banner28

AK PARTİ HİZMETLERİNDE SAKARYA VURGUSU!

AK Parti Genel Başkanı Başbakan Binali yıldırım Partisinin il Başkanları toplantısında önemli mesajlar verdi. Yıldırım konuşmasında AK Parti hükümetlerinin hizmetlerini sıralarken yaptığı Sakarya vurgusu dikkatlerden kaçmadı.

AK PARTİ HİZMETLERİNDE SAKARYA VURGUSU!
banner3

Başbakan Binali Yıldırım Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuştu. AK Parti Genel merkezinde yapılan toplantıya AK Parti Sakarya İl Başkanı Fevzi Kılıç, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Kadın Kolları Başkanı Zehra Hatipoğlu, Gençlik Kolları Başkanı Yusuf Demir ve İl yönetim kurulu üyesi Bekir Yıldız’da katıldı.

 

Başbakan Yıldırım konuşmasının bir bölümünde, AK Parti'nin milletin derdiyle dertlendiğini ve o dertlere de deva bulmak için yollara koyulduğunu belirterek, "Bizi arayan, Hakkari'nin yollarında bulur. Bizi arayan, Tekirdağ'ın yollarında bulur. Bizi arayan, Erzurum'un, Kırşehir'in, Sivas'ın, Konya'nın, Trabzon'un, Sakarya'nın bölünmüş yollarında, otoyollarında görür. Bizi arayan, Ankara'da üretilen, millete en ufak faydası olmayan boş tartışmaların içinde göremez. Bizi dedikoduların, söylentilerin, iftiraların, ithamların içinde asla kimse bulamaz. Bizi karanlık ve kirli senaryoların peşine takılıp gidenlerin arasında kimse bulamaz. Biz Elmadağ'da ölüm virajlarına neşter vururuz, biz Sakarya'da yollar inşa ederiz, yolları böler, hayatları birleştiririz." İfadeleri dinleyenlerin dikkatinden kaçmadı.

 

İşte Yıldırım’ın verdiği mesajlardan bazıları;

"CHP'nin bu oyuna alet olması üzüntü verici"

Millete, ülkeye, demokrasiye, çocukların geleceğine kastedenlerin artık hiçbir şansının olmadığını vurgulayan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Başta ana muhalefet partisi olmak üzere, FETÖ gerçeğini anlamamakta direnen bir küçük kesim olduğunu görüyoruz. Hiç kusura bakmasınlar, bu yaptıkları bu asil millete en hafifinden haksızlıktır, siyaseten abesle iştigaldir. CHP'nin 'mağduriyet edebiyatı' üzerinden sürdürdüğü söylemin ne kadar sıkıntılı olduğu açıktır. Bu söylem, FETÖ'nün yeni bir oyunudur. CHP'nin bu oyuna alet olması üzüntü verici. Ana muhalefet partisi bu söylem üzerinden kısa vadeli kazanç elde edebileceği hesabını yapıyor olabilir ama şu bilinmelidir ki 15 Temmuz kahramanları bunu asla hoş karşılamayacak. Bu tavır ancak FETÖ'cülerin sinsice yöntemlerine hizmet eder, başka hiçbir işe yaramaz. Bir mağduriyet lafı tutturup bütün bunların üstünü örtmeye çalışmak ancak terörün hanesine kazanç olarak kaydedilir."

Başbakan Yıldırım, terörle mücadele ederken yapılacak en küçük yalpalama ve duraksamanın millete maliyeti yüksek bir fatura olarak geri döneceğine vurgu yaptı.

"Bölge halkı vatanının, devletinin, milletinin yanında"

Gerekli mekanizmaları kurduklarını, her şeyin araştırılıp gereğinin yapılacağını anlatan Yıldırım, şunları söyledi:

"Bu milletin siyasi ve ekonomik olarak şahlanışının önünde taşeron terör örgütleri duramazlar, duramayacaklar. FETÖ ile eş zamanlı olarak hareket eden BTÖ ile de mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. PKK'ya son 30 yılın en ağır darbesini vuruyoruz. Halkımızın güvenliği için sınır ötesi harekatımız devam ediyor. Örgütün, kara ve hava harekatı ile kırsalda büyük oranda gücünü kırdık ve güvenlik güçlerimiz büyük bir fedakarlıkla çalışmalarını sürdürüyor. Cani terör örgütü, bölge insanının en büyük düşmanıdır. Kürt vatandaşlarımızın geleceği, bölgenin menfaatleri için bu mücadeleyi yaptıklarını söylerler. Bölgedeki yaşayan bütün vatandaşlarım şunu iyi bilmelidir ki terör örgütünün sizler gibi bir sorunu asla olmadı ve olmayacak. Hem Türkiye'nin hem doğunun hem güneydoğunun hem Kürtlerin hem de Türklerin tek bir sorunu vardır, o da bölücü terör örgütüdür. Dolayısıyla yapmanız gereken bu sorunu kökünden halletmektir. Terör örgütünü millet ile devlet arasından söküp atmaktır."

Binali Yıldırım, örgütün bölgede kendilerine karşı duran siyasetçileri, korucuları, iş adamlarını, sivil toplum örgütlerini, aşiretleri, onlara karşı laf söyleyen kim varsa hepsini hedef aldığını kaydederek, "Ancak nafile. Bu kardeşlik bağını bırakın koparmayı, bu hareketler daha da sağlamlaştırıyor, daha muhkem hale getiriyor. Bölge halkı vatanının, devletinin, milletinin yanında. Daha pazar günü Van'da toplanan aşiret mensupları bir kez daha bir şamar gibi terör örgütüne karşı duruşlarını ortaya koydular. Milletinden, devletinden yana açıkça taraf oldular ve örgüte karşı mücadele yemini ettiler." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin geçmişiyle güçlü ve büyük bir devlet olduğunu belirten Yıldırım, "Biz geçmişimizden aldığımız tecrübeyi, geleceğe taşıyoruz, geçmişimizi koruyarak, geleceğimizi inşa ediyoruz." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hiç çekinmeden, tereddüt etmeden, eğilip, bükülmeden dünyanın dört bir yanında mazlumların hakkını savunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Somali'de insanlığı savunuyor, Gazze'de vicdanı savunuyor, Afganistan'da barışı savunuyor, Irak'ta istikrarı, Suriye'de savaşın sona ermesini, Birleşmiş Milletlerde küresel barışı savunuyor. İşte Türkiye'nin geldiği nokta bu. Sesi, soluğu çıkmayan, sınırlarının dışında varlığı olmayan bir Türkiye'den, küresel anlamda sorunlara fikir üretebilen ve açıkça bu fikrini ortaya koyan bir Türkiye. Türkiye'nin ulaştığı seviye bu, Türkiye'nin vizyonu bu."

"Bizim ruh halimiz vatandaşa bire bir yansır"

İl başkanlarına seslenen Yıldırım, "İnancınızı, enerjinizi ve moralinizi hep yüksek tutun. Toplumun, milletin moral ve motivasyonunu özenle koruyun. Milletimizin nabzını tutun, çünkü biz iktidar partisiyiz. Bizim ruh halimiz, vatandaşa bire bir yansır." dedi.

Akşam eve gittiğinde suratını asık gören torunlarının kendinden uzaklaştığını, gülümseyen yüzünü gördüklerinde ise koşa koşa kucağına atladıklarını aktaran Yıldırım, "Bizim görevimiz, insanların gerginliğini arttırmak, moral değerlerini çökertmek değil moral daima yüksek olacak." diye konuştu.

"Her konuda kendinize sınır koyun ama millete hizmette kendinize sınır koymayın." vurgusu yapan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Hizmet sektörü zor bir iştir. İnsana hizmet, en zor iştir. Yıllarca bu işi yaptım, bir tane hatayı, yanlış işi düzeltmek için 28 tane doğru iş yapmanız lazım, ne kadar ağır bir bedel. Onun için çok hassas olacağız, vatandaşa yüzümüzü çevirmeyeceğiz, vatandaşımızın söylediklerini emir telakki edeceğiz. Patron vatandaş. Türkiye'de vatandaşa, millete tepeden bakanların çok partili siyasi hayattan sonra işlerinin ne kadar zor olduğunu hep gördük. AK Parti'nin farkı bu, vatandaşın ortalamasını temsil ediyor. Vatandaşın içinden geldi, bütün kesimlerin, bütün katmanların derdini, sorunlarını biliyor, onlar gibi yaşıyor, onlar gibi çalışıyor, ülkesini daha güzel günlere, daha iyiye taşımak için canla başla gayret ediyor."

"Sorumluluk AK Parti kadrolarında en üst seviyededir"

Yıldırım, "Ben bakan olduğumda, çocuklarım bana dedi ki, 'Baba sen bakan oldun ama biz mutlu değiliz.' Şaşırdım. 'Niye mutlu değilsiniz evladım?' diye sordum. 'Bizim hayatımız kısıtlandı, baba. Oraya gitsek acaba gören mi olur, buraya gitsek bu mu olur? Biz sen bakan değilken, daha rahat hareket ediyorduk. Şimdi yaşamımızı kısıtladın.' dedi. Böyle de bir bakış açısı var. Ben şimdi başbakanlık görevini üstlendim, kendimi denetimli serbestlikte görüyorum. Bir adım daha zora gitti bizim işler. Kapıdan çıkıp, ayağını attığın an, her taraftan bir kafa uzanıyor. Şöyle gidiyim de, şurada rahat yürüyeyim, balıkçıya gideyim, balık alayım, milletle konuşayım, nerede... Yok. İnsanız, hangi görevi yaparsak yapalım normal insan nasıl davranıyorsa, neye ihtiyacı varsa bizim de onu yapmamız lazım. Neyse özel meselelerimizi milletle paylaşmaya gerek yok ama millet bilecek, millet bilsin ki sorumluluk AK Parti kadrolarında en üst seviyededir. Bütün bunlar milletimizin inandığı değerlere ne kadar bağlı olduğumuzu göstermektedir." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin milletin derdiyle dertlendiğini ve o dertlere de deva bulmak için yollara koyulduğunu belirterek, "Bizi arayan, Hakkari'nin yollarında bulur. Bizi arayan, Tekirdağ'ın yollarında bulur. Bizi arayan, Erzurum'un, Kırşehir'in, Sivas'ın, Konya'nın, Trabzon'un, Sakarya'nın bölünmüş yollarında, otoyollarında görür. Bizi arayan, Ankara'da üretilen, millete en ufak faydası olmayan boş tartışmaların içinde göremez. Bizi dedikoduların, söylentilerin, iftiraların, ithamların içinde asla kimse bulamaz. Bizi karanlık ve kirli senaryoların peşine takılıp gidenlerin arasında kimse bulamaz. Biz Elmadağ'da ölüm virajlarına neşter vururuz, biz Sakarya'da yollar inşa ederiz, yolları böler, hayatları birleştiririz." dedi.

FETÖ'nün darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da 81 ilde vatandaşların Türk bayraklarıyla sokağa çıktığını hatırlatan Yıldırım, "Sadece İstanbul'da, sadece Ankara'da, İzmir'de değil aynı zamanda Hakkari'de, Şırnak'ta, Cizre'de, Yüksekova'da, Batman'da, Mardin'de, velhasıl Türkiye'nin her köşesinde bütün vatandaşlarımız o gece ay yıldızlı bayrağıyla meydanlardaydı." diye konuştu.

Yıldırım, bunun Türkiye'yi hiçbir ayrılıkçı terör gücünün, hiçbir örgütün asla bölemeyeceğini, bu kardeşliği yok edemeyeceğini gösteren tarihi bir gece olduğunu söyledi. Vatandaşların teröre karşı devletle el ele sokaklarda mücadele verdiğine işaret eden Yıldırım, "Bu birlik beraberlik ruhu, kaostan, kargaşadan, kandan beslenen hainleri çok ama çok rahatsız etti. Hırçınlaşmaları, sağa sola gelişi güzel saldırmalarının sebebi budur ama kimse merak etmesin, ne kadar fitne saçan, huzur bozan, cana kıyan örgüt varsa onlardan çok daha büyük Türkiye var, Türk milleti var. Yüreği iman dolu, yiğit millet var. Anaların duaları var. Birlik ve beraberlik ruhunu hiç ama hiç kaybetmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Bölgeden gelen il başkanlarıyla karşılaştıkları zorlukları, yaşadıkları sıkıntıları paylaşacaklarını belirten Yıldırım, "İnşallah bu sıkıntıların tamamını el birliliğiyle aşacağız buna eminim. Terör örgütü üyesi de destekçisi de bu topraklardan tamamen çıkarılacak. Bundan en ufak kim şüphe ediyorsa ben de onun aklından şüphe ederim." dedi.

"Tek bir gündeme takılıp kalamayız"

Yıldırım, terörle mücadelenin ne gerektiriyorsa bütün imkanlar seferber edilerek yapıldığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak sadece tek bir teröre, tek bir gündeme takılıp kalamayız. Hayatı durdurup, bir konuya odaklanıp diğer alanları ihmal edemeyiz, etmiyoruz da. Hayat devam ediyor. Ekonomik istikrarı korumak için dikkatimiz, gayretimiz, çalışmalarımız devam ediyor. Gerekli ne tedbir lazımsa bütün bu tedbirleri alıyoruz. Projeler, yatırımlar, kalkınma hamlelerinde en ufak bir sarsıntı, yavaşlama yok. Hedeflerimizde bir sapma olmadan programımızı planladığımız gibi uyguluyoruz."

Yıldırım, bölgelerin kalkınması için yatırım ve teşvik paketinin açıklandığını ve bunu uygulamak için çalışmalara süratle başladıklarını, iş dünyası ile bu konuda yoğun temas içerisinde olduklarını belirtti.

Sanayiciler, iş adamları ve uluslararası yatırımcılarla çok önemli kararlar aldıklarını aktaran Yıldırım, "Bölge ağırlıklı olmak üzere, Türkiye'nin her tarafında yatırımların arttırılması, yeni iş, aş sağlayacak fabrikaların kurulması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz." şeklinde konuştu.

"Kaynakları yerinde kullanacaksın"

Yıldırım, Rusya ve İsrail ile dostlukları arttırıp, düşmanlıkları azaltma politikası çerçevesinde ilişkilerin düzeltildiğini aktararak, şunları söyledi:

"Son olarak Rusya ile ilişkilerde kriz öncesinin şartlarına geri gelmek ve bununla da yetinmeyip daha ileri bir seviyeye ulaşmak için kapsamlı iş birliğine gidiyoruz. Savunma sanayi, enerji, tarım, ulaştırma, turizm alanında ve karşılıklı yatırımların arttırılması yönünde kapsamlı kararlar aldık ve uygulamaya geçiriyoruz. Mavi Akım'dan sonra dünya enerji güvenliği açısından büyük önem ifade eden, özellikle Avrupa'ya Türkiye üzerinden gidecek TANAP projesi süratle devam ediyor. Bu TANAP projesi doğudan batıya bütün Anadolu topraklarını geçiyor."

Projenin güzergahının köyünün kenarından geçtiğini ve geçen bayram köyüne yaptığı ziyarette, çalışmaları gördüğünü anlatan Yıldırım, "Köylüler burayı yol zannederek, 'Başbakanım, niye bu kadar geniş yol yapıyorsunuz? Ne ihtiyaç var?' diye sordu. Bunlar güzel şeyler. Vatandaş basireti. Yani o yolsa onun bile fuzuli masraf olduğunu bize anlatıyor. Başbakan falan dinlemiyor. Her şeyi yerli yerinde yapacaksın, kaynakları yerli yerinde kullanacaksın. Çünkü ihtiyaç çok, öncelikler var. Adil, dengeli, bölgeler arası farklılıkları ortadan kaldıracak, vatandaşlarımız arasında bir burukluk oluşturmayacak, husumet oluşturmayacak şekilde dikkatli ve adil iş yapacak." dedi.

"Refah arttıkça, Türkiye büyüdükçe terör de yok olur"

Yıldırım, iktidara geldiklerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ortalama kişi başına gelirin 700 dolar olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"23 ilden bahsediyorum. Hani şimdi yatırım ve destek hamlesi başlattığımız 23 ilin toplam ortalaması 700 dolar. Türkiye'nin ortalaması da o zaman 3 bin 200 dolardı. Şimdi 9-10 bin dolar seviyesine çıktık ama o bölgelerin ortalaması 5 bin doların üzerine çıktı. Yani aynı oranda büyümedik. Oralardaki büyüme, çok daha fazla. Türkiye ortalaması 3 kat büyüdüyse oradaki büyüme 7-8 kat. Türkiye büyümesinin iki katından fazla bir büyümeyi bölgede sağladık. Yeter mi? Yetmez. İstiyoruz ki hepimiz bütün bölgede, kuzey, güney, doğu, batı 9-10 binde de durmasın, 15 olsun, 20 olsun. Refah arttıkça, Türkiye büyüdükçe, insanlarımızın geleceğe yönelik moralleri düzeldikçe emin olun ki terör de yok olur, her şey de sona erer. Birliğimiz, beraberliğimiz çok daha sağlam hale gelir."

Adaletsizlik, bölgesel kalkınmışlık farkları ve ihmal edilmişlik duygusunun yaygınlaşmasının, terörün nedenleri arasında yer aldığına işaret eden Yıldırım, AK Parti'nin sosyal devlet anlayışını Türkiye'nin her tarafına yerleştirdiğini bildirdi.

Yıldırım, AK Parti iktidarından önce 3 milyar lira olan sosyal desteklerin, 30 milyara yaklaştığını, sosyal destek bütçesi ile eğitim bütçelerini 10 kat, sağlık bütçesini 8-10 kat arttırdıklarını, bütün bunların, vatandaşın devletten beklediği hizmetleri almakta sıkıntı çekmemesi ve geleceğe güvenle bakması için yapıldığını vurguladı.

Milletin derdine çare bulmak için gece gündüz demeden çalıştıklarını belirten Yıldırım, tam gün eğitime geçileceğini açıkladıklarını anımsatarak, "Orta vadeli planda dedik ki 'Biz tam gün eğitime geçeceğiz.' Allah, bir yaygara... 'Efendim bunların ne konuştuğundan haberi yok, nasıl geçeceksiniz, şu kadar okul lazım, bu kadar öğretmen lazım.' Yani iş yapmaya gönlü olmayınca bahanenin biri bin para. Sen yapmayacaksın kardeşim, AK Parti yapacak, AK Parti. Sana zaten bıraksak vay halimize." ifadelerini kullandı.

Öğretmen sayısını artırdıklarına dikkati çeken Yıldırım, AK Parti iktidarları döneminde 300 binden fazla dersliği eğitim sistemine kazandırdıklarını söyledi.

Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin bir şey söylediğinde yapacağını, yapamayacağını da asla söylemeyeceğini vurguladı.

"Laf ağzınızdayken o sizin esirinizdir, laf ağzınızdan çıkarsa siz onun esiri olursunuz." diyen Yıldırım, uygulama noktasına getirmedikleri hiçbir şeyi konuşmadıklarını vurguladı.

İktidarda bulundukları 14 yıldır durmadan, dinlenmeden, bıkmadan, usanmadan hizmet ederek eserler ortaya koyduklarını anlatan Yıldırım, bunları yaparken de etrafta yaramazlık yapanlara derslerini verdiklerine işaret etti.

"Bu milletin geleceğini karartmaya çalışanların hakkıyla, hukukuyla işimiz olmaz"

Başbakan Yıldırım, parti kapatmalar, muhtıralar, yargı darbeleri ve Gezi olayları gibi önlerine engeller çıkartıldığının altını çizerek, şöyle devam etti:

"17-25 Aralık'ı getirdiler, olmadı, yetmedi, 15 Temmuz'da finale geldiler. Ana muhalefet partisi bize cevap veriyor, 'Ben mağdur edebiyatına bakmam, bunların haklarını savunmaya devam edeceğim.' diyor. Et kardeşim. FETÖ'cülerle senin muhabbetin iyiyse bana ne. Ben millete, milletin hakkına bakarım. Alçakların, bu milletin geleceğini karartmaya çalışanların hakkıyla, hukukuyla bizim işimiz olmaz. Onları mahkemeler görecek, ben görmeyeceğim. Şimdi anlatıyor, 'Bunlar 2003'te, 2004'te vardı. Siz niye bunları yapmadınız, görmediniz, etmediniz' diyor. Kardeşim, terör örgütü ile diğer işleri birbirine karıştırma. Terör örgütü olarak bunlar ne zaman ortaya çıktı? İlk belirgin ortaya çıkmaları 17 Haziran'dır, belirtileri 17 Aralık'tır. Belirtileri bunun, MİT kriziyle, 2012'de başladı, hatta yargı reformu yaptığımız anayasa referandumundan sonra belirtilerini gördük. Ondan sonra MİT krizi, ondan sonra Gezi olayları ve 'Dershaneleri kapatacağız' deyince geldi kafa tuttular. 'Dershaneleri kapatırsanız sizin için iyi olmaz', aynen böyle dediler. Ne olacak kardeşim, 'Görürsünüz'. Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan, 'Hadi dışarı' dedi, (defolun gidin, bildiğinizi arkanıza koymayın.)"

17 Aralık sürecinde "Bu bir terör örgütüdür, yargı darbesi yapmaya kalkmıştır" diyerek tavırlarını ortaya koyduklarını dile getiren Binali Yıldırım, yerel seçimlerde yaşananları anlattı.

"Kılıçdaroğlu'nun yanlıştan dönmesini bekliyorum"

Yıldırım, "Siz ne yaptınız, yerel seçimlerde kol kola girdiniz. Canlı şahidiyim. O ablalar, bacılar, abiler kendini parçalıyor. CHP'ye, HDP'ye oy taşımak için gecesini gündüzüne kattı. O zaman neredeydiniz, o zaman anlayamadınız mı siz? Tamam diyelim ki biz önceden anlayamadık, 17 Aralık'ta tehlikenin boyutunu gördük, tavrımızı net koyduk. Daha 17 Aralık'tan hemen önce, 4 Aralık'ta heyet gönderdi Cumhuriyet Halk Partisi Amerika'ya." diye konuştu.

Heyet için "Oturdular, yediler, içtiler, nasıl işbirliği yaparız bunu konuştular" ifadesini kullanan Yıldırım, "4 Aralık... 17 Aralık'tan kısa bir süre önce. Bunu da ayıplamıyorum. O zaman 17 Aralık olmamıştı. Hadi onu da kabul edelim. 17 Aralık'tan sonra hala bunlarla birlikte hareket edeceksin, 15 Temmuz'u da göreceksin, yaşayacaksın, yani pes. Diyecek bir şey yok. Millete havale ediyorum. Şehitlerimizin, gazilerimizin, vicdanına bunları havale ediyorum" dedi.

"Bunlara sahip çıkmak, milletin geleceğine, milletin 15 Temmuz'da ortaya koyduğu bu kahramanlığa karşı en büyük saygısızlık." diyen Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu siyaset değil, siyasetimizi meydanlarda yapalım, vatandaşa ne anlatacaksak anlatalım ama bu ülkeyi yıkmak isteyenlere, bu milletin geleceğini karartmak isteyenlere arka çıkmak hiçbir şekilde, hiçbir şeyle izah edilemez. Yol yakınken Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu yanlıştan dönmesini bekliyorum. 'Yenikapı' ruhuna bağlı kalmasını, milletin huzurunda verdiği sözlerin arkasında olduğunu görmek istiyorum."

 

Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2016, 15:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER