banner28

'EY ALMANYA TERÖRE DESTEK VERİYORSUN'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hızlı yükselişini hazmedemeyen ülkeler arasında birinci sırada yer alan Almanya’nın, çok acımasız şekilde teröre destek sağladığını söyledi

'EY ALMANYA TERÖRE DESTEK VERİYORSUN'
banner3

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Mabeyn Köşkü'nde gerçekleştirilen atv-aHaber ortak yayınında Salih Nayman ve Banu El'in sorularını yanıtladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağına izin vermeyen, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'yı saatlerce rehin alan Hollanda ve destekçisi Almanya'ya tepki gösteren Erdoğan, özetle şunları kaydetti:
 AB ülkelerinin bir kısmı, hepsini aynı torbanın içerisine koymayalım, maalesef Türkiye'nin yükselişini hazmedemiyorlar ama burada ne yazık ki birinci sırada Almanya var. Almanya çok acımasız bir şekilde teröre destek veriyor.

 

 (İstanbul'da tutuklanan Die Welt temsilcisi) Böyle bir ajan teröristi bir ülkenin Şansölye buna sahip çıkarsa, kusura bakmasın ben buna soru işaretiyle bakarım. Üstüne basa basa söylüyorum, istediğin kadar sen Hollanda'nın yanında yer al. Ey Merkel sana verdiğim terör örgütü listesi 4 bin 500 dosya... Sayın Merkel, sen teröristlere destek veriyorsun. Bu 4 bin 500 dosyanın hesabını veremedin, veremiyorsun. Bizim böyle bir kara lekemiz yok. Bizim her şeyimiz ak.

"SANA YAZIKLAR OLSUN"
 Almanya'nın Şansölyesi de Hollanda'nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun. Demek ki sen de aynı kafadasın. Bu, bu demektir. 'Yanındayım' dediğine göre o da aynı kafada. Biz kişinin sevdikleriyle beraber olduğuna inananlardanız. Bunların yaptıkları ne AB müktesabatına ne Venedik, hiçbir yere uyar tarafı yoktur. Ne İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine hiçbir yerde bunların yeri yoktur. Zaten bunlar hukuk, kanun tanımazdır. Bunlar işlerine geldiği zaman kendilerine göre uluslararası hukuk derler.
 16 Nisan'a biz "evet" için mücadelemizi verirken senin orada devlet televizyonun "hayır" için kampanya yapıyor. İşte sen busun. Sen teröristlerin yayınlarına, "hayır" kampanyalarına destek veriyorsun. Bunu hiç sağa, sola saptıramazsın. Ben Almanya'daki, Hollanda, Avusturya, Avrupa'nın değişik ülkelerindeki bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Soydaşlarım, vatandaşlarım olarak sesleniyorum. Sakın o ülkelerde bu "hayır" kampanyalarına destek verenlere değil, oralarda da seçim yapılacak. O seçimlerde de illa şu seçilir, bu seçilir bakmayın, Türkiye sevdalısı kim varsa desteğinizi onlara verin. Türkiye düşmanı olanlara sakın ha destek vermeyin.

DÖRT DÖRTLÜK IRKÇI
 Çarşamba günü (yarın) Hollanda'da seçim var. Bunlardan biri tam manasıyla dört dörtlük ırkçı. Tehdit ediyor, "Hollanda'yı terk edin" diye. Sen mi getirdin o insanları Hollanda'ya da "Hollanda'yı terk edin" diyorsun. Kimsin sen ya, haddini bil.
 Ankara'ya döner dönmez oturacağız Başbakanımızla konuşacağız. Diplomatik yaptırımlarımız nelerse yapacağız. Öyle kuru kuruya özür dilemenin irapta mahalli yok. Bunların cemaziyelevvelini biliriz.
 Bugün (dün) bir İsviçre gazetesinde atılan başlık çok çok manidar. Ama seviniyorum, mutluyum. Niye? İsviçre'nin bu gazeteleri de Türkçe'yi öğreniyor. Ne diyor, 'Erdoğan'ın diktatörlüğüne hayır oyu kullanın'. Bu da doğru söylüyor biliyor musun? Diktatörlüğüm yok ki. Bu tersinden okursanız "evet" demektir. Bunlar Türkçe'yi öyle veya böyle öğrenecekler. Bunlar özellikle de hesaplarını er veya geç verecekler. Süratle Hollanda olayının hesabını diplomatik açıdan soracağız. Bunu ortada bırakamayız.
 Bunların tabii Viyana Sözleşmesi, şu, bu gibi dertleri yok, hepsi bunların ayaklarının altında. Bunların Viyana Sözleşmesi faşistlikleridir. Buna neonazizm diyebiliriz, yeni nazi akımı diyebiliriz. Bunların Viyana Sözleşmesi anlayışı budur.

AİHM'YE DE GİDECEĞİZ
 Ne kadar atları, itleri varsa hepsini oraya topladılar. O iti ne yaptı, polisleri benim vatandaşımın üzerine sürdü, Hüseyin kardeşimizin baldırını ısırdı. Dün gece kendisini aradım konuştum, üç ay kadar işe gidemezsin dediler. Orada 32 vatandaşımız yaralandı, 7'sinin durumu ağır. AHaber'in muhabirine yine coplarla vurdular. Atlarla beraber vatandaşların üzerine sürmeleri, bunların gerçek yüzünü gösteriyor. Orada at izi it izine tam karıştı. Yaptıkları iş bu. Ne yazık ki Batı'nın gerçek yüzünü gösteriyorlar.
 Biz bunları AİHM'de yaşadık. Göreceksiniz AİHM'ye de gideceğiz. Bütün bakan arkadaşlarımızın hepsi gerekli yerlere müracaatları yapacaklar. Ben verilecek kararı da şimdiden biliyorum. Ama biz gereğini yapacağız. Biz yapalım onlar gene bildiklerini okusun. Ondan sonra biz de bildiğimizi okuruz.
 (AB ile ilişkileri gözden geçirecek misiniz?) Hepsi gündemde. AB oyalamaya devam ediyor. Malta'nın dönem başkanlığı var. Fasılları açalım istiyoruz. Bu vizelerin kaldırılması meselesi, bunlar dürüst değil. Bunların hepsini masaya yatırmamız şart.

'TEK ADAMLIK YOK, MİLLETİN ADAMLIĞI VAR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişikliğine ilişkin gafı ve açıklamaları konusunda da şunları söyledi:
 Ana muhalefetin başındaki zatın bunları bilmesinde fayda var, zannediyorum bunları kendisine pek de anlatmamışlar. Türkiye'de şu anda 103 bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Diğer ülkeler Almanya, İtalya, buralara baktığınızda bu sayının çok daha düşük olduğunu görüyoruz. Böyle bir tablo içinde 600 milletvekiline fazla demek dünyayı takip etmemenin en açık, net alametidir.
 Milletvekili seçilme yaşının 18'e indirilmesi olayında gençliğimize çok büyük hakaretler etti. Ben bunu dinleyince çok üzüldüm. Bizim 18 yaşındaki çocukların adeta küçümsenmesi 'Gelecek 18 yaşında Parlamento'ya girecek, 2 sene milletvekilliği yaptıktan sonra emekli olacak, oradan takır takır parasını alacak, askerlik yok' diyor. Bir defa şunu öğren. Çok ayıp oluyor.
 Ben gençlerimize güveniyorum. Bunu 15 Temmuz gecesi gördük. 15 Temmuz gecesi Türk gençliğinin ne olduğunu gördük. Bu gençliğe kimse öyle kaba saba yaklaşım göstermesin. Ben gençliğimize inanıyorum ve bu işi de başaracağız.
 (HSYK'daki değişiklik) Cumhurbaşkanı 4 kişi atayabiliyor. Meclis de 5'te 3 çoğunlukla 7 kişiyi atayabiliyor. "Meclis devre dışı bırakılıyormuş.' Ayıptır Kılıçdaroğlu.
 Bu kişi bir defa çok farklı bir şey yaptı. Şu çalışmalar esnasında yatıp kalkıp şunu söyledi, tek adam da tek adam. Eğer bu ülkede tek adam varsa sensin, 7 seçim kaybettin. Kongreleri öyle veya böyle alavere dalavere işin başında duruyor. Ama millete gittiği zaman seçimde böyle bir şey yapamıyor. 7 seçimi millet nezdinde kaybetti. Ama yine hala partisinin başında. Batı'da bir, iki seçim kaybettiği zaman bir kişi partisinin başında durmuyor, istifa ediyor, yerine başkası geliyor.
 Alman devlet televizyonu ana muhalefetin başındaki zatla ortaklaşa çalışıyor. Bunun yanında terör örgütleriyle de beraber çalışıyorlar.
 "Hayır" demek, bölücü terör örgütüne destek vermektir. Kandil ne diyor, "hayır" diyor, İmralı'daki terör örgütü başı "hayır" diyor. FETÖ "hayır" diyor.

"15 TEMMUZ'U HATIRLATTILAR"
 (Rotterdam'daki gece) Yurtdışında da buna benzer olaylar karşısında meydanlara dökülen halkıma özellikle şükranlarımı bildiriyorum. Bu bir defa bir duruştur. Hele gurbette böyle bir tavrı göstermek o gece bana 15 Temmuz'u hatırlattı. Ben de 4 buçuğa kadar yatmadım. Sürekli telefonun başındayım. Bir taraftan Fatma kardeşimi arıyorum. 'Ben arabanın içinde öleceğim' diyene kadar ileri gitti. 'Sen sakin, rahat ol, biz takip ediyoruz' dedim.
 Çıktı adamlarla görüşmeler yaptı. Adamlar hiç cevap vermezler. Sanki duvara konuşuyorsun, öyledir metotları. Birkaç kez ben de Batı'da böyle şeyleri yaşadım. Bir terbiyesizlik daha yapıyorlar. 'Kendi arabanla gidemezsin' diyorlar. 'Araba vereceğiz, o arabayla gidebilirsin' diyorlar. Ablasıyla, ikisini alıyor iki goril götürüyor. 'Alman sınırına kadar götüreceğiz' diyorlar.

'DEMOKRASİYİ ÖĞREN RUTTE'
 (Hollanda Başbakanı Mark Rutte'ye tepki) Bugün bir şey oldu, Hollanda hadiseleri sebebiyle, Hollanda diyor ki, oradaki beyefendi 'Bu ülkenin patronu biziz' diyor. Altına da bu fakirin resmini koymuş, üstüne de çarpı koymuş. Ben patron değilim. Benim ülkemin patronu millettir, millet. Ey Rutte, sen daha demokrasiyi anlamamışsın. Önce demokrasiyi öğren.
 Hiçbir başbakan patron olamaz. O ülkelerin patronu demokrasilerde millettir. Patron benim demek milletine saygısızlıktır. Zaten bunlarda saygı yok ki. Biz bu ülkede hiçbir zaman patron, efendi olmadık. Biz kuruluşumuzdan bu yana meydanlarda şunu söyledik, 'Biz millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik' dedik. Rutte, bunu öğren.

'TBB BAŞKANI ARTIK KAPIMI ÇALAMAZ'
 Orada biliyorsunuz "evet" için benim bakanıma konuşma imkanı vermeyenler Türkiye Barolar Birliği Başkanı oralara gitti, kampanya yapıyor. Barolar Birliği Başkanı Türkiye'den başladı, Avrupa'da dolaşıyor ve bu hukukçu. Barolar Birliği Başkanı'nın oralarda böyle bir çalışma yapması demek, Türkiye'de benim oyum belli demektir. Sen hukuk içinde bundan sonra Türkiye'de acaba yönetimde olanlarla nasıl bir araya geleceksin? Sen bir defa benim kapımı çalamazsın. Kapattın kapıyı. Niye? Çünkü sen Barolar Birliği Başkanısın. Hukuk nedir bunu bildiğini iddia eden bir kurumun başkanısın. Böyle bir şeyi sen yapamazsın. Sen siyasetçi değilsin. Böyle bir şey yaptığın anda karşına yarın faturası çıkar. Birçok baro bu noktada isyanda. Artık o bizi temsil etmiyor noktasında.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2017, 09:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER