ÖLÜM DÖŞEĞİ

"yatıldığında değil de ölündüğünde ölüm döşeğine dönüşen döşek"

"ölüm döşeğinde yatanın gözlerine bakamam; utanırım, yaşamak ayıp bir şeymiş gibi gelir, biri yanımda can çekişirken..." n.h

İnsanların ölüm döşeğindeyken en çok dostlarını yitirdikleri için pişman olduğu ileri sürülür.

İnsanların ölüm döşeğinde en çok pişman olduğu 6 şey

1. "Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı."

2. "Keşke bu kadar çok çalışmasaydım."

3. "Keşke duygularımı dile getirmeye cesaretim olsaydı."

4. "Keşke arkadaşlarımla ilişkimi sürdürseydim."

5. "Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim."

Çoğu insanın hayatı, mutluluğun aslında bir seçim olduğunu, ölüm anı gelene dek fark etmediği gerçeklerle dolu.

6."Keşke dinimin gereklerini layıkıyla yerine getirebilseydim dermiş.

Sanki yatakla aynı seviyeye gelmiş gibi yatar ihtiyar insan. Üzerinde yorgan vardır ama ilk bakışta yorganın altında birinin olduğunu anlamak kolay olmaz.

Senelerin yorgunluğu heybetli vücudunu erite erite bir yorgan inceliği haline getirmişti adeta.

Başı devamlı surette yandaki duvara çevrilidir. Bizim gördüğümüzle onun gördüğünün aynı olduğu şüphelidir yalnız.

Ara sıra, incecik derisinin altından damarları dışarı çıkacak gibi duran ellerini, sanki bir şeye uzanıyor gibi yukarı kaldırmaya çalışır. Bir şey sorulmazsa, ağzından kendiliğinden çıkan tek kelime su'dur, birazcık su verin..!

O kadar uzun yaşayınca insan, acaba bu yatakta geçen günlerinde, hangi an'lara döner, hangi hatıralarını yaşar gözlerinde bilinmez.

Bazen de tam 50 sene önce 18 yaşındayken veremden ölen erkek kardeşini görüp ağlar.

Uyuyup uyumadığı tam anlaşılamadığı için, rüyasında mı yoksa gözleri açıkken mi gördüğünü bilemeyiz.

Bir insanın gözleri nasıl bu kadar içeri göçer? Takma dişleri ağzını acıttığından takılmaz artık.

Böylece dudakları da tamamen geriye çekilmiş, çenesi iyice sivrilmiştir. Yüzüne iyice yaklaşıp seslenince, evet dönüp size bakar ama sizi tanıdığına dair hiçbir belirti yoktur bakışlarında.

Geçmişte bir dağ gibi görüp korktuğunuz insanı, bir yatakta böyle tam anlamıyla çaresiz yatarken görmek çok garip gelir.

Altını açmak için mümkün olduğu kadar yavaş davranarak sağa sola kıpırdattığınızda, belli belirsiz sesi çıkar: "allah’ım kurtar artık".

Odayı ne kadar havalandırsanız da, çok kısa bir süre içinde yine kendine has kokusuyla ağırlaşır gözleri.

Yanındayken zaman o kadar ağır akar ki, sessizce oturup kalbinizin sesini dinleyebilirsiniz.

Hayat dediğimiz şeyin ne kadar farklı şekilleri oldurduğunu düşünür insan.

Şimdi bu ihtiyarcık canlı evet nefes alıyor, peki hayatta denilebilir mi?

Ölüm döşeği aslında bir insanın kendisidir tamamen.

Bu süreç aile fertleri arasında derin üzüntüyle yaşanır, evlerde adeta bir yas havası, ölüm gerçekleşmeden başlamıştır bile.

Ne güzel geleneklerimiz vardı..!

Eskiden köylerde, insanlar Cuma namazı çıkışı, ’’falan köyde, falanca, ölüm döşeğine yatmış, gidip helallik alalım’’ der tüm cemaat helalleşme ziyaretine gider, hasta olan kişiye moral verirdi.

Aslında sosyolojik olarak ölüm döşeği, insanların bir disiplin içerisinde yaşamalarının,

Birinin hakkına riayet etmeninde en ciddi öğreticisi idi.

Ders almak, tefekkür etmeye en güzel ibret ..!

Bu gün, hiç de atalardan gelen geleneklerimizi sürdürmüyoruz.

Türlü gerekçelerle hasta yaşlılarımızı, Hasta hane yoğun bakım servislerine terk ediyoruz.

Biz böyle değildik..!

Bize neler oluyor böyle?

Dua’sız, sevgisiz, gözlerin sadece tavanı seyrettiği ölümü bekleme hali.

Allah bizleri ve ebeveynlerimizi bu çirkin sonla muhatap eylemesin.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’tencereye doğradıklarımızın, tabağımıza konacağını hatırladığımız zaman’’!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Basb
Basb - 2 hafta Önce

Başkanım hayrola daha var elhamdulillah

Ayhan akgül
Ayhan akgül - 2 hafta Önce

Harikaaa tek kelime ile kutlarım yürekten

Niyazi Usta
Niyazi Usta - 7 gün Önce

Başkan Allah razı olsun, toplumun kanayan yarasına parmak basmışsınız.