Farklılıklarımız, Zenginliğimizdir!

Geçen hafta cumhuriyetin 96. yılını kutladık. Ve bu yıl ki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları daha bir coşkulu geçti.

Birçok şehirde okulların, askeriyenin, siyasilerin, bürokratların ve en önemlisi de halkın katılımıyla, önceki yıllara nazaran daha hareketli bir bayram yaşadık.

Evet, bu sene cumhuriyet bayramı önceki yıllara nazaran daha farklıydı.

Birçok özel kuruluşun, toplumumuz önemli sembollerden biri olan cumhuriyet bayramı için güzel görseller hazırladığını gördük. Sosyal medya bu görsellerle doluydu. Hatta bazı özel kuruluşların, cumhuriyet ve tarihimizin önemine vurgu yapan, insanın tüylerini diken diken eden, kısa film tadındaki reklam filmlerini beğenerek izledim.

Satırlarıma böyle devam etmek isterdim. Toplumumuzun birlik ve beraberliği hakkında güzel şeyler yazmak isterdim. Ama maalesef yazamıyorum.

Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, toplumun farklı kesimlerinin enstantane olmayan bilinçaltı tasavvurlarının gün yüzüne çıktığına şahit olduk hep beraber.

Daha şurada birkaç hafta öncesine kadar, toplumun %80’ine yakın bir kesimi, Barış Pınarı Harekatı kapsamında birbirimize kenetlenmedik mi? Hem de, Batı’nın tüm tehditkar açıklamalarına rağmen kenetlendik birbirimize.

Statlarda, okullarda, sokaklarda, daha birçok yerde hep beraber asker selamını çakmadık mı? Batı’ya, Türk milliyetçiliğinin, Türk vatanseverliğinin ne olduğunu göstermedik mi? Toplumumuzun vazgeçilmez bir kesimi olan gayrimüslim azınlıklar bile çıkıp, teröre lanet okuyup, askeri harekata destek çıkmadılar mı? Bu toplumun vazgeçilmez birer unsuru olduklarını göstermediler mi?

Peki, şimdi ne oldu? Ne değişti? Ne değişti de birden yaşam biçimi, kılık kıyafet tartışılır oldu. Ne oldu da “Cumhuriyet kadınları nasıl olmalı?”, “İşte gerçek cumhuriyet kadını!” soru ve söylemleri birden hortladı.

Hortladı diyorum. Çünkü 20’li yaşlarda olanlar bilmez. 90’lı yılların ikinci yarısında Türkiye bu zihniyetten çok çekti. Tüm dünya, milenyum arifesinde teknolojik atılımlar yapmaya hazırlanırken, bizler, Batı’nın bir asır önce tartışmayı bıraktığı yaşam biçimi ve kılık kıyafet kavgasını vermeye devam ediyorduk.

Bir baktık ki Dilek İmamoğlu ile Emine Erdoğan’ın dış görünüşleri sembolleştirilmiş. Biri toplumun sözde laik kesimini sembolize ederken, diğeri de toplumun sözde laik olmayan, yani sözde İslami yaşam tarzını devam ettirmeye çalışan kesiminin sembolü haline gelmiş.

Bir baktık ki, toplumun kutsalları arasında kabul edilen semboller yeniden tartışılır olmuş. Türk toplumu içerisinde yer alan, bence çok az bir kesimini temsil eden iki grup, başlamış yine birbirine saldırmaya, fütursuzca eleştirmeye, birbirlerinin kutsallarına hakaret etmeye…

Hakaret ettikleri semboller, bu toplumun kültürel hafızasının önemli bir parçasıdır. Bu iki kesim bunu unutuyor.

Hakaret ettikleri bu kültürel semboller için, ecdadımızın bastıkları toprakları kendi kanlarıyla suladıklarını unutuyorlar

Gruplardan biri sözde medeni ve sözde çağdaş, diğeri ise tarihine sözde dört elle sarılmış ve İslamiyet’i sözde yaşayan!

Sözde diyorum. Çünkü kendini sözde laik, medeni ve çağdaş gören bu kesim şunu bilmiyor: Kılık kıyafet, yaşam biçimi uzun zamandır Batı’da tartışılan bir mevzu değil. Din hele hiç değil.

Hatırlayın 2015 yılı Almanya’sını. Yabancılara karşı, islamafobik düşüncelerle sokağa inen PEGIDA’nın karşısında olan İslami kesimin yanında kimler vardı. O ülkenin entelektüel ve hümanist kesimi vardı. Sizin deyiminizle laik olan, çağdaş ve sol olan kesimi vardı.

Bunlar, PEGIDA karşısında sokağa indi. Kendi uluslarından olmayan, kendi ırklarından olmayan, kendi kültürlerinden olmayan, kendi yaşam tarzından olmayan, kendi kılık kıyafet ile benzeşmeyen Müslüman kesim için sokağa indi.

Hatırlayın son yıllarda Avrupa’da yapılan seçimleri. Kendisinden olmayanlara savaş açan aşırı sağ partiler karşısında kimler dik bir duruş sergiledi. Çağdaş, sol zihniyete sahip, hümanist kesimdi onlar; onlar sözde değildi. Kendi toplumları içinde yaşayan Müslümanlara ve yabancıları arkalarına alıp, aşırı sağ partilere meydan okudular

Çünkü onlar biliyorlar; farklılıklar bir toplumun en büyük zenginliğidir. Din, dil, ırk, yaşam tarzı, kılık kıyafet, örf, adet, gelenek… Bütün bu farklılıklar bir toplumun en büyük zenginliğidir. Bunu onlar çok iyi biliyor. Ama bizim toplumun, kendini Dilek İmamoğlu ile sembolüyle özdeşleştiren kesimi bilmiyor. Cahil kalmışlar. Çağdaş olduklarını zannediyorlar, ama dünyayı geriden takip ediyorlar.

Gelelim tarihine sözde dört elle sarılmış ve İslamiyet’i sözde yaşayan kesime.

En-am süresi, 108. ayette ne diyor: “Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler.”

Bu ayete göre, yanlışları ve kötülükleri eleştirmek her Müslümanın görevidir. Ancak yapılan eleştiri, eleştirilen durumdan daha yıkıcı sonuçlara yol açacaksa, bu durumdan kaçınmanın daha önemli bir görev olduğunu anlatıyor bize.

Yani, sizlerin grubunun bir türlü kabullenmediği, bu toplumun sembolleri haline gelmiş olan kültürel ögeleri eleştirmek, toplumu ikiye bölecekse şayet, orada durmak gerekir. Kullandığınız argümanları ve üslubunuzu bir tartmanız gerekir.

Dahası var, bitmedi. Ayrıca ayette geçen “sebb” kelimesi “terbiye ve nezaketle bağdaşmayan çirkin sözler” anlamında kullanılır. Yani bir şeyi eleştirirken hakarete başvurmak, sövüp saymak ne İslam ahlakına uyar, ne de İslami edep ve nezaket kurallarıyla örtüşür.

Bu eylem Peygamber efendimizin ahlakıyla da bağdaşmamaktadır.

Kısacası, diğer bir topluluğun kutsallarını eleştireceğim diye, ona hakaret etmek, ona sövüp saymak gerçek bir Müslümanın yapacağı bir davranış değildir

YORUM EKLE
YORUMLAR
Enes Köroğlu
Enes Köroğlu - 2 hafta Önce

Öncelikle , bu denli sorumluluklarla yüklü olduğumuz şu günlerde dediklerinize harfiyen katılıyorum hocam. Fakat bence yazınızın başında “yazmak isterdim ama yazamıyorum “ sözünüze ithafen . Bu milletin içinde olan gayrimüslim ve batı yalakası insan müsveddelerinin , bizim kültürümüzle , gelenek göreneklerimizle bağdaştıramadığım için bu satırları yazıyorum. Daha insanlıktan nasibini almamış olanların , müslümanlıkta da gözleri yoktur . Milli ve dini duygular içinde yaşadıklarını da söyleyemem. Bugün beraber Anıtkabir e gidip milliyetçilik yaparlar , ertesi gün bi cuma namazında da müslümanız diye boy gösterirler. Bugüne kadar olanlardan farksız ve absürttür. Yurtdışı gezilerinde , kendi ülkesi içinde milletvekili , belediye başkanı vb. görevlerde bulunan şahıslar , dış güçlerin ve terör gruplarının korkularından milliyetçilik kavramını ayaklar altına alıyorlar. Çok şükür ki dış kaynaklardan gelen ve gelecek olan hiçbir yaptırımdan , tehditlerden kaçacak veya korkacak bir milli iradeye sahip değiliz. Azdan az ,çoktan çok gider.

Murat tunç
Murat tunç - 2 hafta Önce

Sevgili arkadaşım çok doğru noktalara temas etmişsin umarım bu makaleyi herkes okur. Günümüz türkiye sinin kısa bir özeti tabi bu konu darı ambarında küçük bir tane ülkemiz üzerinde oynan daha bir sürü oyunlar var. Bizler dediğin gibi bu oyunlar karşısında 15 temmuzda ki gibi barış harekatındaki gibi tek yumruk olup hepsine birlikte göğüs germeliyiz bu Türkiye bizim alevisi sülnisi kürdü Çerkezi..... Saygılar.

Nallıhan li
Nallıhan li - 2 hafta Önce

Güzel tesbit

Orhan KOCAMAN
Orhan KOCAMAN - 2 hafta Önce

Kalemine sağlık Fatih hocam. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi başardığımız gün bu ikilemler bitecek inşAllah.

Emin Demirkır
Emin Demirkır - 2 hafta Önce

Sayın Hocam,
Makalenizde de dediğiniz gibi, hortlamış ve hortlak kalmış olsalar bile, Biz yaratılanı severiz Yaradandan ötürü... Zira bizim mükemmel ve ennihayetinde yeryüzündeki tek din İslam dinidir ayetini kabul etmeyenler olsa bile, Dinimiz tüm dinleri kabul etmiştir... Bu sebeple görevleri olan ahlaksızlık ve düşmanvari davranışları neticesinde cezalarını da çekecekler....
Biz dik duruşumuzu ve heybetli bakışlarımızı koşmadan yola devam edip, önümüze çıkan engelleride kaldırarak bu kutlu davada görev almaya devam edeceğiz...
Saygılar
Emin Demirkır

Fatih YAMAN
Fatih YAMAN - 2 hafta Önce

Teşekkürler.. Fatih Şimşek

Ali Osman Baş
Ali Osman Baş - 2 hafta Önce

Tebrik ediyorum Fatih Bey Çok iyi tespit.

Özay akgün
Özay akgün - 2 hafta Önce

Ellerinize sağlık hocam böyle düşüncelere sahip insanları millet vekili ve bakan olarak görmek isteriz