Sakaryaspor’a Destek Olmak

Bir süredir kendi aramızda tartıştığımız bir konu var.

Sakaryaspor’a destek olmak meselesi.

Sakaryalı olan herkesin şehrin takımına destek olması gerekliliği gibi bir algı var.

Evet, ben de katılıyorum. Bu şehre ait olan herkes, bu şehrin en önemli marka değeri olan takımına sahip çıkmalı destek olmalı.

Destek olmalı ama nasıl? ne şekilde?

Destek dendiğinde nedense aklımıza hep maddi olanı geliyor.

Oysa bu şehrin her bir ferdi, yeri geldi mi kar, kış, yağmur, çamur demeden; sevdalarının peşinde yüzlerce, belki de binlerce kilometre yol kat ediyorlar.

Peki maddi destek?

Belki söylediklerim birçok kişiyi kızdıracak ama… 

Ben bu şehirde yaşayan, bu şehirde iş yapan, tesisler kuran vs vs. iş adamlarının kurumların Sakaryaspor’a karşılıksız maddi destekte bulunmasını doğru ve mantıklı bulmuyorum

Düşünün bir kere; Toyota, BMC, Şen Piliç ya da SATSO’nun üyesi fabrikalar, iş adamları…

Neden para versinler Sakaryaspor’a?

İşe yaramaz futbolcu eskilerine yüzbinlerce Türk lirası sözleşmeler imzalattırılıp bir golde katkısı olmadan bu şehrin ümitlerini satan onlarca topçu gördü bu şehir.

Tabi suçlu o futbolcudan çok o imzayı ne pahasına ya da ne karşılığında olduğunu bilmeden imzayı attıran yönetici de…

Sonra çıkıp bağırıyoruz, o destek olsun bu para versin..

İş dünyası çok özür dilerim ama aptal insanlardan oluşmuyor. O yatırımları yapan insanların bir zeka, akıl düzeyi var ve mesele para olunca hiç biri karşılıksız para vermez.

Hatıra binaen verenleri gördük bu şehirde.

Ne oldu?

Verince iyi olmadıkları gibi vermediklerinde adamların içinden geçtik hep birlikte.

Neden versin bir mantıklı cümle ile özetlemek gerekir. 

Siyasilere yüklenildi geçtiğimiz gün.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz da çıktı bunları cevapladı. Belki de en spesifik konuda hedef tahtasına oturmak pahasına dobra dobra açıklamalar yaptı kendisi Pazar günü.

Doğruları konuştu Yavuz. Bu konuda bu güne kadar kendi aramızda konuştuklarımızı kendi penceresinden anlattı. 

Sonuna kadar katılıyorum söylediklerine.

Ben Sakaryaspor’a kendi adıma destek olurum. 

Ne yaparım, biner arabama kimseye bir şey demeden İstanbul’a, Bursa’ya, İzmir’e, Eskişehir’e, Konya’ya nere ise maça giderim. Gitmeden önce de girerim Sakaryaspor ürünlerinin satıldığı Dükkan54’e, fiyatına bakmaksızın (makul çerçevede) eşofmanını, formasını, atkısını satın alırım. 

Eyvallah, bu kentte bunu herkes de yapıyor. 

Ancak, bundan sonrası gerek siyasilerin, gerek belediyelerin ve dahi diğer devlet kurumlarının maddi destek olmasını asla kabul etmem. 

Her seçim döneminde binlerce tantana olur kongrelerde.

Gelen arkadaşlar bunları bilerek yönetime talip olurlar ve nedense de her seçilen kendi istediği topçuya sözleşme imzalatır.

Arkada dağlarca borç oluşmuşu yönetimden ayrılan, giden düşünür mü acaba?

 

Ekrem Başkanın affına sığınarak bir konu aktarmak istiyorum.

Önceki yönetimin ilk maçları idi. 

Sanki Sakaryaspor’un için de bulunduğu durum onun suçu, onun sorumluluğundaymışçasına başkan her şeyi ile dertleniyordu.

Para lazım bul başkan, tesis lazım yap başkan, yemek yenecek öde başkan…

 

Bir yerdeydik..

Dedim ki Ekrem Başkana ‘Başkanım Sakaryaspor’a ben başkan olabilirim’. Döndü şaşkınlıkla ‘Ne diyorsun?’ der gib baktı. 

Devam ettim; “Başkanım parayı sen verdikten sonra, ben orda başkanlık yaparım. Nasılsa dert yok tasa yok, ne lazımsa sen yapmaya çalışıyorsun.. “ 

Güldü.

Dedi ki, ‘Sakaryaspor bizim sevdamız.’

İyi de başkanım, Sakaryaspor sevdalıları değil mi yöneticiler… Onlar iyi yönetseler ya?

Ah ahh.

 

Demem o ki, kurumlardan kuruluşlardan, iş dünyasından, organize sanayi bölgelerinde milyarlarca dolarlık yatırım yapanlardan destek isteyelim elbet. 

Siyasiler de elini taşın altına koysun. 

Tamam. 

Ama bu destek, okul olsun, tesis olsun, altyapı için gerekli onlarca spor alanı için olsun, Stad için olsun ki bu zaten yapıldı.

Ama futbolcuya ya da yönetimsel zafiyetlerin getirdiği maddi külfet için olmasın.

 

Buyurun linç edebilirsiniz beni bu yazıdan sonra…

 

 

 

GAZETECİLER BAYRAMI VE ADAPAZARI BELEDİYESİ 

10 Ocak, çalışan gazeteciler için önemli bir gün.

Bu vesile ile şehirde birçok kurum ve kuruluş bu güne özel etkinlikler düzenledi, bizlerin özel günümüzü kutladı. 

Gerek kurum kuruluş yetkilileri gerekse de özel de arayıp soran, kutlayan herkese sonsuz teşekkür ederim.

 

Ancak bir notu aktarayım.

Belki böyle kıyaslamak doğru değil ama…

 

Adapazarı Belediyesi’nin bugün yaptığı 10 Ocak etkinliği çok önemliydi. Ve bence yapılan kutlama programları içerisinde en değerlisiydi. 

Mutlu Başkan ve ekibi bu günün anısına Camili’de 250 fidanlık bir hatıra ormanına imza attı. Bizlerin de davet edildiği ıhlamur fidanı dikme ve hatıra ormanı oluşturma etkinliği 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü benim nezdimde çok daha anlamlı ve değerli kıldı.

Bir Hadis-i Şerif var. 

‘Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz’  diye.

 

Belki yarın kıyamet kopmayacak ama; kimin ne zaman gideceği belli değil. Ömür bizlere sınırlı verildi. Bugünün anısında bizlerin de birer ıhlamur ağacı olmasına vesile oldunuz. 

Ne kadar teşekkür etsek az…

Allah razı olsun.

YORUM EKLE