HAYDİ ARTIK İCRAAT ZAMANI, KAYBEDECEK ZAMAN MI VAR ?

Ülke gündemine bakıyorum,

Şehit cenazeleri, cenazelerde olan olaylar…

Gerilen - gerdirilmeye çalışılan- gerdirilen ortam ...

Seçimlerin getirdikleri...

Ekonomik tabloların tartıştırılması...

İktidar içinden çıkan bazı kişilerin tavsiye diye adlandırarak parti içi başkaldırısı ...

Devletin ve İktidar partisinin her türlü makamlarında at koşturup şimdilerde koltukları altlarından alındığı için dertlenenler ve bunu her kesime yaymaya çalışanların zırıltıları…

Bu zırıltılardan çok sesli bir tepki yumağı oluşturma çabaları…

Düne kadar İktidara yakın gibi durup Devletin her imkanını dibine kadar sömüren zihniyet ve buna bağlı medya organlarının neferleri…

Bunların adeta trollleşip Devlet başkanı ve onun yakın çalışma arkadaşları üzerinden operasyon çekmeye çalışmaları…

Hala neticelenmeyen İstanbul ...

...

Sakarya’ya bakıyorum...

Giden gelenden geçilmeyen belediye binaları...

Çiçeklerden girilemeyen makam odaları...

Hala daha ‘Edeceğiz, yapacağız’lar...

Gelene hoş geldin, gidene güle güle demekten bitap düşmüş seçilmişler ...

...

Seçimler bitmiş ama yönetim ekipleri olmayan belediyeler…

Hala daha o gider bu kalır, şu gelir tartışmaları…

Hala daha ne olacağını bilmeyen başkanlar…

Getirildikleri - seçildikleri görevin sorumluluğu altında ezilenler…

Bunun farkına varamamış olmalarından olsa gerek görevlerinin sadece gülümseyerek poz vermek olduğunu zannedenler …

….

Yapmayın beyler, yapmayın artık paşalar...

Aradan 23 gün geçti bitmedi ziyaret haberleriniz.

Bu şehir sizden hareket bekliyor.

Bu şehrin insanları sizden hizmet etmenizi bekliyor.

Göreviniz başladı ve göreviniz gelenle gidenle zaman öldürmek değil.

Görev süreniz uzun bir otobüs yolculuğu değil ki,

‘Seçim dönemi uzun yol yürüdük, yorulduk ama nihayet bindik bu otobüse, eh önümüzde zamanda var nasılsa, o halde şu durakta iki üç vakit dinlenelim - mola verelim’ diyesiniz.

Böyle bir zaman ya da alanda değiliz ki..

Tamam, iyi güzel, gelene kapı açık tabi ki gelsinler.

Ancak kaybedecek zaman mı var?

Hemen her belediye yüzlerce ziyaret haberi servis etti – ediyor. Başkaca bir şey yok.

İçinde bulunduğunuz durumu en iyi siz biliyorsunuz.

Gırtlağa kadar borç batağında kurumlarınız.

Buna çare olmak için bir an önce çalışmalar başlamalı.

Öyle değil mi?

Popülist haberler çıkıyor ara sıra medya da, “Resmi olmayan kaynaklardan edinilen bilgilere göre”ile başlayan

O başkan kiralık araçları toplattı, bu şunları geri gönderdi, şurada tasarruf başladı diye …

Evet, her birinizin yeni seçilmeden mütevellit yüksek kredileri var vatandaş gözünde…

Ama ilk günlerden bunu tüketmeyin.

Bırakın gelen gidenle zaman geçirmeyi.

Bakın önümüz Ramazan.

Malum ki bu ay zaten durgun ve ağır işliyor her yer.

Caf caflı çiçekli odalardan arının.

Bir an önce ama bir an önce sahaya inin.

Allah aşkına biriniz de çıkın deyin ki;

“Ey halkım, bu güne kadar geleniniz geldi, eyvallah. Hayırlı olsun dilekleriniz başımın üstünde. Ancak şimdi iş yapma zamanı. Lütfen hayırlı olsun dileklerinizi ilk karşılaşmamıza, bizim size hizmet getirmek için gelmemize saklayın. Emin olun, kimse gelmedi diye, dileklerini sunmadı diye gönül koymayacağız. Hatta bu nedenle gelmeyenlere daha da müteşekkir kalacağız. Ama şimdi bizi rahat bırakın, ekiplerimizi toplayıp bir an önce işe koyulalım.”

Bunu desin biri,

Ve örnek olsun herkese.

Büyük vebal var görevlerinizde sevgili seçilmişler…

Düşünün bir, seçim öncesi konuştuğumuz beka meselemiz aslında şimdilerde var.

Kaybedilen Büyükşehirlerden, illerden ilçelerden ders alalım.

Oralarda kimlerin göreve geldiğini, ilk icraatlarını neler üzerinden başlattıkları görelim.

Yazık.

Yazık değil mi yıllardır süren emeğe.

Bugün 23 Nisan ya hani, hani çocuklarımıza barış dolu, müreffef bir dünya, huzur dolu bir yaşam bırakma ödevimiz de var ya…

İşte seçildiğiniz görevler bunun için.

Ders alalım.

Şimdiye kadar yapılan yanlışları görmezden gelmeden, ama elimizde kalanlarla, yine yeniden Bismillah diyerek, o çocuklara hak ettikleri Ülkeyi, barışı, kardeşliği bırakmak için, bir an önce işimize koyulalım. Ne yapılacak tek yanlışa tahammül edecek dermanımız, ne de kaybedecek bir salise zamanımız var.

….

Vesselam.

YORUM EKLE