'GÜVENLİK BİRİMLERİNE DESTEK OLMADA EN DUYARLI KİŞİLER SANATÇILARDIR!'

AK Parti Sakarya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa İsen Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Zeytin dalı harekatına destek veren sanatçılara yönelik başta muhalefet olmak üzere tepki gösterenlere tarihi bir ders verdi.

'GÜVENLİK BİRİMLERİNE DESTEK OLMADA EN DUYARLI KİŞİLER SANATÇILARDIR!'
banner3

TOPLUMUN ÖNCÜ GÜÇLERİ SANATÇILARDIR!

Zeytin dalı harekatına destek veren muhalefete meclis kürsüsünden cevap veren AK Parti Sakarya Milletvekili Prof. Dr. İsen konuşmasında “Güvenlik birimlerinin lojistik ihtiyaçları kadar ölüm pahasına yaptıkları bu tür mücadelelerde psikolojik desteklere de ihtiyaçları vardır.  En azından böylesine hayati konularda yapıp ettiklerinin toplumca onandığını, hatta daha ileriye giderek takdir edildiğini görmek isterler. Bu beklentiye en duyarlı cevabı da her coğrafyada ve her dönemde hassas duyarlılıkları ile toplumun öncü güçleri olan sanatçılar verir.” dedi.

Afirn Harekatında alınan başarılı sonuç sonrasında Askere destek için bölgeye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında bulunan sanatçılara yönelik muhalefetin gösterdiği tutum ile ilgili mecliste gündem dışı söz alan AK Parti Sakarya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa İsen muhalefetin tutumunun kabul edilemez olduğunun altını çizerek “Muhalefetin bu şekilde bir tutum içerisinde olmasını anlayamıyorum. Tarihe baktığımızda bu tür operasyonlara öncelikle toplumun öncü kesimi sanatçılar destek verirler. Ben buradan bu organizasyonu gerçekleştiren Sayın Cumhurbaşkanımıza, değerli sanatçılara teşekkür ediyor, bu tür faaliyetlerin zaman zaman tekrarlanmasını ve yeni listeye edebiyatçıların, ressamların, senaristlerin, yönetmenlerin de katılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu yolla, yürütülen şanlı mücadelenin gelecek nesillere en etkili şekilde aktarımı için şiirler, hikayeler, romanlar, yazılmalı, belgesel ve filimler çekilmelidir.” Dedi.

 

 

İŞTE PROF: İSEN’İN MECLİS KÜRSÜSÜNDEN YAPTIĞI O KONUŞMANIN TAMAMI;

Sayın Başkan değerli milletvekilleri;

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başarıyla sonuçlanan Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe destek vermek ve askerlerle buluşmak için Hatay'a gelen çok sayıda sanatçı ve sporcu ile Oğulpınar Hudut Karakolunda geçen hafta içinde buluşması, toplumun çeşitli kesimlerinde çok olumlu yankılar uyandırdı. Buna karşın, sözünü ettiğimiz güzel etkinlik Ana Muhalefet partisi başta olmak üzere bazı çevrelerde anlamsız tepki gördü:

“Toplanmışlar bir grup güruh, davul, zurna, klarnet, şarkılar, türküler” gibi ifadelerle bu faaliyeti tezyife yönelik bir tutum takınıldı.  Ana Muhalefetin toplumun hassasiyet gösterdiği bu meseleye karşı takındığı tavır doğrusu benim de anlamakta güçlük çektiğim ve izah etmekte zorlandığım bir tablo ortaya koydu. Bu konuşmamda meseleye tarihi bir arka plan perspektifiyle bakmak ve benzer durumların geçmişte de bu uygulamaya benzeyen örneklere sahip olduğunu ifade etmek istiyorum.

Güvenlik birimlerinin lojistik ihtiyaçları kadar ölüm pahasına yaptıkları bu tür mücadelelerde psikolojik desteklere de ihtiyaçları vardır.  En azından böylesine hayati konularda yapıp ettiklerinin toplumca onandığını, hatta daha ileriye giderek takdir edildiğini görmek isterler. Bu beklentiye en duyarlı cevabı da her coğrafyada ve her dönemde hassas duyarlılıkları ile toplumun öncü güçleri olan sanatçılar verir.

Bizim tarihimize dönüp baktığımızda daha Osmanlının kuruluş yıllarında bir yandan savaşan askerlerin kılık kıyafetlerinin düşmanda korku yaratması için özel olarak dizaynı, diğer yandan mehterin dünyanın en eski askeri bandosu olarak ihdası da karşı tarafta psikolojik üstünlük sağlamak ve askerin moralini güçlü tutmak için düzenlenmiş faaliyetlerdir.

Sonraki dönemlerde de savaşlar sırasında orduda derviş meşrep sanatçılar bulundurulmuş ve bunlar savaşan askerleri cesaretlendirip teşvik etmişlerdir.

Örneğin Akıncı Beyi Evrenosoğullarının maiyetinde böyle onlarca şairin yer aldığını biliyoruz. Bu şairler daha sonra da fethedilen yerlerin hikayelerini hem çağdaşlarına hem de sonraki asırlara intikal ettirmek için Gazaname, Fetihname adı verilen eserler kaleme almışlardır.

Bunlardan birini de ben yayınladım. Elimde gördüğünüz bu eser bugün Kuzey- Batı Ukrayna sınırları içinde yer alan Çehrin kazasının fethini anlatır.

Ama ben size daha yakın dönemde bir örnekten söz edeceğim: Çanakkale Savaşının en hararetli döneminde bir grup şair, yazar, ressam ve gazeteci savaş alanına götürülerek oradaki havayı teneffüs etmişler ve daha sonra da bu intibalarını çeşitli yayın organlarında neşretmişlerdir.

1915’in 11 Temmuz’unda Sirkeci Garı’nda cepheye gitmek üzere buluşan bu “sol kollarında çift yeşil defne dalından işaretli haki keten elbiseli heyetin arasında kimler vardı?

Mehmed Emin (Yurdakul), Ağaoğlu Ahmet, Yusuf Razi (Bel), Nazmi Ziya (Güran), Çallı İbrahimÖmer Seyfeddin, Celal Sahir (Erozan), Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ahmet Yekta (Madran), Müfid Ratib, Ali Canip (Yöntem), İbrahim Alaettin (Gövsa), Orhan Seyfi (Orhon), Enis Behiç (Koryürek), Hıfzı Tevfik (Gönensay), Hakkı Süha (Gezgin), Tanin yazarı Muhiddin Bey ve eski darüleytamlar müdürü Selahaddin Bey.

 

Hatta bunlar arasında Tevfik Fikret’in de olduğu rivayet edilir. O dönem hasta olmasına rağmen daveti kabul eden Tevfik Fikret, cepheden döndükten 26 gün sonra hayatını kaybetmiştir.

 

Çanakkale’de savaşan askerlerin moralini yüksek tutmak için bizzat padişah kendisi de devreye girmiş ve şu şiiri kaleme almıştır:

 

“Savlet etmişti Çanakkale’ye bahr ü berden

Ehl-i İslam’ın iki hasm-ı kavisi birden

Lakin imdad-ı İlahi yetişip ordumuza

Oldu her bir neferi kal’a pulad-beden

Asker evladlarımın pigeh-i azminde

Aczini eyledi idrak nihayet düşmen

Kadr ü haysiyyeti pa-mal olarak etti firar

Kalb-i İslam’a nüfuz eylemeğe gelmiş iken

Kaplanıp secde-i şükrana Reşad eyle du’a

Mülk-i İslam’ı Hüda eyleye da’im me’men”

 

Sultan Reşad bu gazelde ülkemizin ezeli düşmanlarının Çanakkale’ye saldırdıklarını fakat askerimizin olağanüstü mücadelesi karşısında amaçlarına ulaşamayıp kaçıp gittiğini ifade eder. Hatta sonraları bu şiire otuz kadar nazire yazılmıştır.

 

Belki de Çanakkale, destansı mücadelesi yanında sanat dünyasının bu ilgisiyle de günümüze kadar aynı canlılık ve sıcaklıkla yeni nesillere intikal etmiştir.

 

Bu organizasyonu gerçekleştiren Sayın Cumhurbaşkanımıza, değerli sanatçılara teşekkür ediyor, bu tür faaliyetlerin zaman zaman tekrarlanmasını ve yeni listeye edebiyatçıların, ressamların, senaristlerin, yönetmenlerin de katılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu yolla, yürütülen şanlı mücadelenin gelecek nesillere en etkili şekilde aktarımı için şiirler, hikayeler, romanlar, yazılmalı, belgesel ve filimler çekilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2018, 15:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER