olacak, “tek” değil “birlikte” olacak…

Tabi, teşkilat tanımının içindeki en önemli vurgulardan birisi de, “vasıflı insan” kısmıdır. Yazar,  vasıflı insandan bahsederken; inançlı olma, bilgili olma, çalışkan olma, ihlaslı olma, ahlaklı olma gibi özelliklerine vurgu yapmaktadır. Çok doğru, müthiş tespitler… Vasıflı insan, inançlı olacak… İnançlı olacak ki başarının inancın içselleştirilmesi olduğu her daim hafızasında asılı olacak… Bilgili olacak, olacak ki sorumluluğunu bilebilsin, yaptığı görevi hakkıyla yerine getirebilsin… İhlas ve ahlaklı olacak, olacak ki görevini yerine getirirken, kul hakkından, dedikodudan, teşkilat hastalıklarından – ikinci yazının konusu – fitneye alet olmaktan korunsun...

Böylelikle ortaya, dinamizm çıkacak… Dinamizm nedir?

Bir teşkilatın bütün kademelerinin en verimli şekilde çalışmasıdır. “Başarıda Gevşememek” ve “Başarısızlıkta Ümitsizliğe Düşmemek” dir.

Yazar beşinci bölümde ise, teşkilatçıyı ve teşkilatçının üzerinde bulunması gereken özelliklerinden bahsediyor.

Peki ya, teşkilatçı kime denir?

Yazara göre teşkilatçı, “Eğitici, öğretici, her davranışıyla topluma örnek olan, güvenilir, şahsiyetli, karakterli, emeğini ve hizmetini esirgemeyen fedakâr kişi” olarak betimlenmektedir.

 

Eğitici, öğretici olabilmek; sözüyle, davranışıyla, hal ve hareketleri ile bulunduğu teşkilat içinde temsiliyetinin karşılığını oluşturabilmeli,  teşkilatının öğretmeni olabilmelidir. Teşkilat edebini, taşımalı ve aşılamalıdır. Şahsiyeti güvenilir, sağlam karakterli olmalıdır. Sözü özü bir olmalıdır. Ahde vefalı, emeğinde ve çalışmalarında fedakâr olmalıdır…

Fedakârlık ise…

Gücünün sonuna kadar çalışmaktır.”

 

YORUM EKLE