3’lü Zirvede Çankaya’nın Gizemi

’’Bir şehir ol. Mesela Ankara gibi. De ki sokaklarım denize çıkana kadar seveceğim seni’’. Diyen şaire inat, sokakların Dünya Barışına çıkana dek, barışı istemek, barış için uğraşmak!..

Suriye'nin geleceğinin konuşulduğu üçlü zirve, Ankara'da Çankaya Köşkü'nde gerçekleşti.

Ankara Zirvesi her şeyden önce Suriye sorununa çözüm konusunda çaba sarf eden üç aktörün, bütün engellere rağmen bu sorunun çözümü konusundaki kararlılıklarını sürdürdüklerini gösteren önemli gelişme olarak değerlendirilmeli.

Zirvede kararlaştırılan en kritik konu ise çözüm yolunda önemli bir eşik olan Anayasa Komitesinin kurulması kararı oldu.

Bu konudaki anlaşmazlıkların giderilmiş olması Suriye'de savaş sonrası siyasal sistemin şekillenmesine yönelik önemli bir aşama olarak değerlendirilebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı ve Rusya lideri Putin ile 3'lü Zirve sonrası basın açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa komisyonuna ilişkin "Suriye komitesinin oluşturulması için oluşan pürüzler giderildi.

Anayasa komitesi çalışmalara başlayacak." dedi. Üç lider de Suriye'nin birliğinin korunmasından yana olduklarını bir kez daha altını çizdiler ve terör örgütlerine geçit verilmeyeceğini söyledi.

Hatırlanacağı üzere bu süreç;

Astana ve Soçi’de başladı. İdlib Mutabakatıyla devam etti. Bu mutabakat neden önemliydi? İki ülkenin birbirine olan güveninin kilometre taşıydı.

Ekonomik olarak diğer anlaşmalar zaten karşılıklı olarak birbirini besleyen şeyler ama İdlib mutabakatında Rusya, Türkiye’ye tam olarak güvendi. Bu mesele ABD’nin çok zoruna gitti.

Görevden alınana kadar Bolton defalarca Putin ve Erdoğan’ın arasına nifak ekmek istedi. Bunun için onlarca kez Rusya’ya ve Türkiye’ye geldi. Yetmedi bazı lobileri kullandı.

Özellikle Yahudi lobilerinden büyük yardım istedi. ABD ne yaptıysa iki bilge lider bu tür oyunlara gelmedi.

Başka hangi iki lider olsa bu ilişki sona ererdi. Üçlü zirveye şu nazarla bakabiliriz: Suriye’de bir barış sağlanacak ve bunu da iki lider Erdoğan ve Putin yapacak. Putin’in Kur’an-ı Kerim’den ayet okumasını şöyle açıklayabiliriz: Türk Basınında çok bilinmez ama Putin Kur’an meali okur ve İslam dinini çok araştırır.

Putin’in kendi ülkesinde yaşayan Müslümanlara tüm inançlarında serbestlik tanıması zaten bilinen bir gerçek.

Bir de Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dini bütün ve bütün Müslüman aleminin lideri olması Putin’i etkilemiştir.

Suriye halkının geleceğini düşünen ve bölünmemesi için uğraşan sadece Erdoğan ve Putin’dir. Türkiye ve Rusya Suriye’nin bu kaos ortamından çıkması için gerekli adımları atmıştır.

İran’ın da bu konuda desteği bellidir. Batı bu işi kendi çerçevesinde çözmek istedi ama Erdoğan ve Putin bu meselesinin çözümünün bölge dominant ülkelerinde olduğunu tüm dünyaya gösterdi.

Eğer bu komite sağlıklı bir şekilde çalışabilirse, yani Esed yönetimi muhaliflerin siyasal sistemde meşru ve hakkaniyetli bir şekilde temsilini kabul ederse Fırat'ın batısına dair bütün sorunların çözümü mümkün olacaktır.

Bu, mültecilerin de evlerine dönmelerinin yolunu açar. Ancak Şam yönetimi bu konuda gerekli esnekliği göstermezse, bu durum yeni çatışma anlamına gelir.

Böyle bir durum aynı zamanda Rusya, İran ve Türkiye arasındaki işbirliğini bozacak bir gelişme olacaktır.

Umut ederiz ki;

Bölgemiz için kaos ortamı oluşmasın, göçmen durumuna düşürülen Suriye halkı kendi vatanlarına dönüp güvenli yaşasın.

Ayrıca 3’lü zirvenin Çankaya Köşkünde yapılması iç siyaset bakımından önem arz ettiği gözükmektedir.

Bir takım yazarlar ve düşünürlere göre, Çankaya Köşkünde yapılan zirvenin asıl mesajı;

Yönetim şekli değişen Türkiye Cumhuriyetinin, yakın gelecekte güçlendirilmiş parlamenter sisteme tekrar geri dönme ihtimalinin oluşması olarak yorumlanmaktadır.

Elbette bizler bu durumu kesin bilmemekle birlikte, böylesine bir dönüşümün olması için hiçbir sebepte görmemekteyiz.

Biliyor ve inanıyoruz ki, ast olan ülkemizin felahı ve bölgesinde muktedir olmasıdır.

Bir yılı aşkın süredir uygulanmakta olan Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin kendi özelinde bazı eksikleri ve aksayan yönleri olduğunu ifade eden bir takım cevreler, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmenin sonraki yıllarda hükümet etme kolaylığını da birlikte getirebileceğini iddia etmekteler.

Bizim yaptığımız araştırmalar neticesi ise;

Bu tip hayati konularda piyasaya algı yüklemesini yapanların, Ak Parti’den ayrılıp kendilerine farklı yol çizen siyasilerin, arzu ettiği sonuç olarak ortaya çıkmasından başka bir şey olmadığıdır.

Kanaatimiz odur ki;

Sayın Cumhurbaşkanımız, Türk siyasetine iz bıraktığı yönetim şekli değişikliğini daim kılıp, gönül rahatlığıyla misyonunu tamamlamak niyetinde olmasıdır.

Bekleyip göreceğiz!..

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

”Doğmamış çocuğa elbise dikmekten vaz geçtiğimizde’’

YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman Erdoğmuş
Osman Erdoğmuş - 3 hafta Önce

İlgiyle takip ediliyorsun

Bekir Sarı
Bekir Sarı - 3 hafta Önce

Ne yaparsan yap, siz has partilisiniz kendinizi avutun asla ak parti de yer bulamazsınız. Sistem sizi kabul etmiyor, ahmet davutoğıunun veya ali bebecanın partisine gidin.Ülkeye hizmet edin, kıymetiniz bilinsin.