BU ŞEHRİ SEVİN!

Bence insan kolay kolay bir şehri sevmez. Oraya alışması gerekir. Orada huzur bulması gerekir.

Mesela yaşadığımız yer bizim vazgeçilmezimizdir çünkü orada doğup büyümüşüz oranın sokaklarında oyun oynamışız düşünsene ayrı kalabilir miyiz ?

Bence hayır.

Kalsak bile özlemini çekeriz.

Bir şehre alışmak için orada bir kaç gün kalmak yeterli olmaz . Aylarca hatta belki yıllarca orada kalmalıyız ki oraya alışabilelim...

Ama inanın ki hiçbir yer doğup büyüdüğün şehre benzemez...

Neden geldik buraya?

Şehrimizi sevmemizden olabilir mi?

Biz bu şehirde doğduk, bu şehirde güldük, ağladık…derdimize ortak olduk, beraber düştük, omuz omuza maç izledik, davamız olan şehrin geleceği için kavga ettik.

Gurbetteyken göğsümüz kabara kabara Sakaryalıyız dedik.

Sakaryalılık hiçbir yerde satılmıyor.

Tam tersine Sakaryalı satmıyor.

Sakaryalılık farklı bir hissiyattır, Sakaryalılık başka bir olaydır.

Sakarya ve Sakaryalılık yazılara sığmaz!

Eee! Tabi ki de Sakarya’da farklı bir boyutta var mesela;

Çıkıyor biri diğerine ‘ben lazım, ben abazayım, ben boşnağım, ben gürcüyüm’ diyor.

Hatta ve hatta

Adam diyor ki ben Trabzonluyum!

Tamam Allah kabul etsin de Sakarya da kime hava yapıyorsun da bunu söyleme ihtiyacı duyuyorsun. Sorsan sadece Trabzonspor’un renklerini, hamsisini ve kuymağını biliyor.

Uşağım onu tüm ülke biliyor.

Siz orada doğmuş olabilirsiniz, oradan buraya gelmiş olabilirsiniz her zaman başımızın üzerinde yeriniz var.

Neyse mesele Laz olmak, Trabzonlu olmak, Göçmen olmak değil,

Mesele Sakaryalı olabilmek…

Sakaryalı olmak herkese nasip olmaz, nasip olanda zor taşır bu ağırlığı.

Çünkü bize her yer SAKARYA değil, Biz her zaman Sakaryalıyız.

Bırakın da o ayrılacakta bizde kalsın…

İsteyen istediğini anlayabilir atış serbest…

Bizim mevzumuz Sakarya

Bu şehir çok depremler yaşadı en çokta 17 Ağustos 1999 depreminde büyük yara aldı.

Bu şehrin 17 Ağustos öncesi ve sonrası var

Bu şehirde doğanlar ve yaşayanlar travmalara sebebiyet verecek anı yaşadı

gecenin tam 03.02 sinde…

Herkes için zordu bu saatten sonra ayakta durmak.

Beton yığınlarının üzerinden atlaya atlaya sevdiklerine koşuyordu insanlar bilinçsizce

Üstünden geçerken enkazın altındakileri nereden bilecekti ki insanoğlu.

Şehrin hafızası tam değişime uğrayacakken.

O dönemde devletin başındakiler bizleri yetim bıraktı.

Sanki şehir cezalıydı.

Evet evet cezalıydı.

Devletin başında 57.Koalisyon Hükümeti DSP-MHP-ANAP vardı.

Adapazarı’nda da Fazilet Partisi mevcuttu.

Adapazarı diyorum hem il belediyesi olarak bilinirdi hem de biz Adapazarlıyız dediğimizde

Sakarya demekti.

Bu şehir nasıl düzelir nasıl ayağa kalkar kimsenin bir fikri yoktu. Çark caddesinde dükkanı olan, yeni cami de evi olan evini, dükkanını bedava verip, alın ben gidiyorum, bu şehir 50 sene kendine gelemez haritadan silindi artık Adapazarı yok diyenlerden,

Adapazarı’nı seviyorum Adapazarı’nı Terketmiyorum diyenlerin şehriydi Sakarya.

Tabi ki de BİZ DE TERKETMİYORUZ dedi zamanın belediye başkanı.

Çok dedikodular yaptılar; Belediye başkanı kaçtı, arabanın içinde saklandı, vatandaşın karşısına çıkacak yüzü yok diye.

Gerçekler öyle mi peki!

Kesinlikle hayır tabi ki…

Bu şehri seven belediye başkanlarını çok iyi biliyoruz. Sevmeyenleri de…

Aslında sevmediğimiz, kızdığımız tek şey devletin bizlere gereken önemi göstermemesiydi.

Lobilerin başka yerde toplanıp burayı afet bölgesi ilan etmemesiydi.

Sakaryalı çok iyi biliyor ki depremde ölenlerin gerçekteki sayısı resmi sayılarla aynı değil.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Yerel yönetimler ellerinden geleni yapıyordu. Ülkemizin her bir ucundan yardımlar geliyordu.

Özellikle Ankara ve İstanbul dan çok yardım gördü bu şehir.

Her bir vatandaş kendi güçleri yeterince yardım getirmeye çalışırken izmit te yolları kesilen mi dersiniz ‘Bu yardımlar Sakarya’ya gitmeyecek, Gölcük’e, Yalova’ya gidecek diyenlere direnen Sakaryalı hiçbir zaman vazgeçmedi sevdasından.

50 senede ayağa kalkamaz diyenlere inat bu şehri o dönemin belediye başkanları ayağa kaldırdı hem de 3 lü koalisyona rağmen çok şükür.

O dönemlerden bu zamana kadar bu şehirde neler değişmedi ki. Anlatmakla bitmez!

Ancak değişmeyen şeylerde var inkar edemeyiz.

Sakarya ayağa kalktı sayın büyüklerim.

Sakarya her zaman devlettir ve her daim 18 yaşındadır.

Hiçbir şeyi unutmaz. Ne yapılanı, ne de yapanı.. Sadece bekler sabırlı bir şekilde…

Yeri ve zamanı geldiğinde babasını tanımaz bu şehir gereken cevabı verir.

Daha yapılacak çok şey var bu şehir için.

Bir an önce kolları sıvamak lazım, kaybedilecek 1 saniyemiz bile yok.

Vakit koşma vaktidir.

Bu şehri sevmek için bir sürü nedenimiz varken niye içten sevgimizi gösteremiyoruz.

Sadece Bu Şehri Sevin diyoruz

Aidiyet duygunuzu kaybetmeyin diyoruz

Çok şey mi istiyoruz.

Sakın Hikayeden Sevmeyin bu şehri.

Eğer böyle bir hata yaparsanız bu millet cezayı keser benden söylemesi…

‘17 Ağustos 1999 depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.’

Rabbimden duam bir daha böyle afet yaşanmaması!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kanunsuzoflu
Kanunsuzoflu - 3 ay Önce

Bu şehrin suyunu içen bu şehri terkedemez terkedenler yanlış şu içmiştir kesin bu şehir öyle büyük yüreklidirki içinde her milletten insana kucak acar ancak bazıları bu şehrin kucağını menfi çıkarları için kullanır bilmezler ki bu şehir verdiklerini bu şehri terkedenlerden geri alır??? Ama maddi ama manevi ?