SEÇİM SONUÇLARINDA SOSYAL MEDYA DAMGASI!

Merakla beklenen İstanbul seçimleri nihayet sonuçlandı.

Bin bir türlü siyasi analiz kasabilecek verileri önümüze getiren sonuçlar AK Parti açısından hiç de iyi bir sonucun olmadığını bize gösterdi.

Binlerce sonuç beklentisi okunabilir medyada buna dair, yazmaya kalksak sayfalarca kelime çıkabilir.

Ben sonucun siyasi sonuçlarından daha çok biraz daha sosyal medya tarafına bakmak istiyorum.

Nihayetinde süreç boyu da zaman zaman dikkat çekmeye çalıştığım sürekli tekrarlanan sosyal medya paylaşımları maalesef ki AK Parti aleyhine bir sonucu getirdi önümüze.

31 Mart seçim sonrası da bu alanda bir yazı yazmış ve sosyal medya da yapılan yanlışlara dikkat çekip, bunların düzeltilmemesinin sonucunda çıkan sonucu irdelemiştim.

O seçimlerin ardından yenilenen İstanbul seçimlerinde yine gördük ki, AK Partiyi savunur görünen bazı çevreler, kendi adaylarının propagandası yerine rakip aday üzerine yönelerek, aşağılama, hakaret, kötüleme amacı taşıyan içeriklerle doldurdu timeline’ları.

Süreç boyunca bunun doğru olmadığının altını nafile bir çaba ile çizmeye çalıştım.

Sonuç itibarı ile burada yapılan bu tezvirat, içeriğinin doğru ya da yanlış olmasına bakılmaksızın, AK Parti lehine değil daha çok aleyhine bir sonuç çıkarttı.

Adeta AK Parti trollerinin gündemini İmamoğlu ekibi belirledi.

İt dedi, bir hafta gündem, Ot dedi bir hafta daha, başka bir yalan söyledi hoooop sana al on gün daha ve sürecin tamamında Ekrem İmamoğlu’nu konuştu bütün sosyal medya.

Bunun farkına varan aklıselim son anlarda devreye girse de sonuca pek katkı sağladığı söylenemez. Çünkü atı alan Üsküdar tepelerine ulaşmıştı.

Özellikle seçime bir hafta kala olayı toparlamak adına adeta yırtınan Hasan Kaçan bile çileden çıktı yapılan yanlışlar karşısında.

Üst üste sadece Binali Yıldırım ı anlatan hastag çalışmaları ile gündemi Yıldırım lehine çevirmek için çalışmalar yürüten hetenketen abi dışında olayın ters teptiğini anlayan biri daha pek çıkmadı.

Tabi yazdıkları ile muhalif olduğu iddiası ile linç edilen bazı köşe yazarları hariç.

Özetle bir kez daha yinelemek gerekirse;

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde adaylar gerek sahada gerekse geleneksel medyada çalışmalar yürüttü.

Adayların bu çalışmasının yanı sıra hem kendileri hem de destekçileri sosyal medyada propaganda yürütmek için mücadele etti.

Ortaya çıkan tabloda AK Partili gibi görünen bir kesim sosyal medyayı kullanma konusunda yetersiz kaldı.

Rakip adayı eleştirerek sonuç almak isteyenlerin yapmaya çalıştığı algı yönetimi olumsuz sonuçlar doğurdu.

Rakip aday hakkında yapılan olumsuz eleştiriler ve iddialar, sosyal medyada kendisinin reklamının yapılmasına sebep oldu.

Dolayısıyla olumlu veya olumsuz şekilde hep aynı adayın gündeme çıkması önemli derecede artı sağladı.

Burada kullanılan dil sadece belirli alanda aşağılama üzerine kurgulanması seçimi kazanan aday lehine sonuçlar doğurdu.

İçeriksiz, temasız, kendi adayından çok karşı tarafa bilinçsizce yüklenmek buna büyük etken olarak karşımıza çıktı.

Sonuç itibarıyla bu tarzda yapılan çalışmalara baktığımızda İstanbul seçimleri bize gösterdi ki ‘sosyal medyanın yanlış kullanımı’seçim sonuçlarını doğrudan etkiledi.

Olay bu açıdan bakıldığında net olarak budur.

Vesselam.

YORUM EKLE