ÖZGÜRLÜĞÜN RUHSAL PROBLEMİ

HAZIRLANIN! Özgürlükten bahsedip, özgürce çarşaf giyen bir kadına Kara Fatma(!) diyen ya da otobüsün içerisinde şort giydiği için genç kıza saldıran(!), zihniyetinde evre atlayamayıp ideolojisinin köşesine sıkışmış insanlara, düşünce özgürlüğünüzü beyninizin içinde özgürce yaşayın diyeceğiz.

Özgürce taraf tutabiliriz bir şey yapmamız istendiğinde yapmamak özgürlüğümüz olduğu gibi yapmakta elimizdedir.

Ama doğduğumuzdan beri anne babamız geleceğimizin planlarını yaparak bizlerin özgürlüğünü saptırırlar okul ve medya gibi unsurlar bazen bazı şeyleri yalan içeriklerle bize sunarlar. Özgürce davrandığını düşünen insan bu yaptırımlar karşısında ne yaptığını anlamaz.

Eylemleri farklı yönlere gider çoğu zaman kötü yönde ilerler genellikle bir şey tarafından dikte ediliyordur. Kararlarımızı, bilmeden yalan tabanlı sistem üzerine kurarız. Bu durumda isteyerek yaptıklarımız, diğerlerinin özgürlüklerinin çıkarlarından başka bir şey değildir.

Buna basit bir örnek verelim. Kalabalık bir ortamda herhangi biri hakkınızda yalan yanlış şeyler söylemeye başladı, doğal olarak savunmaya geçtiniz ve ona yalancı diye hakaret etmeye başladınız aslında siz bunu yapmak istemediniz, bu size dayatıldı ve özgür bir biçimde onu bitirmeye çalıştınız. Yani birinin özgürlüğü sizi çirkefleştirme imkanı sağlamıştır. Halbuki haklısınız.

Meseleyi toplumsal açıdan değerlendirirsek özgürlüğümüz her defasında manipüle edilir öyle ki hem özgür bir eylemde bulunuruz hem de bu eylem başkasının sömürüsüne yol açar.

Bir başka açıdan özgürlük meselesine bakacak olursak biz yalnızca diğer insanlara karşı özgürüz çünkü dünyaya gelmemiz özgürlüğümüz sonucunda ortaya çıkmadı ölecek olmamızda bu kavramın dışında kalıyor.

Bizi gönderen güce insanlar isimler takmış durumda, yaratan niteliğine sahip bu güç bizlere dünya üzerinde hiçbir şeyin kölesi olmamayı teklif ediyor.

Acaba kendimizi özgür mü sanıyoruz?

İsmimizi, ailemizi, etnik kökenimizi, kültürümüzü ve DNAmızı seçmedik. Bu durumda otomatikman gönderene köle oluyoruz.

Biz insanlar hiç olmak yerine değerlenip var olmuşuz. Yani bu var edenin iyiliğidir. Çünkü özgür irade altında yaşamaktayız. Bizden hiçbir faktöre köle olmamamızı istiyor. Ama bir başkasının özgürlük çıkarları uğruna harcanıyoruz. Ve buna bizler izin veriyoruz çünkü reddetmiyoruz.

Kapitalizmi de seçmedik, dünyaya gelme sebebimizde değil ama üzerimize çökmüş durumda ve her geçen dakika binlerce bebek bu sistemin içine doğuyor.

Bugün bir mağazaya girip topuklu ayakkabı ya da düz ayakkabı alabilirim. Bu benim özgürlüğüm müdür? Hayır topuklu ayakkabı almak özgürlük değildir çünkü topuklu ayakkabıyı çok sevmiyorum belki de bir başkası bende güzel durduğunu düşündüğü için alıyorum. Halbuki ayakkabıyı alırken kendimi özgür hissediyordum yoksa toplumun mu bir kölesiyim?

Bilinçaltımıza kölelik formunu yerleştirdiklerini bu gibi ironik durumlardan kolayca anlayabiliriz.

Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica bu formu aynen şu şekilde açıklıyor. ‘’Gereksiz ihtiyaçlardan doğan koca bir dağ yarattık. Bir şeyler satın alıyoruz sonra çöpe atıyoruz. Aslında bir şeyi satın aldığımızda ödemeyi parayla yapmıyoruz. Ödemeyi para kazanmak için harcadığımız zamanla yapıyoruz. Arada ki fark hayatı satın alamazsınız. Hayat geçip gider ve bizde boşa harcadığımız zamanımızda özgürlüğümüzü kaybederiz buda korkunç bir şeydir.’’

Dünyada gerçekten özgürlük sorunu varken bunu algılayamayıp karşımızdaki insanın başörtüsüne ya da eteğine kafayı takmak ruhsal bir problemdir.

Dindar olduğunu söyleyip güzellikle anlatmak yerine şiddete başvurursan, tesettürlü değilsen ama örtülü insanlara özgürlük adı altında yargı dağıtmaya başlarsan, en kibarından kendini sorgula derler.

Dünya toplulukları arasında kendi toplumumuza baktığımda sağ sol çatışması diye büyük bir fikir ayrıştırılmasına sokulmuşuz. Özgürce düşündüğümüzü ve konuştuğumuzu zannediyormuşuz, meğer bilinçaltımıza yerleştirilmiş, çıkarcı zihniyetlerin özgürlüğünün piyonları olup, acımadan birbirimizi kırmışız.

Kimsenin kalbini yarıp bakamıyoruz, dinli ya da dinsiz yaftasını yapıştırmak oldukça gerici ve ön yargılı bir zihniyettir.

Dünyada ki farklı düşünceler de özgürlüktür. Ama bu düşünceler insana saygı duymuyorsa yapmamız gereken önce sisteme karşı uyanmak ve ardından insanca hürriyetimizi var kılmaktır.

Zannetmeyin ki uyanığız, acilen ruhlarımızın uyanmaya ihtiyacı var.

YORUM EKLE