TERÖRİZM DAMGASI

‘’Bir kişi kendisini başkalarının efendisi sanıyor, oysa başkalarından daha az köle değildir.’’ der J. J. Rousseau.

Dünya tarihine baktığımızda savaşların sebebinin ‘’çıkar özgürlüğü’’ olduğunu görürüz.

Örnek verecek olursak, insanlar kendi hürriyetinin çıkarları adına, kendinden olmayanlara karşı dinlerine inmiş kitapların içeriklerini değiştirerek, eklemeler yaparak inançlarına yeni formlar kazandırmışlardır.

Bunların yanı sıra inançlarına sıkı sıkıya bağlı olduğunu iddia eden insanlar (Katolikler, Yahudiler, Radikal İslamcılar) inandıkları dinin kitabında yazana da pek uyum sağlamazlar.

Kişisel olarak benliğimize hitap edilene uymasak bile aramızda toplumu rahatsız edecek, insanların canına mal olacak şeyleri yapmakta ısrarcı birtakım gruplar da var.

-İncil/Luka 18:20 de ‘’Öldürmeyeceksin’’ der.

Srebrenitsa Soykırımı 1991-1995 yıllarında. Sırplı Hristiyanlar binlerce Bosnalı Müslümanları kadın, çocuk, yaşlı demeden katletmişlerdir.

Ermenilerin Hocalıda ki Azerbaycanlılara uyguladığı katliam ve zulümler. İnsanların kafataslarını parçalamışlardır, hamile kadınların karınlarında ki çocukları çıkartarak öldürmüşlerdir.

Afganistan'da ve Irak'ta ABD ve İngiliz askerlerinin Müslümanlara yaptığı işkenceler.

Almanya'da aşırı ırkçıların orada ki Müslüman Türk evlerine yaptığı kundaklamalar ve saldırılar.

Hitlerin, Nazilik adı altında Yahudileri gaz odalarında yakması.

Afrikada’ki insanların yeraltı kaynaklarının sömürülüp halkı aç, susuz bırakmaları. İşçilerin ellerini bileklerinden kesmeleri, insanların bazı değerlerini yanlış anlamış olduğunun kanıtıdır.

Bu katliamlar, masum Hristiyanlara da damga olarak yapışmış durumda.

-Tevrat/Çıkış 20:13 ‘’Öldürmeyeceksin’’ der.

İsrail başkalarının himayesi altında yaşamayı reddederek tüm dünyaya mal olacak planlarını gerçekleştirdi. Hayalleri olan İsrail devletini kurmak için kendilerini Nazi kamplarında yakan güçlerle beraber Osmanlı topraklarını aralarında paylaşmak için birinci dünya savaşını çıkarttılar. Ve bu savaşta milyonlarca insan hayatını kaybetti.

İsrail devletini 14 Mayıs 1948 te Tel Aviv de ilan ettiklerinde. Filistin halkı için kabus dolu günler başlamış oldu. Olaylara bir süre seyirci kalan Filistin halkı Irak, Mısır, Ürdün ve Suriye’nin İsrail ile olan savaşında ki bayraktarlık mücadelesini izledi. İsrail zorla el koyduğu Filistin topraklarında her şeyi göze alarak acımasızca Orta doğuyu birbirine katarak milyonlarca insanın canını almıştı. Birçok Filistinliyi kendi ülkelerinde parya haline getirerek mülteci durumuna soktu.

Filistin’de haklı davasına sahip çıkan çocuklar kendilerini sapan taşlarıyla savunduklarında karşılarında son teknolojilerle donatılmış İsrail güçleri vardı.

Ve İsrail en kanlı katliamlarını gerçekleştirmeye hala devam ediyor.

Gerçek Museviler İsrail’in bu politikasından nefret ederek protestolar yapıyor.

-Kuran-ı Kerim İsra 17/33 ‘’Allah’ın saygıya layık kıldığı cana kıymayın.’’ der.

Gerçek Müslümanlar inandıkları değere sahip çıkarak tarihleri boyunca kurdukları devletlerle dünyaya huzur getirmiştir. İnsanları asimile etmeden dinlerine, dillerine ve ırklarına karışmadan yüzyıllar boyunca kendi topraklarında refah içinde yaşamalarına müsaade etmişlerdir.

Ama son yüzyıllarda İslamiyet ile alakası olmayan örgütler İslam’a ve Müslümanlara terör damgasını yapıştırmak amaçlı birçok algı operasyonları düzenliyorlar.

IŞİD adında bir örgüt İslam’ın savunuculuğunu yaptığını ve yaydığını savunarak kameralar önünde insanların başlarını kesiyor.

El Kaide örgütü ise sözde, batılı ülkeleri Müslüman topraklarından çıkartmayı hedefleyerek, silahlı mücadele doğrultusunda hiçbir şeyden çekinmeden insanları katledip, savaşçıl bir politika izleyerek hedefini gerçekleştirmeye devam ediyor.

Boko Haram örgütü Nijerya’da Allah adına yüzlerce genç kızı kaçırarak pazarlarda satıyor ve camilere, kiliselere, okullara, devlet güçlerine saldırılar düzenliyor.

Ve dünya medyası bunu İslami Terör adıyla manşetlerine alıyor.

Müslümanların diğer insanlardan farkı oldukça yüksek, hiçbir zaman bir devlet olarak insanlığı katletmemiştir. Osmanlının büyük padişahı Abdülhamit Han canı pahasına da olsa Filistin topraklarını satmamıştır. Çünkü İsrail kurulduğunda orada ki insanların ne duruma geleceğini biliyordu.

Kirletmeye çalıştıkları değerler tüm dünya insanlığının özgürlüğüdür. Ne İncil öldür der ne Tevrat ne de Kuran-ı Kerim.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin halkı olarak, atalarımızın izinden giderek elimizden geldiğince dünya çapında insanlığa yardım götürüyoruz.

Ülke olarak fikirlerimiz, ideolojilerimiz farklı olabilir bu insan olmanın bir gereğidir ama bizler parçalanmış bir imparatorluğun ardından hiç zaman kaybetmeden masum insanların savunuculuğunu yaparak yeni bir dünya devi kuran neslin torunlarıyız.

Mehmet Akif Ersoy’un ‘’ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!’’ dizeleriyle büyümüş nesiliz.

İnsan hür doğmuştur birçok yerde de zincirler altında olabilir ama özgür kalmaya devam etmek istiyorsa, zulüm görüyorsa, haksızlık görüyorsa başkasının kölesi olmadan, adaletle o özgürlüğü gider alır.

YORUM EKLE