Doğum Gününe Özel Nazım Hikmet’e Dair

15 Ocak Nazım Hikmet’in doğum gününe özel hazırladığımız haberimiz sizlerle…

Doğum Gününe Özel Nazım Hikmet’e Dair
banner3

MedyaRota Ekibi edebiyat tarihimizde önemli bir yere sahip olan Şairimiz Nazım Hikmet’i doğum gününe özel içerik hazırladık. Nazım Hikmet’in yaşamına dair önemli detayları anlattığımız bu yazıda, kendisini saygıyla anıyoruz.

Yaşam Öyküsü

15 Ocak 1902 yılında Selanik’te dünyaya gelen Nazım, çeşitli illerde memurluk yapmış bir baba ve saantçı bir annenin oğludur.

Annesi Celile Hanım, babası ise Hikmet Paşadır. Öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde almış olan Nazım, sonları Bahriye Mektebine devam eder. Bir hastalığı nedeni ile mezuniyetine 3 ay kala mektepten ayrılır. Daha sonra kısa aralıklarla Moskova’ya giden Nazım Hikmet Rusya’da gerçekleştirilen ihtilallere tanık olur. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde Ekonomi-politik eğitimi görür. Aynı zamanda bu üniversitede çevirmenlik ve asistanlık yapar.

Birçok defa cezaevine girip çıkar. Düzmece davalar ile yaşamının tam on yedi yılı hapishanelerde geçer. En son Genel Af Yasası ile serbest kalır ancak devam eden komplolar sonucu tekrar yurtdışına çıkmak zorunda kalır ve ölene dek ülkesinden ayrı kalır.

Ülkeden ayrı kaldığı dönemlerde, Uluslararası Barış Ödülü sahibi sanatçılar ile Barış Hareketi içerisinde aktif olarak rol alır. Ayrıca Dünya Barış Konseyi Başkanlık Divanı’na seçilir.

Ancak ne yazık ki cezaevinden kalma hastalıkları peşini bırakmaz ve 3 Haziran 1963 yılında Moskova’daki evinde kalbi durur.

Sanatsal Kişiliği

nazım hikmet

Annesinin ilk kadın ressamlarımız arasında yer alışından, sanata düşkün bir ortamda büyür. İlk şiirini henüz 11 yaşındayken yazar. 1928 yılında ülkeye tekrar döndüğünde çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları, şiirleri yayınlanır. Şiirleri ve kitapları ders kitaplarına girer ancak sık sık göz altına alınarak yargıya çıkartılır. Son kez yurt dışına çıkıp ülkesinden uzak kaldığı yıllarda da yurduna, sevenlerine hasret şiirleri yazmaya başlar.

Tahir ile Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2020, 11:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER