banner28

EĞİTİMDE Kİ SOSYAL KAVGA: PERFORMANS

Eğitim Bir Sen Sakarya Şube Başkanı olarak göreve başladığım 2015 den bu yana devamlı alanda olmaya, kurumlarımızda büyük fedakârlıklarla ülkemizin geleceğini hazırlayan eğitim çalışanlarımızla her bir vesile ile buluşmaya gayret gösterdim… Teşkilatıma da bunu hep tavsiye ederek, “sendikacılığın yüzde 80’inin alanda olmak olduğunu” söyledim… Kurumlarımız da huzur içinde, mutlu olarak çalışan eğitim çalışanlarımızın bulunduğu okullarımızın başarı çıtasını yükselttiklerine şahit olduğumuz gibi aksine mutsuz ve huzursuz eğitim çalışanlarının bulunduğu okullarımızın da biçare oluşlarına da tanık olduk…

Başarılı okullarımız da, yöneticilerimizle birlikte hizmetlisinden öğretmenine bütün eğitim çalışanlarımızın nasıl da bir ekip olarak sevgi ve saygı çerçevesinde oluşan bir dayanışmayla koşuşturduklarını, velilerin ve öğrencilerin kendi okullarına nasıl sahip çıktıklarını dinledik… Başarısız okullarımız da ise, yöneticilerimizin ve diğer eğitim çalışanlarımızın birbirleriyle ilgili devamlı olumsuz cümle kurduklarına, dedikodunun ve sahipsizliğin ise, hem eğitim çalışanlarımıza hem yöneticilerimize hem de velilerimiz ile öğrencilerimize çıkardığı sosyal faturanın ağırlaştığını gördük…

İşte tam da bu dönemde okullarımızda görev yapan eğitim çalışanlarımıza yönelik ısrarla ve Eğitim Bir Sen in bütün kaygılarını paylaşmasına ve direnmesine karşı üçüncü defa gündeme getirilmek istenen sözüm ona performans değerlendirmesi yönetici- öğretmen- veli- öğrenci bağlamında yeni bir kavganın fitilini ateşleyecek gibi görünüyor…

MEB in bu ısrarını anlamak mümkün değil… 

Peki, bu faturanın daha da ağırlaşacağını biz görüyoruz da neredeyse bütün ülkeyi ilmek ilmek sarmış teşkilat yapısıyla Milli Eğitim Bakanlığı bunu görmüyor mu?

Tabii, bu sorunun her iki cevabı da MEB açısından sıkıntılı…

Evet, görüyor demek, yani MEB kendi eğitim çalışanlarının bilerek ve isteyerek sahada huzursuz ve mutsuz olmasını istemesi anlamına gelir ki…

 Yooo!

Bunu düşünmek dahi istemem… Bu farklı bir kapıya çıkar…

Hayır, bilmiyor demek, yani ülkenin her tarafını sarmış olan teşkilatıyla taşradan bi haber olduğunu, eğitim çalışanlarının sorunlarını, sıkıntıları, duygu ve düşüncelerini tespit edemiyor anlamına çıkar ki, bu kocaman teşkilat yapısında ki iletişimin sağlıklı işletilemediğini ifade eder… Bu biraz daha masumane olur, lakin bu da mazeret olmaz…

Benim tavsiyem madem MEB teşkilatları kanalı ile kendi personeli ile sağlıklı bir iletişim kuramıyor, o zaman yapacağı çalışmalarla veya eğitim çalışanlarını ilgilendiren konularla ilgili mevcut internet sitesinde “Bir Memnuniyet Anketi” çalışması yapsın… Ben adım gibi eminim ki gerek performans değerlendirmesi, gerek iş güvencesi olan 657 gerekse şiddet gibi birçok konuda MEB in karnesi zayıf çıkacaktır…

Eğitim çalışanları çalıştıkları kurumlarda huzur içinde çalışmak istiyor… MEB in kendi personeline sahip çıkmasını, çalışma şartlarını düzeltmesini, saygı ve itibarlarının geri verilmesini istiyor…

Bu arada bir sözüm de Türk Eğitim Sen in yeni seçilen taze Genel Başkanına ve teşkilatına… Sayın Talip Geylan ın 26 Şubat 2018 de attığı tweet de kullandığı “MEB performans değerlendirme konusunda ısrarcı gibi görünüyor. Aslında negatif yönü olmayan pozitif performans tartışılabilir..” ifadesinin yanlışlığıdır. Bu ifade baştan kaybetme isteğinin zorunlu kabullenişin ve teslim edilen eğitim çalışanlarının iradesinin ön cümleleridir. Bu cümleler yanlış kurulan ve kurgulanan cümlelerdir… Bir yerlere mesaj verme adına faturası ağır sosyal maliyeti yüksek cümlelerdir…

Performans değerlendirmesinin pozitifi negatifi olmaz… Performans değerlendirmesi eğitimin sosyal dokusunu bozar… Bunun için performans değerlendirmesi bizim/hepimizin kırmızı çizgimiz olmalıdır…

Selam ve Dua İle…

YORUM EKLE