Ben de bir CAHİLİM!

Dün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’ydı. Allah, ulusal bayramlarımızdan biri olan 19 Mayıs’ı, bu topluma İLELEBET kutlamayı nasip etsin. 

Dini bayramlar, ulusal bayramlar, anma günleri… Bütün bunlar bir toplumun kültürel hafızasını besler. Bunlar, önemli kültürel sembollerdir. Tarihi yolculuğumuzun hangi aşamasında bizim olduğuna bakmadan, her birini gelecek nesiller olarak sahipleniriz. Çünkü her biri, bizim hem geçmişimiz hem de geleceğimizdir. 

Kutlamalara ister katılırsınız, ister katılmazsınız. Hayatınızda önemli bir yeri vardır ya da yoktur. Meselemiz bu değil. Önemli olan bu sembollerle dalga geçilmemesidir. 

Bir toplumun kültürel hafızasındaki sembollerle dalga geçenler, ancak o topluma düşman başka toplumun fanatik fertleridir. 

Meseleye biraz ortadan girdim. Biliyorum. Ama bu gerekliydi.

Şimdi gelelim, neden en başta cahil olduğumu ilan ettiğime: Evet, doğru. Tıpkı sizler gibi, bu ülkenin her bir vatandaşı gibi, ben de bir CAHİLİM. 

Cahil dediysek, “öğrenim görmemiş, okumamış” anlamında değil, “belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan” anlamında kastediyorum. 

Dünya geliştikçe, meslekler birbirinden ayrışıp uzmanlıklar arttıkça, toplum daha da cahilleşiyor. Çünkü herkes uzmanlaştığı alanda bilgi sahibi oluyor. Uzmanlaşmadığı alanın da cahili oluyor.  

Cumhuriyetimiz kurulduğundan beri eğitim en başlıca sorunumuzdu. Hatta bu konuda onlarca kitap yazılmıştır. Bu alanda beni en çok tatmin eden eserlerden biri, Mümtaz Turhan’ın “Maarif Davamız” adlı eseridir. Ama günümüzde eğitim sorunundan daha çok ahlak sorunuyla karşı karşıyayız.

Neden mi? Basit! Çünkü bazı piçler çıkıyor, toplumun kültürel sembolleriyle dalga geçiyor. 

Günümüzde herkes bir kutuplaşmadan bahsediyor. Bu kutuplaşmanın da siyasi bir mekanizmayla yönlendirildiğini söylüyorlar.

Bana göre ülkemizdeki gerçek kutuplaşma nezaketten, adap ve edepten nasibini alanlar ve alamayanlar arasındadır. 

Batının, daha doğrusu Avrupa’nın hatırı sayılır bir kesimi ya ateisttir ya da deist. Ama hiçbiri, kendi ülkelerinde Hristiyanlıkla dalga geçmiyor ya da milli bayramlarını kutlarken yanına küfür hakaret içeren söz dâhil etmiyor. 

Ama bizim topraklarda,  Ramazan ayında kadeh kaldırıp, bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret eden ve bunu sosyal medyadan yayınlayanlar, aslında bu ülkenin kültürel sembollerine hakaret ediyorlar. 

Yanlış anlamayın. Şuan cumhurbaşkanının şahsına yapılan hakareti tartışmıyorum. Onunla ilgili cezai yaptırımlar var. Bu suçu işleyen zaten adli makamlarda hesabını verecektir. Benim asıl takıldığım mesele bir ulusun, bir toplumun kültürel değerleriyle alay edilmesidir. 

Nezaketten nasibini alamamış cahil olan diğer bir kesim de 19 Mayıs’ı kutlarken, İslamiyet’i Araplıkla aynı olduğunu sanan kesimdir. 

Kutlama mesajlarının yanında “anladınız mı Arap artıkları”, “Arap kültürünü Türkiye’ye aşılamaya çalışan Arap artıklarına da kapak olsun!” gibi cahil sözler edenler var.

Boşuna dememişler “Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür” diye. 

Kalkıp bunlara anlatamazsın. 

Bundan 50 yıl önce Almanya’da çalışmaya giden Türkleri deve sürücüsü olarak gördüklerini bilmezler. 

Batının 12. yüzyıldan bu yana İslamiyet ile olan mücadelesinde sürekli Türklerle çarpıştığını. Haçlı seferlerinin çoğunun Türklere düzenlendiğini bilmezler. 

Avrupa’da, 18 yüzyılın sonuna kadar Müslümanlar yerine Türkler kelimesinin kullanıldığını, onlar için Türk eşittir Müslüman olduğunu bilmezler

90’lı yıllarda Amerikalı analistlerin İslam Medeniyetinin lokomotif ülkesinin, tarihi deneyimlerimizden ötürü, yine biz Türkler olacağını iddia ettiğini bilmezler.

İhsan Süreyya Sırma’nın “Tunus Hatıraları” adlı eserinde, Tunus’ta Güney Amerika’nın bir elçisiyle karşılaşmalarını anlatıyor. Elçi orada derki, “bizim oralarda hala biri Müslüman olduğunda (20. Yüzyılın sonlarından bahsediyoruz), biz ona Türk oldu deriz. Onlar için Afrika’dan gelen ya da başka bir yerden gelen Müslüman değil, Türk’tür!

İslam dinine Arap dini deme çirkinliğini bırakalım. Zaten Arap’ın adetleri değil bizim ilgimizi çeken. Bu toprakların temel inancı ve bunun yanındaki diğer inançlardır. Bunlar zenginliktir bizim için. 

Samsun’daki karede olduğu gibi, 

Hepimiz aynı gemideyiz. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Onlar bile ...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin usluoğlu
Metin usluoğlu - 1 ay Önce

Yazınızı tebrik ediyorum hocam. Başarılarınızın artarak devamını dilerim. Kutuplaşma son yılların trendi. Ama bu vatanın 1 tane olduğunu kimse bilmiyor. Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmayı nasip etmesin. Saygılar sevgiler sayın hocam

Özay AKGÜN
Özay AKGÜN - 1 ay Önce

Tebrik ederim hocam malesef dediğiniz gibi hepimiz aynı gemideyiz ve bu gemi batarsa herkez zarar görecek sonrasındada ne biz başkasinin gemisine bineriz nede bu vatanı terkederiz. saygilar hocam..

Emre Akar
Emre Akar - 1 ay Önce

Tebrikler hocam yazınızda bütünüyle inkâr edilemez doğruluklardan bahsediyorsunuz.Ve ayrıca cahillik konusunu çok iyi bir şekilde ele almışsınız.

Fırat çam
Fırat çam - 1 ay Önce

Yek vatan tek millet Allah’ın izniyle bi kıvılcım yeter türkü birlik olmaya

Ali GRN
Ali GRN - 1 ay Önce

Bende CAHİLİM... Tebrik ederim Fatih bey. Yazılarınız devamını diliyorum

Sürgün
Sürgün - 1 ay Önce

☝️☝️

Emin Demirkır
Emin Demirkır - 1 ay Önce

Kıymetli Kardeşim, bu özverili ve hoşgörü çerçevesinde yazdığın bu güzel yorum, göstersinki aynı ağaç gölgesinde, mola veren kervan gibi olduğumuzu, ebediyete çok yakın olduğumuzu hiç unutturmasın bize. Zira bir olursak diri oluruz vesselam, söyleyecek çok şey, anlayacak tek şey var... Vatan sağolsun. Milletimiz varolsun❤️❤️

Ali öncü
Ali öncü - 1 ay Önce

Tebrikler Fatih hocam evet yazınızı okudum elinize kaleminize ve bilginize sağlık başarıların devamını dilerim saygılar