banner28

KAYBEDİLEN KÜLTÜREL DEĞERLER

Eski zamanlarda evler varmış, bir tarafta çocuk sesleri, diğer tarafta ihtiyar nine ve dedelerimiz birlikte yaşanılan sofalı, cumbalı, haremlik, selamlıklı , şirin ahşap…

Ne çok değer feda etmişiz teknoloji ile birlikte gelen sahte medeniyete. Şimdilerde geniş salonları ve büyük bir bölümünü mobilyaların işgal ettiği beton binalarda oturuyoruz.

Her toplumu ayakta tutan, dinamiğini sağlayan değerler vardır.

Toplum olarak bizim kültürel va ahlaki değerlerimiz var.

Ama ne yazık ki; bunların bir çoğunu kaybetmek üzereyiz..

Siteleşme ile birlikte Mahalle Kültürünü Avm’lerin çoğalmasıyla Esnaf Kültürünü Aynı gelir grubuna sahip insanların bir araya gelerek kurdukları Rezidanslarda oturmalarıyla ’’Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir’’ Hadisi şerifinin unutulduğu..

Gitgide zayıfladığımızı bir konu aynı binada oturanlar birbirini tanımıyorlar. Biz eskiden aynı mahallede oturanlar birbirlerini tanırlardı. Komşu komşunun külüne muhtaçtır, denilen günleri özlemekteyiz.

Bencilliğin tavan yaptığı, ben merkezli bir dünyaya hızla ilerlediğimiz, toplumsal olmazsa olmaz değerlerimizin hiçe sayıldığı tuhaf bir yaşam modeli.

Birbirimizi ziyaret edeceğimize farklı tatil noktalarına gidip birbirimizden uzaklaştığımız.

Küçük büyüğü ziyaret edeceğine gidebileceği farklı yerlere gidiyor. Milletçe bir telefonda her şeyin düzeleceğini zanneddiğimiz.

Oysaki nerede o bayram sevinci eskiden bir insan memleketine gider, hep orada biraz fazla kalırdı.

O kadar uzun yoldan geliyorsun ailenle iyi vakit geçirmelisiniz. Şu anda insanlar bir telefonla konuşup sonra bunun yeterli olduğunu düşünüyor/zannediyor.

Toplumun değer yargıları herkes tarafından kabul edilen maddi, manevi, ahlak, din, makam, para, namus, vicdan gibi kavramlardır. Bunların değerleri toplumların inançları, kültürleri yaşadıkları toplum ve zamana göre değişiklik arz edebilir. Bazen insanlar değer kazanmak, yücelmek isterken alçalır.

Alçalanların vay haline…

Bazıları da tevazu ve hoşgörü sayesinde insanlığın gönlünde taht kurar.
Değer yargıları, kavramlar üzerine kurulu iddiaları dile getiren ifadelerdir. Bunlar kişilik yapısına insanın karakterine özeldir.

Kişiden kişiye değişir.

Değerler alanına ait yargılar. Güzel, çirkin, sevap, günah, iyi, kötüdür. Ahlak yargıları iyi veya kötü olarak adlandırılan eylemlere dayandırılır.

Ahlak yargıları özneldir. Yani kişilere, zaman ve toplumlara göre değişiklik gösterebilir. Bir toplumda kötü olan başka toplumda iyi kabul edilebilir.

Mesela evlilik akdi olmadan nikâhsız yaşamak bazı coğrafyalarda normal karşılanırken, bir diğer coğrafyada kötü olarak bilinir.

Dini değerler ise değişmez bir yapıda olup, kutsal sayılan din kurallarına dayanır ve deştirilemez.

Estetik ise güzeldir veya çirkindir şeklinde tercihlere dayalı yargılardır. Akla değil, duygu ve sezgilere dayanır.

İnandığımızı milli, manevi, kültürel değerlerimizi menfaat söz konusu yapamayız, yapmamalıyız.

Çıkar ve menfaatlerimiz uğruna verdiğimiz en ufak bir taviz ileride dönüşü olmayan yaralar açabilir.

Mesela ülkemize ait küçük bir toprak parçasını o gün ki şartlar ve menfaatler onu gerektiriyor diye gözden çıkarırsak, ilerleyen zamanda başka bir menfaat söz konusu olduğunda bir parça toprak vermek zorunda kalırız ve bir zaman sonra elimizde ülkemiz vatanımız diyeceğimiz bir toprağımız kalmaz.

Müslüman Türkler olarak bir çok manevi değerden vazgeçirilmek için zorlandığımız şu günlerde.

Değerli dediğimiz şeyleri; diploma, kariyer uğruna harcamayalım. Unutmayalım tavizler tavizleri doğurur.

Bir kere boyun eğen bir daha doğrulmakta zorlanır. Topluma mal olmuş manevi değerleri savunmada birbirimize destek olalım.

Bugün basit gördüğümüz bu olay yarın ki neslimizin yok olmasına sebep olabilir.

Millî ve manevî değerler millet ve toplumlar için hayat kaynaklarıdır. O halde mutlu bir dünyada hep birlikte mutlu olarak yaşayabilmemiz için bu fıtrî yapının bozulmaması ayakta kalması için mücadele edilmesi ve önlem alınması gerekiyor.

Bu önlemlerin alınmasında da bütün fert ve toplumların birbirine yardımcı ve destek olmaları gerekmektedir.  
Medeniyetlerin oluşumunda, maddi unsurlar kadar millî ve manevî değerler de önemlidir.

Toplumların ilk gayesi kendisini oluşturan, varlığı onların varlığına bağlı olan birey ve toplumun mutluluğunu sağlamaktır. Bunu başarabilmesi için maddî ve manevî unsurlara önem vermek zorundadır.

Örf, adet, ananelerimizi, izimlere, politikalara heba etmeden, siyasi kavgalarımızın üstünde görerek yaşamak,

Yaşamımızı, hayatımızı, davamız diye tasvir ettiklerimizi ecnebi öğreti ve diktelerine heba etmemeliyiz.

İnsanca yaşamak, Müslümanca ölmenin nasip olması ümidiyle.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’Kültürümüzü politikalara heba etmediğimizde’’

YORUM EKLE
YORUMLAR
Necati Yavuz
Necati Yavuz - 3 ay Önce

Kaybedilen siyasi değerleri yazsanıza, adam kayırma, yalandan iftira atma, etnik milliyetçilik yapmak vs vs.

Selim Yüzücü
Selim Yüzücü - 2 ay Önce

Siyasal değerler, asalet değerleri, her şey ters düz edilmiş, bir birine karışmış.
Allah korkusunun kalmadığı, çalanın çaldığının yanına kar kaldığı bir tuhaf düzen.
Sonumuz hayr olsun