Sen Ne Yaptın Escobar?

İnsan ırkının, dünya ile savaşı kendi kendiyle, insanın insanla, insanın doğaya zarar vermesiyle ve kötücül şeyleri meydana getirmesi ile başlamıştır.

Özellikle kişinin kendini hayattan soyutlamak amaçlı, kullanması üzerine üretilen ecstasy, meth (kristal), esrar, kokain, eroin gibi maddeler vücuda kimyasal ve fiziksel açıdan ölümcül sonuçlar doğurup, vahşet verici bir hal alarak insanın insanla, kendi kendiyle savaşına yol açmıştır.

Piyasada yaygın olarak kullanılan ecstasy pazar adıyla şeker, renkli küçük haplar şeklinde olup kullanım anında merkezi sinir sisteminin oldukça hızlı çalışmasını sağlayarak ilk 20 dakika içerisinde büyük çapta mutluluk ve enerji verir. 1 saat içerisinde zirve noktaya ulaşan bu hisler, sonrasında tam tersine döner.

Birçok madde, şeker denen hapla aynı özellikleri taşır ölümcül tehlikelere, kalıcı hasarlara yol açar.

Tehlike faktörü oldukça yüksek olan bu maddelerin kullanım yaşı orta okul seviyesine kadar düşmüş durumda.

Özendirme ve zorlama yoluyla bu çocuklar bağımlı oluyor. Genelde şeker denen hap kullanılıp üzerine soda içilip kalp krizi sonucu bu çocuklar hayatlarını kaybediyor.

Uyuşturucuyu aldıktan sonra evine giden bir başka genç annesini öldüresiye dövüyor, kendisine geldiğinde neden bunu yaptın sorusu sorulduğunda ‘’Annem değildi o, korkunç bir şeydi iskeletti galiba’’ cevabını veriyor.

Bunun nedeni ise yüksek dozda kullanım halüsinasyona yol açarak gerçek dışı şeyler görmeye sebep oluyor.

Yaptığım birçok röportajda genç kızlar evinden kaçarak başka şehirlerde tek başlarına hayata tutunmaya çalışıyor. Şartlar ağır geldiğinde manevi doyumsuzluk sebebiyle defalarca intihar ediyorlar.

Gençler arasında çakmak gazı çekme popülaritesi de oldukça artmış durumda.

Arkadaşlarıyla birlikte gazı içine çeken bir çocuk üzerine sigara yakıyor ve iç organlarının patlamasına neden oluyor.

İnsanlığı sömüren bu düzen, son teknolojilerle donatılmış silahlar kullanıp savaşmaktansa şuur işgali yaparak sinsice zafere ulaşmayı tercih ediyor.

Uyuşturucunun babası kimdir?

Dünya çapında birçok gencin Robin Hood diye adlandırdığı, kahraman ilan edip örnek aldığı, milyonlarca insanın hayatına mal olmuş olan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu baronu Kolombiya’lı Pablo Escobar öyle bir fitili ateşledi ki yıllar geçmesine rağmen sönmek yerine her geçen gün daha da güçleniyor. Hayatı çelişkilerle dolu olan bu adam şuurların kaybedilmesine yol açan maddenin zararını o kadar iyi biliyor ki buna karşılık olarak

ülkesinde uyuşturucu kullanımını önlemek amaçlı spor kompleksleri açmıştır. Ama problem şurda bu kompleksleri uyuşturucuyla finanse etmiştir.

Bu noktada ‘’Sen, ne yaptın Escobar! ‘’ demek istiyorum.

80li yıllarda büyüyen bir çocuğun uyuşturucuya maruz kalmaması imkansızdı ama Escobar’ın oğlu babasının ona uyuşturucunun tehlikesi üzerine eğitim vermesi sonucunda 28 yaşına kadar esrarı denemeye bile cesaret edememiş.

Yani madde ile mücadelede eğitim en etkili silah. Katı kurallar uygulayarak, yasaklar koyarak maddenin propagandasını yapmış oluruz ve yasadışı tüketim giderek artar bu durumda bazı yönetimlerin işine gelir. Kaçakçılık ortaya çıktığında onlarla mücadele haline girersiniz ama kaçakçıların çok güçlü silahları vardır.

Neden sokak köşelerinde madde satımı artış gösteriyor?

İktisatta arz-talep ilişkisi vardır. Siz bir mala hatta bağımlı olduğunuz mala talebinizi artırıp sınırsız bütçe ayırıyorsanız, O malı size ulaştırmak için elinden gelen her şeyi yapacak insanlar vardır.

Ülkemizde yetkililer madde ile mücadele konusunda neler yapıyor?

Sn. İç işleri bakanımız Süleyman Soylu geçtiğimiz Nisan ayında 5 ton doz eroini ele geçirerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonlarından birine imza attı. Ve bu gibi operasyonlar her geçen gün daha da artıyor.

Bir başka mücadele ise AMATEM (Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi), büyük çapta tedaviler uygulayarak gençleri hayata döndürüyor.

Yeşilay büyük kitlelere ulaşarak gençliğe profesyonel eğitimler veriyor ve Türkiye’nin her bölgesinde bağımlılıklarla Mücadele eğitmenleri yetiştiriyor. Bunlardan biride benim.

Tabi ki bunca madde bağımlısı varken her geçen gün artış gösterirken uygulamalar yetersiz kalıyor. Bu uygulamalara destek olarak ilkokul seviyesinde ki çocuklara bağımlı insanların canlı örneklerini gösterebiliriz. Belki bu önerim psikolojik açıdan çocuğa olumsuz sonuçlar doğuracaktır ama en etkili yöntemde bu olacaktır.

Beni Yeşilay ile tanıştıran can dostum Büşra İçindere’ye, değerli abim Erdinç Enes Odabaşı’na ve liseli kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Gördüklerim ve duyduklarım tepkisiz kalmama imkan vermiyor.

Sizin de kalmasın a dostlar.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gülşah şifa odabaş
Gülşah şifa odabaş - 5 ay Önce

Ne güzel anlatmışsın zeynep ablacım . Kalemine sağlık. Takipteyim.