Harem Tasvirleri Gerçeği Yansıtmıyor

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi tarafından ‘Osmanlı Saray Kadınları ve Padişah Haremi’ başlıklı bir konferans düzenlendi. SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Ali Akyıldız konuşmacı olarak katıldı.

Harem Tasvirleri Gerçeği Yansıtmıyor
banner3

Etkinliğin başında tarih boyunca kadın ve paranın hiçbir zaman değerini kaybetmediğini ifade eden Prof. Dr. Ali Akyıldız, oryantalistlerin temsili olarak ortaya koyduğu harem resimlerinin aslını yansıtmadığını belirtti.

Oryantalist eserler gerçeği yansıtmıyor

Oryantalistlerin harem tasvirlerinin aslını yansıtmadığını belirten Prof. Dr. Akyıldız, “Oryantalist eserlerin içinde kullanılabilecek doğru eserler de var. Ancak bu eserlerin yarısından çoğu kullanılabilecek eserler değildir. Osmanlı haremi üzerine çalışma yapacak birinin kesinlikle Osmanlı kaynakları eserlerden yola çıkarak çalışmasını sürmesi gerekir.  Ben de yaptığım çalışmalar içerisinde kaynak olarak Osmanlı kaynaklarından yola çıkarak yaptım. Diğer kaynaklar neredeyse yok şeklindedir. Osmanlı kaynakları dışında anlatılan metinler, çizilen resimlerin çoğu hayal dünyasından çıkan materyallerdir’’ dedi.

Harem kadınlarını yabancı gözler göremezdi

“Harem kadınları arabayla gezerken sokaktakileri görebilir fakat onları yabancı gözler göremezdi” diyen Prof. Dr. Akyıldız, ‘’Onları yabancıların görmemesi için her türlü tedbir alınırdı. Kadınlar has bahçelere veya cami ve türbe ziyaretine gidecekleri zaman, çoğu kere geçecekleri yerlerdeki dükkanlar kapatılır, bezden sokaklar oluşturulur ve başkalarının onları göremeyeceği mahrem alanlar yaratılırdı. Oryantalist fantezileri ve insanların hayallerini yönlendiren de haremin bu mahremiyet ve dışa kapalılığıydı. Boğazda karşıya geçecekleri zaman ise bir set oluşturulur diğer kayıkların yaklaşması önlenirdi. Gidecekleri yerde de zaten önlem alınarak onların mahremiyeti korunurdu’’ şeklinde konuştu.

Valide sultan padişah annesi olursa değer kazanırdı

Valide sultanların çocuklarının önemine göre değer kazandığını belirten Prof. Dr. Akyıldız, ‘’Valide sultan tabiri, oğlunun tahta çıktığını görebilen padişah anneleri için kullanılırdı. Padişahın kadın ve cariyeleriyle ilişkisi, harem için cariye temini, hanedanın devamı için gerekli tedbirlerin alınması, şehzadelerin padişahın kahredici gücüne karşı muhafazası, haremin düzen ve disiplininin sağlanması, en önemli görevleriydi. Rolleri, şartların gereği olarak zaman zaman haremin dışına, siyasi alana da taşardı. Nitekim, 16. yüzyılın son çeyreğinde yaşayan Nurbanu ve Safiye gibi iki önemli figür, oğullarının iktidarlarına ortak oldukları gibi, 17. yüzyılda tahta geçen yaşı küçük veya akli melekeleri zayıf padişahların naibelik görevlerini de mecburen valideleri üstlenmişti’’ ifadelerini kullandı.

Padişehler annelerine karşı saygılıydı

İslamiyet’in anneye verdiği değerden dolayı padişahlar validelerine karşı saygılı davranır ve gönüllerini hoş tutmaya çalışırdı diyen Prof. Dr. Ali Akyıldız konuşmasına şu şekilde devam etti:

‘’IV. Murad’ın ters düştüğü annesi Kösem Sultan’ı bir ara Eski Saray’a göndermek istemesi, Sultan İbrahim’in eşlerinin etkisiyle annesini haremden uzaklaştırması ve Saliha Sultan’ın istediğini yapmayan oğlu I. Mahmud’a “validelik hakkını helal” etmeyeceğini söylemesi gibi veriler, anne-oğul arasında iktidarın kullanımı konusunda zaman zaman sorunların yaşandığını ve ilişkilerin tekdüze gitmediğini göstermektedir.’’

Etkinlik sonunda konuşmacı Prof. Dr. Ali Akyıldız’a,  Sakarya Üniversitesi Osmanlı Araştırmaları Merkezi Başkan’ı Prof. Dr. Mükerrem Bedizel Aydın tarafından hediyesi takdim edildi.

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2019, 11:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER